pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 İSLAMDAN SEÇMELER

11 Mart 2024 Pazartesi

FIKIH SORU CEVAB

FIKIH SORU CEVAB
1- Abdest Nedir?
Dirsekler ile beraber ellerin, yüzün, topuklarıyla beraber ayakların temiz su ile yıkanması ve başın meshedilmesidir.
2- Adak Nedir?
Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir.
3- Ahiret Ne Demektir?
Kıyametin kopmasından sonra başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan cennet ve cehennem hayatıdır.
4- Ahkam Nedir?
Kur’an ve Sünnetin içerdiği dinî hükümlerdir.
5- Ahlâk nedir?
Bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların bütünüdür.
6- Allah’ın Rızası Ne Demektir?
Yapılan herhangi bir işten Allah’ın hoşnut olmasıdır.
7- Amin Ne Demektir?
Yapılan duâ için, “Ya Rabbi Kabul buyur” demektir.
8- Arafat nedir?
Hacı adaylarının “vakfe” yapmak üzere arefe günü toplandıkları, Mekke’nin güneydoğusunda bulunan bir bölgedir.
9- Arş Nedir?
Mecazî anlamda, ilahî hükümranlık tahtı demektir.
10- Ashâb Ne Demektir?
Hz.Peygamber’i gören ve onunla sohbet eden müslümanlardır.
11- Aşere-i Mübeşşere Nedir? Ve Kimlerdir?
Dünyada iken Hz.Peygamber tarafından Cennetle müjdelenen on kişiye Aşere-i Mübeşşere denir.
Bunlar: Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talhâ, Zübeyr, Avf oğlu Abdurrahman, Sa’d, Zeyd oğlu Saîd, EbûUbeyde (r.a.) hazretleridir.
12- Aşûre Nedir?
Kameri takvimin birinci ayı olan Muharremin onuncu gününe verilen isimdir.
13- Ayet Nedir?
Kur’an-ı Kerim’de durak işaretleri arasındaki cümle ya da ifadelerdir.
14- Berat nedir?
Borçtan, suç ve cezadan kurtulmaktır. Günahlardan kurtulmaya vesile olan Şaban ayının onbeşinci gecesine de Berat gecesi denir.
15- Beytullah Ne Demektir?
Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Kâbe’nin diğer adıdır.
16- Bid’at nedir?
Dinin aslından olmadığı halde dindenmiş gibi algılanan şeylerdir.
17- Câiz Nedir?
Yapılması dinen yasak olmayan şeydir.
18- Cami ve Mescid Nedir?
Müslümanların toplu halde veya tek başına namaz kılıp, ibadet ettikleri umuma açık mübarek mekanlardır.
19- Cennet, Cehennem, Sırat-ı Müstekîm, Berzâh Ne Demektir?
Cennet; Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından sakınanların konulacağı ebedi mükafat yeridir.
Cehennem; kafirlerin sürekli olarak kalacakları azap yeridir. Sırat-ı Müstakîm; Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de beyan ettiği dosdoğru yoldur.
Berzah; ölümle kıyamet arasındaki zaman dilimidir.
20- Din Nedir?
Hür iradeleriyle inanan akıl sahibi insanları, en iyiye, en doğruya, en güzele ve ebedî mutluluğa ulaştıran ilahî kanunlar bütünüdür.
21- Dört Büyük Kitabı Biliyor musunuz?
Dört büyük kitab: Tevrât, Zebûr, İncil ve Kur’an’dır.
22- Dört Büyük Meleği Biliyor musunuz?
a) Cebrail: Allah’tan vahiy getiren melektir.
b) Mikail: Evrendeki tabiat olayları ve canlıların rızıkları ile görevli melektir.
c) İsrafil: Kıyametin kopması ve insanların kabirlerinden kalkması için “Sûr”a üflemekle görevli melektir.
d) Azrail: Canlıların ruhlarını almakla görevli melektir.
23- Duâ Nedir?
Kulun istek ve arzularını uygun bir üslupla Allah’a arzetmesidir.
24- Ebedî ve Ezelî Ne Demektir?
Ebedî, sonu olmayan; ezelî ise başlangıcı olmayandır.
25- Ecel Ne Demektir?
Allah’ın takdir ettiği ömrün sona erdiği andır.
26- Ecir Nedir?
Yapılan güzel ameller karşılığında Allah’ın kullarına verdiği mânevî mükafattır.
27- Esmâ-i Hüsnâ Nedir?
Yüce Allah’ın en güzel isimleri anlamına gelir.
28- Ezan Nedir?
Namaz vakitlerinin girdiğini bildirmek üzere müezzin tarafından okunan ve özel sözlerden oluşan dini bir davettir.
29- Farz Nedir?
Dinen yapılması kesin olarak istenen şeydir.
30- Fasık nedir?
Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmeyen kimseye denir.
31- Fıkıh Nedir?
Kişinin amel yönünden faydasına ve zararına olan şeyleri bilmesidir.
32- Fidye Nedir?
Meşru mazeretler sebebiyle bazı ibadetlerin yapılamaması veya ibadet sırasında eksikliklerin oluşması sebebiyle yerine getirilmesi gereken dinî yükümlülük.
33- Fitne nedir?
İyi veya kötü şeylerle deneme, manevî çöküntü, sosyal kargaşa ve kaos demektir.
34- Fitre Nedir?
Ramazan Bayramına kavuşan ve dinen zengin sayılan Müslümanların, kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için fakirlere vermeleri gereken belli miktarda mal ya da paradır.
35- Gusül Nedir?
Ağızı, burnun içini ve bütün bedeni yıkamaktır.
36- Günah Nedir?
Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olan amel, söz ve davranışlardır.
37- Hadis Nedir?
Hz.Peygamberin sözleri veya O’nun fiil ve onaylarının sözle ifadesine denir.
38- Haram Nedir?
Dinen yapılması kesin olarak yasaklanan şeydir.
39- Haşr Nedir?
Bütün canlıların yeniden diriltilerek mahşerde, hesap vermek üzere toplanmasıdır.
40- Hatim Nedir?
Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar orijinalinden okunup bitirilmesidir.
41- Hayır Nedir?
Hayır, Yüce Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan güzel amellerdir.
42- Helal Nedir?
Yapılıp yapılmaması konusunda dinî bir hüküm bulunmayan şeylerdir.
43- Hicret Nedir?
Hz. Muhammed’in Miladî 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayıdır.
44- Hilye-i Şerif Nedir?
Peygamber Efendimizin dış görünüşünü ve vasıflarını anlatan eserlere verilen addır. “Hilye-i Saâdet” de denir. FIKIH SORU CEVAP 1
45- Hurâfe Nedir?
Akla ve ilme aykırı olan ve hiçbir temeli bulunmayan batıl inançlar ve uygulamalardır.
46- Hutbe Nedir?
Cuma ve Bayram günlerinde camilere gelen müminleri, dinî konularda aydınlatmak üzere hatibin yaptığı konuşmadır.
47- İbadet Nedir?
Allah’a gönülden, isteyerek yönelmek ve karşılığında sevap vadedilen dinî görevleri ve amelleri Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla yerine getirmektir.
48- İcmâ Nedir?
Hz.Peygamber’in vefatından sonra, herhangi bir asırda, bütün İslam müçtehitlerinin, dînî bir konuda ortak hüküm vermeleridir.
49- İçtihat Nedir?
Müçtehidin herhangi bir dînî mesele hakkında bir hükme ulaşabilmek için belli tekniklere başvurarak bütün gücünü harcaması demektir.
50- İftar Nedir?
Oruç açmaktır.
51- İhram Nedir?
Hac veya umreye niyet eden bir kimsenin, diğer zamanlarda mübah olan bazı davranışları belirli bir süre boyunca kendisine yasaklamasıdır. Bu amaçla giyilen şeye de aynı ad verilir.
52- İhsan Nedir?
İnsanlara iyilik etmek, yararlı ameller işlemek ve “Allah’ı görüyormuş gibi, O’na ibadet etmek” demektir.
53- İlahi Kudret Nedir?
Yüce Allah’ın gücü ve kuvvetidir.
54- İlâhî Ne Demektir?
Tasavvuf Edebiyatında Allah ve Peygamber sevgisini dile getiren şiir türünden dizelerdir.
55- İlk Müslümanlar Kimlerdir?
İlk Müslümanlar Hz.Hatice, Hz.Ali, Zeyd b. Hârise ve Hz.Ebu Bekir’dir.
56- İlk Vahiy Peygamberimize Ne Zaman Gelmiştir.
İlk vahiy, Miladî 610 yılında, Hz. Peygamber, kırk yaşında iken, Mekke yakınındaki Nûr Dağı’nda ve Kadir Gecesi’nde gelmiştir.
57- İmam-Hatip Kimdir?
Cemaate namaz kıldıran ve hutbe okuyan kimse demektir.
58- İman Nedir? Veya İnanç Nedir?
Hz.Peygamber’in, Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerin doğruluğunu kabul ve tasdik etmektir.
59- İmsak Nedir?
Oruç niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişki gibi orucu bozan şeylerden uzak durmaktır.
60- İrşâd Nedir?
Müslümanlara doğru yolu göstermek ve onları dinî görevleri hakkında aydınlatmaktır.
61- İslam Nedir?
Allah’ın, insanlara Peygamberi Hz.Muhammed (s.a.v.) vasıtasıyla gönderdiği son ilâhî dinin adıdir.
62- İsrâ Nedir?
Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir.
63- İtâat Nedir?
Allah’ın emirlerine uyup, yasaklarından sakınmaktır.
64. İtikad nedir?
İnanma, gönülden tasdîk etme demektir. İtikadî konular denilince, iman esasları akla gelir.
65- İzar nedir?
Hac veya Umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden aşağısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.
66- Kâbe nedir?
Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Mekke’deki Mescid-i Haram’ın içinde bulunan, Hz.İbrahim ile oğlu Hz.İsmail (A.S.) tarafından inşa edilmiş olan mukaddes ma’bettir.
67- Kaç Çeşit İbadet Vardır?
İbadetler bedenî, malî ve hem bedenî hem malî İbadetler olmak üzere üç çeşittir.
68- Kader Ne Demektir?
Yüce Allah’ın ezelden ebede kadar meydana gelecek olayları, bunların zamanını, yerini, miktarını ve niteliklerini ezelî ilmi ile bilip takdîr etmesidir.
69- Kâfir Kime Denir?
İslam dininin temel esaslarını kabul etmeyen, Hz.Peygamber’in, Yüce Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hususları inkar eden kimsedir.
70- Kaza Ne Demektir?
Yüce Allah’ın ezelî ilmiyle takdîr ettiği şeylerden her birinin zamanı gelince o takdire uygun olarak yaratmasıdır.
71- Kelime-i Şehadet Nedir?
“Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim” anlamındaki, “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedüenne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” ifadesidir.
72- Kelime-i Tevhit Ne Demektir?“
Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed O’nun elçisidir” anlamındaki “Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah” ifadesidir.
73- Kıble nedir?
Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri taraf, Kâbe cihetidir.
74- Kırâat Nedir?
Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir. FIKIH SORU CEVAP 2
75- Kıyam Nedir?
Namazda ayakta durmak demektir ve namazın farzlarından biridir.
76- Kıyamet Ne Demektir?
Yüce Allah’ın belirlediği zaman gelince kâinat düzeninin bozulup yıkılması ve dünyanın sonunun gelmesidir.
77- Kıyas Nedir?
Kur’an ve Sünnet’te hükmü açıkça belirtilmeyen bir meselenin hükmünü, aralarındaki ortak nitelik dolayısıyla, hükmü açıkça belirtilen diğer meseleye göre açıklamaktır.
78- Kirâmen Kâtibîn Nedir?
Her mükellef insanın yaptığı bütün işleri kayda geçiren yazıcı meleklerin adıdır.
79- Kul Nedir?
Allah’ın hüküm ve tasarrufu altındaki tüm insanlar demektir.
80- Kur’an-ı Kerîm’de Kaç sûre Vardır?
Kur’an-ı Kerîm’de 114 sûre vardır.
81- Kurban Nedir?
Allah’a yakın olmak ve rızasına ermek için ibadet niyetiyle kurbanlık bir hayvanı kesmektir.82- Kürsü Nedir?
Camilerde vaizlerin va’z sırasında oturdukları yüksekçe yerdir.
83- Mahşer Ne Demektir?
Öldükten sonra dirilen insanların toplanacağı yerdir.
84- Meâl nedir?
Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır.
85- Mekruh Nedir?
Dinen yapılmaması zannî delille istenen şeydir.
86- Melek Ne Demektir?
Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren, gözle görülmeyen nûrânî varlıklardır.
87- Mevlid Nedir?
Doğum zamanı demektir. Peygamberimizin doğumu ve bunu anlatan eser anlamında kullanılır.
88- Mi’rac Nedir?
Peygamberimizin, Kudüs’deki Mescid-i Aksa’dan, Yüce Allah’ın, manevî huzuruna yaptığı yolculuğun adıdır. Dinî literatürde, Recep ayının 27. gecesi “mîrac gecesi” olarak bilinir.
89- Mihrap Nedir?
Cami, mescid ve namazgâhlarda kıble yönünde bulunan ve İmam-Hatibin namaz kılarken durduğu bölümdür.
90- Minber Nedir?
Camilerde İmam-Hatiplerin cuma ve bayram hutbesi okudukları basamaklı yüksekçe yerdir.
91- Mîzan Ne Demektir?
Mahşerde hesap görüldükten sonra herkesin amellerinin tartılacağı ilahi adalet terazisidir.
92- Mucize Ne Demektir?
Peygamberlerin, peygamber olduklarını ispat için Allah’ın izni ile gösterdikleri hiçbir insanın benzerini yapamayacağı harikulade hallerdir.
93- Mukâbele Nedir?
Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
94- Mukaddesât Nedir?
Dinimizce kutsal kabul edilen değerlerdir.
95- Mushaf Ne demektir?
Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.
96- Mü’min Kime Denir?
Allah’a, Hz.Peygamber’e ve O’nun haber verdiği şeylere gönülden inanıp, kabul ve tasdîk eden kimsedir.
97- Mübah Nedir?
Dînen yapılıp yapılmaması serbest bırakılan şeydir.
98- Müezzin-Kayyım Kimdir?
Namaz vakitleri girince ezan okuyup, cami ve cemaatle ilgili hizmetleri gören kimsedir.
99- Müfsid Ne Demektir?
Usûlüne uygun olarak başlanmış bir ibadeti bozup, geçersiz hale getiren herhangi bir davranıştır.
100- Müftü Kimdir?
Dinî konularda fetva vermeye yetkili olan kimsedir.
101- Mükellef Ne Demektir?
Dinî hükümleri yerine getirmekle yükümlü olan kimse demektir.
102- Münâcât Nedir?
Allah’a sessizce duâ etmek, yalvarmak ve niyaz etmektir. Dua içerikli şiirlere de münacât denir.
103- Münafık Kime Denir?
Kalben inanmadığı halde, dili ile mümin olduğunu söyleyen kimsedir.
104- Münker Nekir Nedir?
Kabre konulan kimseye “Rabbin kim?, Peygamberin kim?, Dinin nedir?” diye soru soran meleklerin adlarıdır.
105- Müstehab veya Mendup Nedir?
Hz.Peygamber’in bazen yaptığı, bazen de yapmadığı dini içerikli işlerdir.
106- Na’t Nedir?
Peygamber Efendimizi övmek maksadıyla yazılan şiir türüdür.
107- Nafile, Kaza Nedir?
Nafile; farz, vacib ve sünnet ibadetlerin dışında sevap kazanmak için yapılan tüm ibadetlerdir.
Kaza; vaktinde yerine getirilememiş olan farz bir ibadetin vaktinden sonra yerine getirilmesidir.
108- Nebî veya Resûl Ne Demektir?
Allah’tan vahiy yoluyla aldığı emir ve yasakları insanlara ulaştırmakla görevli olan seçkin insandır.
109- Nisap miktarı ne demektir?
Dînen zengin sayılmanın ölçüsüdür.
110- Niyâz Nedir?
Duâ etmek demektir.
111- Niyet Nedir?
İnsanın bir şeyi yapmaya kalben ve zihnen karar vermesidir.
112- Orucun Kazası Ne Demektir?
Vaktinde tutulamayan oruçların daha sonra gününe gün olarak tutulmasıdır.
113- Orucun Kefareti Nedir?
Ramazan’da mazeretsiz olarak kasten orucu bozmanın cezası olarak peş peşe tutulan altmış gün oruçtur. Buna gücü yetmeyenler altmış fakiri sabahlı akşamlı doyururlar.
114- Oruç Kimlere Farzdır?
Oruç ergenlik çağına ulaşmış, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır.
115- Öşür Nedir?
Tarım ürünlerinden onda bir ya da yirmide bir oranında verilen zekattır. FIKIH SORU CEVAP 3
116- Peygamberimiz Hz.Muhammed Ne Zaman Doğmuştur?
Peygamberimiz Hz.MuhammedMiladî 571 yılında, Rebîulevvel ayının on ikinci gecesi seher vaktinde dünyaya gelmiştir.
117- Peygamberlerde Bulunan Temel Nitelikler Nelerdir?
Sözünde ve özünde doğru, her yönüyle güvenilir, günahlardan korunmuş, üstün akıl ve zeka sahibi, Allah’tan aldığı vahyi insanlara aynen ulaştırma peygamberlerin temel nitelikleridir.
118-Rab Nedir?
Yaratan, nimet veren ve terbiye eden anlamına gelir ve Yüce Allah’ın güzel isimlerindendir.
119-Rahman ve Rahîm Ne Demektir?
Allah’ın güzel isimlerinden olup çok merhamet eden, esirgeyen ve bağışlayan demektir.
120-Rahmet Nedir?
Allah’ın, yaratıklarına merhamet etmesi ve lütufta bulunmasıdır.
121- Regâib Nedir?
Rağbet olunan şey ve bol ihsan demektir. Örfümüzde Recep ayının ilk Cuma gecesi olarak bilinmektedir.
122- Rekat Nedir?
Namazın kıyam, rükû ve secdelerinden oluşan her bir bölümüdür.
123- Rida nedir?
Hac veya umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden yukarısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.
124- Ru’yet-i Hilâl Ne demektir?
Kamerî ayların başlangıcını belirleyen Hilal’in görülmesidir.
125- Rükû Nedir?
Namazda eller dizlere erecek ve sırt ile baş, düz bir satıh oluşturacak biçimde öne doğru eğilmektir.
126- Sa’y nedir?
Hac ya da Umre yaparken Kâbe yakınlarında bulunan Safâ ile Merve tepeleri arasında, dört gidiş üç geliş olmak üzere yedi defa gidip gelmektir.
127- Sadaka Nedir?
Zekat dışında ibadet niyetiyle fakirlere yapılan yardımlardır.
128- Sahur Nedir?
İkinci tan yeri ağarmasından az önceki vakit ve bu vakitte yenen yemektir.
129- Salih Amel Nedir?
Yapılması Allah ve Peygamberi tarafından istenen, fert ve toplum için faydalı işler ve davranışlardır.
130- Secde Nedir?
Namaz kılanın, ayak parmaklarını, dizlerini, ellerini, alnını ve burnunu yere koyması ile oluşan durumdur.
131- Sehiv (Yanılma) Secdesi Ne Demektir?
Yanılma, unutma veya dalgınlık gibi haller nedeniyle namazın farzlarından birinin ertelenmesi, vaciplerinden birinin terk edilmesi veya ertelenmesi durumunda namazın sonunda yapılan secdedir.
132- Sevap Nedir?
Allah’ın emir ve yasaklarına uygun olan amel, söz ve davranışlardır.
133- Sûre Nedir?
Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.
134- Sünnet Nedir?
Peygamber Efendimiz’in yaptığı ve müslümanlardan da yapılmasını istediği dinî görevlerdir.
135- Şirk Ne Demektir?
Allah’a ortak koşmak demektir. Bu da Allah’tan başka ilah edinmek veya O’ndan başkasına ibadet etmek şeklinde olur.
136- Şükür Nedir?
Nimetleri Allah’ın verdiğini bilip O’na şükranda bulunmaktır.
137-Taassup Nedir?
Herhangi bir delile dayanmadan, bir fikre körü körüne bağlanmaktır.
138- Tahiyyata oturmak Ne Demektir?
Namazların ikinci ve son rekatından sonra tahiyyât duasını okuyacak kadar bir süre oturmaktır.
139- Takvâ Nedir?
Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınmaktır.
140- Tavaf nedir?
Hacer-i Esved’den başlayarak, Kâbe’yi sola almak suretiyle, yedi defa Kâbe’nin çevresinde dönmektir.
141- Tebliğ Nedir?
Peygamberlerin getirdikleri ilahî mesajın insanlara aynen ulaştırmalarıdır.
142- Tefsir nedir?
Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.
143- Tekbîr ve Tesbîh Nedir?
Tekbir, “Allâhuekber”, Tesbih de, “Sübhânallâh” demektir.
144- Terâvih Namazı Nedir?
Ramazan ayına mahsus olmak üzere, yatsı namazından sonra kılınan sünnet bir namazdır.
145- Teşrik Tekbiri Ne Demektir?
“Allâhüekber, Allâhüekber, Lâilâheillallâhüvallâhüekber, Allâhüekber ve lillâhi’l-hamd” demektir.
Kurban Bayramının arifesinde sabah namazından başlayıp, Bayramın 4. günü ikindi namazına kadar 23 vakitte, farz namazların sonunda teşrik tekbiri getirmek vâciptir.
146- Tevbe Ne Demektir?
Kişinin işlemiş olduğu günahlardan pişmanlık duyup Allah’a yönelmesi ve günahları terk etmesidir.
147- Tevekkül Nedir?
İnsanın, her konuda kendine düşen görevleri yerine getirdikten sonra sonucu Allah’a bırakmasıdır.
148- Tevhîd Nedir?
Allah’ın var ve bir olduğuna inanmaktır.
149- Teyemmüm Nedir?
Abdest ya da boy abdesti almak için su bulunmadığı veya bulunup da kullanma imkanı olmadığı durumlarda, niyet edilerek temiz toprak veya toprak cinsinden bir şeye elleri sürüp yüzü ve kolları meshetmektir.
150- Vâcib Nedir?
Dinen yapılması zannî delillerle istenen hükümlerdir.
151- Vahiy Nedir?
Yüce Allah’ın dilediği şeyleri peygamberlerine, özel yolla bildirmesidir.
152- Vaiz Kimdir?
Dinî konularda insanları aydınlatma görevi yapan ve bu amaçla va’z eden kimsedir.
153- Vakfe nedir?
Zilhicce Ayının 9.ncu gününde hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmadır.
154- Vitir Nedir?
Yatsı namazından sonra kılınan üç rek’atlık vacip namazdır.
155- Yemin Kefareti nedir?
Yeminini bozan bir kimsenin on fakiri sabah akşam doyurması ya da giydirmesi veya bunlara gücü yetmeyenin üç gün peş peşe oruç tutmasıdır.
156-Yeryüzünde İlk Mabed Neresidir?
Yer yüzende ilk mâbed, Kâbe-i Muazzama’dır.
157- Zekat Nedir?
Dinen zengin sayılan müslümanların, belirli yerlere sarfedilmek üzere, mallarından vermekle yükümlü oldukları belli bir paydır.

18 Eylül 2022 Pazar

KADİR GECESİ

 





KADİR GECESİ

Cenab-ı Hak, Kadir Gecesi'nde kullarını akıl almaz ihsan ve ikramlara mazhar ediyor. Cennetteki köşk ve sarayları sanki 30 binde bir fiyatına satmaktadır bu gece. Bir köşkün fiyatı 60 bin rekât namaz kılmaksa eğer, bu geceye mahsus o bedel iki rekâta düşüyor. Bin aydan daha hayırlı olan bu gece, tövbe ve istiğfar edilerek, farz namazların yanı sıra nafile namazlar kılınarak, Kur'an ve salâvatlar okunarak değerlendirilebilir.
Rahmeti sonsuz olan Rabbimiz, belirli gün ve gecelerde tükenmez hazinesinin kapılarını ardına kadar açıyor. Bilhassa Ramazan'da, özellikle de Kadir Gecesi'nde kullarını akıl almaz ihsan ve ikramlara mazhar ediyor.
Ne yazık ki, insanların bir kısmı o geceyi uykuyla geçiriyor. Bir kısmı birkaç saat ibadet edip uykuya yenik düşüyor. Bir kısmı belki de sabahlıyor, ama zamanını cami ve türbeleri gezerek, televizyondan mevlid ve film izleyerek geçiriyor. Pek azı ise iftardan sabaha kadar istiğfar, dua, Kur'an, salâvat ve namazla meşgul oluyor.
Biz müminler, ne yazık ki, Kadir Gecesi'nin kadrini bilmiyoruz. Bu gece öylesine kutlu bir gece ki, adına özel bir sure indirilmiş. Bu surenin sadece şu ayeti bile değerini anlatmaya yeter:
"Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır."
Aman ya Rabbi! Bu ne muhteşem bir müjde, ne müthiş bir fırsat, ne harika bir ikram!
Bunu hakkıyla anlamaktan aklımız, ruhumuz, kalbimiz acizdir.
Bazı hesaplar yapalım isterseniz. Bakın bu ayet ne derin manalar ihtiva ediyor:
Bin ayı 12'ye böldüğümüzde 83 rakamı çıkar. Demek ki, bir gece 83 yıldan daha hayırlı, daha faziletlidir.
83 yıl boyunca ibadet ederek kazanacağınız sevabı, bir gecede kazanacaksınız.
Bırakın gaflet içinde geçirmeyi, o tek geceyi değerlendirmek için uyku, hastalık, yorgunluk, seyahat, misafirlik, yoğun iş gibi aklınıza ne kadar engel gelirse gelsin aşıp geçmez misiniz?
Dilerseniz, bin ayda kaç gece olduğunu görmek için binle otuzu çarpalım. Karşımıza 30 bin rakamı çıkmaz mı?
Bu demektir ki, bir gece 30 bin geceden daha üstündür.
Bunun anlamı açık:
Kadir Gecesi'nde yüreğiniz yanarak bir istiğfar mı ettiniz? O bir değil, 30 bin kuvvetindedir.
İhlâsla bir Yasin mi okudunuz? Her bir harfine 30 bin sevap alarak, âdeta 30 bin Yasin okumuş gibi oldunuz.
Bütün bu gerçekler, her bir harfi bile mucize olan Kur'an-ı Kerim'in bir ayetinden çıkarılıyor. İşte o bir ayetiyle Rabbimiz bize bunca müjdeler veriyor.
Şimdi o geceyi gafletle geçirebilir miyiz?
Acaba, bir alışveriş merkezi, kuruluş yıldönümü anısına, ürünlerinde yüzde 50'ye varan indirim yapsa, sabaha kadar alışveriş yapmaz mıyız? Çünkü bir milyarla iki milyarlık ürün alacağız.
Oysa Rabbimizin Kadir Gecesi indirimi o kadar çok ki, benzerini dünyevî ürünlerde görmek imkânsız.
Cenab-ı Hak, cennetteki köşkleri ve sarayları sanki 30 binde bir fiyatına satmaktadır bu gece. Bir köşkün fiyatı 60 bin rekât namaz kılmaksa eğer, bu geceye mahsus o bedel iki rekâta düşüyor.
Yine mışıl mışıl uyur musunuz?
Eğer o geceyi gaflet içinde geçiriyor veya baştan savma değerlendiriyorsak, bilelim ki, ayağımıza kadar gelen fırsatı kullanmıyor, bize uzatılan af ve inayet elini tutmuyor, itiyoruz.
Hastalık, yorgunluk, uyku sizi engellemesin. Evlâdınız yoğun bakımda ise çekilip uyuyabilir misiniz? Asla! Ne kadar uykusuz, yorgun ve hasta bile olsanız hizmetine koşmaktan ve dua etmekten başka bir şey yapabilir misiniz?
Peki ya eşiniz, çocuğunuz yoğun bakımda değil de, cehennemlikler listesinde ise kurtulmaları için dua ve ibadetiniz gerekiyorsa, gaflet içinde uyuyabilir misiniz?
Bu gece akşam namazından sabaha kadar tövbe ve istiğfar ederek, Kur'an ve salâvat okuyarak, farz namazlara evvabin, teheccüt, tesbih namazlarını ilave ederek, Cevşen ve benzeri dualar yaparak geçirmeliyiz.
Bunun için iftardan sonra çay, kahve gibi uykumuzu kaçıracak ne varsa kullanmalıyız. Nasıl ki, kulağı af haberinde olan idam mahkûmu uyumazsa, biz de Ramazan'ın son on gününde cehennemden kurtuluş bekleyen günahkâr müminler olarak ibadete kilitlenmeliyiz. Gerekirse uykumuzu kaçırmak için soğuk suyla abdest almalı, kapımıza kadar gelen bu altın fırsatı kaçırmamalıyız. Ne mutlu Kadir Gecesi'nin kadrini bilenlere!
KURAN GÜNEŞİNİN DOĞDUĞU GECE KADiR GECESi
“İndi Peygamber Kur’an bu gece Geldi gökten burhan bu gece Bu mübarek gece 1000 aydan ulu Doludur keffe-i ihsan bu gece” Her yıl kadrimizi yüceltmek üzere gelen mübarek Kadir gecesine kavuşmanın sevinç ve mutluluğunu yaşıyoruz. Evet, bu geceyi bizlere ulaştıran rabbimize hamdolsun… Çünkü bu gece, rahmet, bereket, mağfiret ayı olan mübarek Ramazan-ı Şerif’in manevi mükafatlarla dopdolu olan en büyük tecelli gecesidir. Bu gece, ilahi rahmet, bereket, mağfiret, feyiz ve nurların tecelli ettiği, duaların kabul, yapılan iyiliklerin, hayır ve hasenatın makbul olduğu ve ibadet eden kulların ruh sadeliğine, gönül rahatlığına , ibadetin manevi zevkine erdiği müstesna bir gecedir. Bu gece, meleklerin sabaha kadar yeryüzüne inerek ibadet eden mü’minleri kuşatıp müjdeledikleri ve selamladıkları bir selam ve selamet gecesidir. Bu gece, mahzun kalp ve yaşlı gözlerle Allah’a açılan ellerin boş çevrilmeyeceği, samimiyet ve ihlasla yapılan tevbelerin kabul olacağı bir gecedir. Bu gece, Cenabı Hakk’ın: ِب ٰح م ﴿﴾ۜٓ ِكتَا َوال ﴿﴾ ْ ِۙ ِن ُم۪بي ْ ال ا ا نَ ا ُمْنِذ ۪ري َن ِ ا ُك نَ ا نَ ٍة ُمَباَرَكٍة ِ َ ْيل َ َناُه ۪في ل ْ َزل ْن اَ 2 “ Biz onu mübarek bir gecede indirdik” (Duhan, 44/3) buyurduğu Kur’an’ın, küfür karanlıklarını sıyırıp insanlık ufkunu aydınlattığı bir gecedir. Bu gece çok şerefli ve müstesnâ bir gecedir. Kur'an-ı Kerim'de müstakil bir sûre ile şerefi yükseltilmiş, Kur’an’ın 97. sûresi olan “Kadir sûresi” buna tahsis edilmiştir. Bu sûrede gece ile ilgili olarak şöyle buyurulur: ا ْ َق ْدِر ِا نَ ِة ال َ ْيل َ َناُه فى ل ْ َزل ْن ْ َق ْدِر ا ﴿﴾ َ ةُ ال َ ْيل َ َك َمال ْدري ْ َق ْدِر َوَما ا ﴿﴾ َ ةُ ال َ ْيل َ ل ٍر ِف َشْه ْ ل ر ِم ْن اَ ٌ رُو ُح فيَها بِِا ْذِن َرب ِِه َخْي ﴿﴾ ْم ِم ْن َوال َملِئ َكةُ ْ تََن زَ ُل ال ٍر ْم اَ ْ َف ْجِر ُك ﴿﴾ لِ ال ِ َع ٌ ِه َى َح تى َم ﴿﴾ ْطل َسََلم "Gerçek biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin (o büyük fazl-u şerefini) sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Onda melekler ve Rûh, Rablerinin izni ile, herbir iş için iner de iner. O (gece) tan yeri ağarıncaya kadar bir selamdır". (Kadir, 97/1-5) İşte Allahu azimüşşan hazretleri buyuruyor ki, ْ َق ْدِر ِة ال َ ْيل َ َناُه فى ل ْ َزل ْن ا اَ ِا نَ Biz onu “Kuran-ı Kerim’i” Kadir gecesinde indirdik. Bu gece…Kur’an’ın nüzulüne tanık bir gece O Kur’an ki; insanlığın ufkunda bir ışık gibi yanan ve her dönemde insanların yollarını, kalplerini ve gönüllerini aydınlatmaya devam eden meşale… O Kur’an ki; varlık ve varoluş bilgisinin ders kitabı, bütün kâinatın özeti ve Yüce Yaratan’ın insanlığa kurtuluş çağrısı… 3 “Kur'an'ın övdüğü bir gecedir Kadir Gecesi. Çünkü Kur'an'ın indiği gecedir Kadir Gecesi. Öyleyse Kur’an’ın kadrini, kıymetini bildiğimiz oranda Kadir gecesini ihya etmiş oluruz. Kur’an’ın hak, hakikat, ahlâk, adalet ilkelerine sarıldığımız ölçüde bin aylık manevi gelişmeler yaşayabiliriz. Kur’an’ın barış ve esenlik mesajlarına değer verdiğimiz nispette Allah’ın meleklerinin, yeryüzüne barış ve esenlik getirmek üzere ineceklerini bilebiliriz. ْ َق ْدِر ةُ ال َ ْيل َ َك َمال ْدري َوَما اَ Kadir gecesinin ne olduğunu, bu gecenin nasıl bir ulviyete mazhar bulunduğunu sana bildiren nedir? ٍر ِف َشْه ْ ل ر ِم ْن اَ ٌ ْ َق ْدِر َخْي ةُ ال َ ْيل َ ل Kadir gecesi 1000 aydan hayırlıdır. Belki içinde leyle-i kadir bulunmayan binlerce aydan daha ziyade hayra, fazilete mazhardır. Bu gecede yapılan ibadet ve taat, dua ve niyaz, elbette diğer gecelerde yapılanlardan daha sevaplı, daha faziletlidir. رُو ُح فيَها بِِا ْذِن َرب ِِه ْم َوال َملِئ َكةُ ْ تََن زَ ُل ال O gecede melekler ile Cibril-i emin veya rahmet-i ilahiye” Rabb-i kerimlerinin izniyle yeryüzüne inerler. ٍر ْم اَ ِم ْن ُك لِ Meleklerin inmeleri. Her emirden naşidir. Başka başka vazifelerden dolayıdır. 4 ٌ َسََلم Leyle-i Kadr, mahz-ı selamettir, tamamıyla hayır ve selameti haizdir. Yahut melaike-i kiram, leyle-i Kadir’de Müslümanlara pek ziyade selam verdikleri için, ibadet eden mü’minleri selamlatıp onların ibadetlerine katılıp onları tebrik ettikleri için, bu mübarek gece, sanki aynı selamdır. Meleklerin yere inmeleri ve kadir gecesinin böyle selametten ibaret oluşu, ْ َف ْجِر ال ِ َع َحت ى َم ْطل fecrin doğmasına kadar devam eder. Ne ulvani, ne ruhani bir gece… Hangi gece? İçinde bulunduğumuz günlerden biri, belki bu gece, belki yarın, kim bilir belki dündü.. Kim bilir belki öleceğimiz gün.. Bu bilinmiyor… “Arayın” diyor Kutlu Nebi, “Ramazan’ın içinde arayın, son on günde arayın, on günün tek rakamlı günlerinde arayın…” (Bkz. Buharî, Leyletü’l-Kadr, 3; Müslim,Siyam, 219; Tirmizî, “Savm”,71) 21.inde… 23 ünde…Eyvah onlar arkada kaldı…25.inde… bu akşam da.. önümüzdeki akşam da…27 bağrını açmış bende diyor. ben bağrımı açtım siz de kanatlarınızı açın..Allah’a ulaşacaksınız.. Arayın can havliyle, içine 83 yıl 4 aylık, yani bir ömürlük kazanç sığdırabilmek için arayın… O gece Kadir gecesi miydi? 5 Kur'an ayeti ile bin aydan hayırlı diye haber verilen bir geceyi aramanın heyecanıdır insanı bu soruyu sormaya yönelten… Kadir gecesine olan tutkuyu diri tutmak ve o zaman diliminde yoğunlaşmayı sağlamaktır belki de neden… Kadir gecesini bulduğumuzda bile onun o gece olduğunu bilemiyoruz. Geriye, belirli bir zaman dilimindeki her geceye, Kadir gecesiymiş gibi sarılmak kalıyor. Cuma gününde gizlenen "icabet saati", esmâ-i hüsnâ arasında gizlenen "ism-i âzam", bütün ibadetler içerisinde gizlenen "rıza-i İlahi", zaman içerisine gizlenen "kıyametin kopma vakti" ve bütün bir hayat içerisine gizlenen "ölüm vakti" gibi, Kadir Gecesi'nin Ramazan ayının içerisinde gizlenmesi de, mü'minlerin gafletten uzaklaşıp uyanık bir gönülle bu ayın tamamını dolu dolu geçirmelerini sağlamak için olsa gerek… Büyüklerimiz zamanın ve insanın kadru kıymetini bilmenin formülünü asırlar öncesinden bize bildirmişler aslında: “Her geceyi Kadir, her geleni Hızır bil.” Tüm Ramazan bu anlamda Kadir gecesi umudunu yeşertiyor, hele son on gece, insanın “Ah bir bulsam” ümidi ile çırpındığı, yanıp tutuştuğu bir zaman dilimine dönüşüyor... Bin Aydan Hayırlı Bir Gece Kadir Gecesine “bin aylık” bir derinlik yüklenmesi, insan tüm ömrünü kaybetse de, bir gecede, işin sırrını çözse kurtulabilir, manasını akla getiriyor. Hani, Uhud savaşında tepeden tırnağa silâhlanmış bir hâlde Allah Resulünün yanına gelip, önce şehadet kelimesi getirip sonra savaşa giren ve şehit olan bir sahabi için Rasulullah Efendimiz “Az çalıştı, çok 6 kazandı” (Buhârî, “Cihâd”, 13; Müslim, “İmâre”, 144) diyordu ya, tıpkı onun gibi… Bir gecede işin sırrını çözmek, sonsuz mutluluğun kapılarını açmak… Şunu da anlayabiliriz Kadir gecesi sırrından: Zaman durmadan deveran ediyor, dönüyor. Gündüzler geceleri takip ediyor. Geceler gündüzlerin arkasından süratle geçiyor. Ve zaman müstakim bir hat gibi gitmiyor. Kimi insan bin ay yaşayıp, bu koca ömrün içine Allah katında bir geceye değecek güzellik koyamayabiliyor. Zaman izafi yani… İşin sırrı, Kadir gecesinin de içinde yer aldığı İslam’ın zaman sırrını çözmede… Zamanın değeri, o zamanda meydana gelen olaylardan ve o zamanın yüklediği değerlerden kaynaklanmakta… Yüce Mevlâ, sanki verdiği ömür yolculuğu süresince insana elest bezmindeki kulluk sözünü hatırlatıyor. Bunun için yol haritaları gösteriyor, ömrün belirli duraklarına işaretler koyuyor… İslam’ın tüm ibadet disiplini, vakitlerle tanzim edilmiş. Namaz, oruç, hac, zekat… Günlük hayattan bütün bir ömre kadar uzanan idrak inşası… Hayatın tüm farklı safhaları içinde… Sürekli bir duruluş ve yoğruluş hali… Namaz; hayatın akışını Rabbin huzurunda durmak için bir an durduruyor, oruç; yeme, içme ve üreme gibi insanın olmazsa olmazlarına belirli vakitlerde sınır getiriyor, başkalarının farkında olma bilincini kazandırıyor. Hac; bedendeki bütün elbiselerinden soyunup, giydiği iki parçadan müteşekkil ihram ile insana sanki kefenleriyle, kabirlerinden kalkmış gibi Allah’ın huzurunda kıyam durdukları mahşeri 7 hatırlatıyor. Zekat ise insanın mal tutkusuna, sahip olunan her şeyin aslında Yüce bir Kudret’in tasarruf alanında olduğu bilincini yüklüyor… Kadir Gecesi’nin sırrı da, günün beş vaktinde insanın yüreğini Rabbinin huzurunda yoğuran namazdan farklı değil, oruçtan, hacdan veya zekattan da… Meleklerin Kutladığı Gece Leyle-i Kadir…Kadrü kıymet bilme, Rabbimizin bizlere sunduğu sayısız nimetlerin farkında olma zamanı… Sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği O kutlu gecede Rabbin izniyle melekler iniyor insanların dünyasına, gerçek mahiyetini ancak Mevlâ’nın bildiği, ve bize ancak bir “Emr-i ilahi” olarak bildirdiği “Ruh” iniyor ve tan yeri ağarıncaya kadar adeta bir “selam… huzur, esenlik, güvenlik, sulh, selamet, barış” yağmuru yağıyor yüreklere… Her yere… “Orucun şifa saçan ellerinde Müslümanın kalbi onarıla onarıla, Ramazan hilâli büyüdükçe nefsin hilâli küçüle küçüle, öyle bir geceye gelinir ki, nefs; başına, dünya kirlerini yıkayıp alıp götüren sıcak suların döküldüğü bir ölüye yaklaşır. Onu yıkayan meleklerin dünyamıza indiği gecedir Kadir gecesi. En ağır hastaların bile hafifledikleri, öteye geçen Mü''minlerin bir kuş hafifliğiyle geçtikleri, yoksul sofralarının gökten gelme bir bereketle birdenbire zenginleştiği bir gecedir Kadir Gecesi. Kadir gecesi bir değerlendiriş gecesi, bir karar gecesi ve bir hüküm gecesidir.” ( Sezai Karakoç, Samanyolunda Ziyafet, s.57.) 8 Gizli Hazineler Gecesi Kadir Gecesi nedir o halde? Ya da hangi halde içinde bin ayın hazinesini saklar? Bunun tek cevabı olabilir: Rabbiyle ahdini kopmayacak biçimde yenilediği bir gece haline getirdiğinde o geceyi… İnsanın dünya macerasının sırrı o: Allah’ı bilmek ve O’nunla alakamızı, O’nun dilediği çerçevede tanzim etmek… Kur’an işte o çerçeveyi bildiriyor bize… Onun için Kur’an’la Kadir Gecesinin sırrı bütünleşmiş… “Şehru ramazan’elezi ünzile fihi’l Kur’an…. İnna enzelnahü fi leyleti’l kadr” Ne denebilir: İnsan içebilirse bir gecede Kur’an’ı içmeli ve iliklerine kadar O’nun “selam” iksirini taşımalı… Kur’an’dan inşa edilmiş bir insan olmalı… Kur’an’ın indiği her gönül, Kur’an’ın rehberlik ettiği her hayat, Kadir gecesi kadar değerli… Şayet insan gerçek manada Rabbine kul, Resulüne ümmet olabiliyorsa, insanların hayır duasını alıp geride güzel işler bırakabiliyorsa, Allah katında Kadir gecesinden daha değerli… Bu itibarla, Kur’an’ın insanlık âlemine inmesinden öte, onun gönül dünyamıza inmesi ve davranışlarımıza yansıması önemli… Gecenin ihyası Değeri Kur'an'a dayanan gecenin ihyası, ancak Kur'an'a yönelmekle, onun eşsiz mesajını anlamak ve onun mana ikliminde yol almakla, imanın bir aşk, ölümün yeniden bir diriliş olarak kabul edilmesiyle, hayatın peygamber kılavuzluğuyla yaşanıp yaratılanın yaratandan ötürü sevilmesiyle mümkün… 9 Eller açılır bu gece, gözler dualarla yaşarır bu gece. Ve ilahî rahmet esintileriyle kalpler okşanır bu gece Bu gece kadrinin bilindiği gece.. Bu gece kadrini bilmen gereken gece.. Bu gece kendinden fazlası olduğun gece.. Bu gece varlığının göklere taştığı gece... Bu gece.... Erişilmeyen raflardan sofrana indirilenin paylaştırıldığı gece... Ellerin uzanamadığı yücelerden avuçlarına doldurulanların taksim edildiği gece... Sonsuzluk müjdesinin, ölümsüzlük tesellisinin yeryüzünün açık yaralarına merhem edildiği gece... Kadir gecesi…Tevbeyi kuşanma…Af deryasına dalma…Rahmet pınarında arınma... Diğer kutlu zamanlar gibi Yüce Rabbimizin insanlığa bir rahmet kapısı, bir umut pınarı olarak bahşettiği Kadir gecesi aynı zamanda, hayatımızın çok hızlı seyreden akışı içinde geçmişimizi değerlendirerek gafletle geçen günlerimizi sorgulama, günahlardan arınma, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tövbe edip af ve bağışlanma dileme zamanı… Kadir gecesini ihya, başta büyük zorluk ve sıkıntılar yaşayan Müslüman kardeşlerimiz olmak üzere zaman ve mekân sınırlaması gözetmeksizin bütün kardeşlerimize yakın durmayı, onların dertleriyle dertlenmeyi, acılarına ortak olmayı, din ve dünya tasavvurumuzu altüst eden her tür marazi tutum ve düşünceye karşı bünyemizi yenilemeyi, hayırda yarışırken şerden mütemadiyen uzak durmayı gerektirmektedir. 10 Bir taraftan Kadir gecesinin manevi feyz ve bereketiyle gönüllerimiz Rabbani aşkla coşarken; diğer taraftan ilahi rahmet ve mağfiretiyle bizlere huzur ve sükun bahşeden Ramazan günlerinin hicranını yaşıyoruz. Teravihleri, sahurları, iftarları, vaaz ve mukabeleleri ile rahmani feyizlerin oluk oluk aktığı, mübarek günleri geride bırakmanın üzüntüsü içerisindeyiz. Ancak gaye, gidene üzülmek değil, gideni kendimizden memnun ve hoşnut olarak gönderebilmektir. Allah nasib ederse daha birçok Ramazanlara kavuşacağız. O halde mü’minler! Bu geceyi, Yüce Allah’a kendi iç dünyamızı açabileceğimiz, günahlarımızdan af ve mağfiret dileyeceğimiz, yapıp ettiklerimizin muhasebesini yapabileceğimiz bir lütf-i ilahî olarak değerlendirelim. Aynı şekilde Kadir gecesinin değer ve kıymetini gereken âdâb ve erkân içinde takdir ederken, bu gecenin, kendimizi yeniden inşa etme yolunda bir itiraf, yüzleşme ve hesaplaşma fırsatı sunduğunu da layıkıyla idrak edelim. Kadir gecesini idrak etmekten maksat, o gün yeryüzüne inen meleklere ve Cebrail aleyhisselâma eşlik edecek bir maneviyata uygun bir kulluğa sahip olmaktır. Bu kulluk da , her şeyden önce bu geceyi bir af ve mağfiret şölenine dönüştürmekle mümkündür. Bu kulluk başta Afrika kıtasında yaşayan kardeşlerimiz olmak üzere açların, yoksulların, mağdurların, mahrumların, topyekûn zayıf bırakılmışların haklarına dikkat kesilmekle mümkündür… Kadir Gecesi, tefekkürü, duayı, muhasebeyi, Allah için gözyaşı dökmeyi bol eylemenin gecesi.. Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) bu mübarek gece ile ilgili olarak, 11 هُ َما تََق دَ َ َوا ْحِت َساباً ُغِفَرل َن إي َماناً َم ِم ْن َذ َم ْن ْنِبِه،. َقاَم َرَم َضا “Kim faziletine inanarak ve sevabını umarak Kadir gecesini ibâdetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buharî, İman, 25,27,28; Müslim, Müsafirîn, 173-176) müjdesi ve bizlere öğrettiği َع ْفَو َفا ْع ْ ال تُ ِح بُ ٌ هم إ نَك َع ُف و َ الل ُف َع ِنى "Allah'ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet" (Tirmizi, “Deavat”, 84; İbn Mâce, “Dua”, 5) duası, bizler için günahlardan arınmaya bir vesile olsun.. Şairin dediği gibi: Yazdır Cümlenin içinde bir çok kelime, Kelimede ise nice hece var. Ne mutlu ki kadir kıymet bilene, Bin aydan hayırlı böyle gece var!.. Rabbim bu gecenin kadrini bilenlerden eylesin!...Kadriniz yüce kandiliniz mübarek olsun.. Şiir:
KADİR GECESİ Bu gece nazil oldu, Yüce Kitabımız Kur'an Bu gece zail oldu, Gönül ufkundan duman. Arza iner bu gece, Melâike binlerce, Bu gece nice nice, Af olur Hakk'ı anan. Mü'min, hüsni kelâm et, Gözden yaşı revan et, Zikrullah'a devam et, Af olur ayık olan. Tekbir okusun dilin, Nurlansın gönül evin, İşte bu gece bilin, Bin aya bedel olan.

İSLAMDA MUSKA

 





İSLAMDA MUSKA VE RUKYE (KURAN OKUYUP ÜFLEME CAİZDİR
MUSKA: bazı hastalıkları ,kötülükleri ve nazarı uzaklaştırmak için boyna asılan veya üstte taşınan üçgen şeklinde katlanmış yazılı kağıda denir. Muskaya HAMAİL de denir.
MUSKA KULLANMAK VE YAZMAK CAİZ MİDİR?
Diyanet tarafından muska kullanmanın caiz olup olmadığına ilişkin yapılan açıklama şu şekildedir:
RESULULLAH(SAV) BUYURDU KORKUDAN NAZARDAN KORUNMAK BAZI HASTALIKLARDAN ŞİFA BILMAK İÇİN KURAN AYETLERİ OKUMAK CAİZDİR
HADİS: Korkudan, nazardan korunmak, bazı hastalıklardan şifa bulmak için dua etmek, Kur’an-ı Kerim’den âyetler okumak, caizdir (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’an, 9; İbn Mâce, Tıb 35-36).
RESULULLAH(SAV) BUYURDU SİZDEN BİRİNİZ UYKUDA KORKARSA ALLAHIN GAZABINDAN KULLARIN VE ŞEYTANIN ŞERRİNDEN ALLAHA SIĞINIRIM DESİN O TAKDİRDE HİÇBİR ŞEY ONA ZARAR VERMEZ
HADİS:Abdullah b. Ömer, Hz. Peygamberin (s.a.s.) “Sizden biriniz uykuda korkarsa ‘Allah’ın gazab ve azabından ve kullarının şerrinden, şeytanların vesvesesinden ve yanıma gelmelerinden, eksikliği olmayan Allah’ın sözlerine sığınırım.’ desin. O takdirde, hiçbir şey ona zarar vermez.”
buyurduğunu bildirmiş ve Abdullah b. Amr’ın da bu duayı temyiz çağına gelen çocuklarına öğretip temyiz çağına gelmeyen çocukları için yazıp boyunlarına astığını rivayet etmiştir (Ebû Dâvûd, Tıb, 19).
Bazı fıkıh kaynaklarında, Kur'an-ı Kerim’den âyetler yazılıp muska yapılarak takılmasında sakınca görmeyen âlimler bulunduğu belirtilmektedir (el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 435).
Bununla birlikte, muskadan medet umma, onu koruyucu olarak algılama, Allah’tan beklenilecek şeyleri muskadan bekleme gibi olumsuzluklara sebep olacaksa muska kullanılması caiz değildir.
MUSKANIN CAİZ OLMA ŞARTLARI
1- İçine ayetlerin hadislerin ve duaların yazılması
2- Gelecek faydanın muskadan değil Allahtan olduğuna inanılması
3- Muskayı yazanın sırf Allah rızası için yazması, her ne şekilde olursa olsun muskayı yazan kişi para paarlığı yapmamalıdır . ancak yaptıran hediye olarak el emeği olarak kendi arzusu ile verirse o başka hediye vermek ve almak sünnettir.
ALLAH(CC) BUYURDU AYETLERİMİZİ AZ BİR KARŞILIKLA SATMAYIN HAKKI BATILA KARIŞTIRMAYIN HAKKI GİZLEMEYİN
AYET: (Bakara, 41-42)"Âyetlerimi az bir karşılık ile satmayın, yalnız benden korkun. Hakkı bâtıl ile karıştırmayın, bilip dururken hakkı gizlemeyin."
ALLAH(CC) BUYURDU İNSANLARDAN KORKMAYIN BENDEN KORKUN AYETLERİMİZİ AZ BİR BEDEL KARŞILIĞINDA SATMAYIN
AYET: (5/Mâide, 44)"İnsanlardan korkmayın, benden korkun. Âyetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir."
Muska, bazı hastalık ve âfetlerden koruduğuna ya da bunları giderdiğine inanılarak üstte taşınan, suda eritilerek içilen veya yakılıp tütsülenen yazılı kâğıdı ifade eder.
Muskacılıkta muska yazan hocanın, muskaya malzeme teşkil eden yazı ve nesnelerin veya kendisi için muska hazırlanan kişinin etkinliği söz konusudur.
“Ocakçılık” diye bilinen yöntem birincisine,
muska için yazılan âyetler ve esmâ-i hüsnâ, muskanın yazıldığı kâğıt, mürekkep, mahfaza, tarih ve saati ikincisine,
hakkında muska yazılan kişiyle ilgili astrolojik veriler üçüncüsüne örnektir.
Muska değişik yöntemlerle hazırlanmakta olup ilki kâğıt vb. nesneler üzerine âyet ve dualarla ilâhî isimlerin, melek veya efsanevî kişi adlarının, tılsımlı sözlerin, İbrânîce, Süryânîce ve Keldânîce yazıların yazılması, insan veya hayvan figürleri ve yıldız işaretlerinin çizilmesi suretiyle hazırlanan muskalardır.
İkincisi yapılış amacına uygun düşen âyet, dua, isim vb.nde geçen harflerin ifade ettiği rakam değerlerinin (ebced hesabı) belli bir usulle karelere yerleştirilerek şekiller (vefk) oluşturulması biçimindedir.
Kadim kültürlerdeki inanca göre ebced harfleriyle sayılar arasında gizli bir ilişki bulunmaktadır ve her harf tanrıya veya semavî güçlerden birine tekabül etmektedir. Dolayısıyla harflere yüklenen sayı değerleri kullanılarak elde edilen ebced hesabı sırrî varlıklar dünyasıyla (meselâ cinler) ilişki kurmanın bir yolu olarak düşünülmüştür.
Ebcedde yer alan yirmi sekiz harfin ilk dokuzuna 1’den başlamak üzere tek hâneli, ondan sonra gelen onuna 10’arlı, daha sonra gelen onuna 100’erli değerler yüklenir, böylece son harfe 1000 değeri verilir. Meselâ insanları bir araya getirmek için “yâ câmi‘”,
vesvese ve evhama kapılanları iyileştirmek için “es-selâm”, işlerin açılması ve iyi gitmesi için “yâ fettâh”,
rızkın çoğalması için “yâ rezzâk” isminden;
insanları kötülüklerden korumak için Âyetü’l-kürsî, Muavvizeteyn gibi sûrelerle çeşitli şifa âyetlerinden,
bir şahsı celbetmek için onun ve annesinin adıyla bir araya getirilmesi istenen kişinin ve annesinin adlarından bir vefk oluşturulur.
Bu amaçla misk ve za‘ferandan yapılmış güzel kokulu mürekkep kullanılır.
Muskalar üçgen, dörtgen, kalp ve silindir biçiminde katlanarak en az üç kat olmak üzere muşambaya sarılıp dikildikten sonra boyuna veya koltuk altına asılır ya da belden yukarı ve ön tarafta elbisenin görünmeyen bir yerinde taşınır.
Bazı yörelerde üçgen şeklindekilere MUSKA, dikdörtgen ve silindir biçiminde olanlara “MUTLAK” denilir. Üçgen iki muskanın birbirine geçmesinden altıgen şeklinde muskalar elde edilir.
Üzerinde Âyetü’l-kürsî, Fâtiha, İsrâ ve Kalem sûreleriyle “karınca duası” yazılı olan muskalara “BOYLAMA”,
Allah’ın bin bir ismini kapsayan ve kötülüklerden korunmada mânevî bir zırh kabul edilene “CEVŞEN”, omuzdan bele doğru çapraz olarak asılana “HAMAYİL”
(hamâil, hamaylı), yazıları küçültülmüş dualardan oluşan kitapçık şeklindekine “EN AM” adı verilir. Muska karşılığında Kuzey Afrika’da “hırz”, Doğu Arabistan’da “hamâye, hâfız, ûze” gibi kelimeler kullanılır.
MUSKA NERELER İÇİN YAPILIR
1-)genellikle büyünün bozulması,
2-)iki kişi arasında muhabbet sağlanması,
3-)eşleri birbirine ısındırma ,
4-)kısmetin açılması;
5-)sebebi belirsiz korku, baş ve karın ağrısı, sara gibi hastalıkların tedavisi;
6-)zararlı hayvanlardan, eşkıya ve zorbalardan korunma,
7-)ziraat ve ticaretin hareketlendirilmesi gibi amaçlarla yapılır.
6- Küçük çocuklara muska yazmak caizdir. Nitekim hadisi şerifte
RESULULLAH (SAV) ZAMANINDA NUSKA ÇOCUKLARIN BOYNUNA ASILIRDI
HADİS ; Abdullah bin Amr onları temyiz çağına gelen çocuklarına öğretir, temyiz çağına gelmeyen çocukları için yazıp onların boynuna asardı (Ebu Davııd, Nesâî, Tirmizî
KOCASININ KENDİSİNİ SEVMESİ VE EZİYET ETMEMESİ İÇİN KADINA MUSKA YAZMAK CAİZDİR
RESULULLAH (SAV) BUYURDU KARI KOCAYI BİRBİRİNE ISINDIRMAK İÇİN NUSKA YAZMAK CAİZDİR
HADİS-Kocasının sevmesi ve kendisine eziyet etmemesi için, bir kadına, Kuran-ı kerimden ve Selef-i salihinin bildirdikleri dualardan muska yazmak, karşılık olarak bir şey istememek şartıyla caizdir. (Fetava-yı hadisiyye)
NAYLONLA SARILMIŞ MUSKAYLA BANYOYA VE TUVALETE GİRİLEBİLİR
RESULULLAH (SAV) BUYURDU AYETİ KERİME VE DUA YAZILI MUŞAMBA NAYLON GİBİ SU GEÇİRMEZ BİR ŞEYE SARILI OLARAK CÜNÜPTE TAŞIR TUVALATE VE BANYOYADA GİRİLİR
HADİS: -Âyet-i kerime ve dua yazılı muskayı muşamba, naylon gibi su geçirmez şeylere sarılı olarak cünübün bile taşıması ve helâya girmesi caizdir. (Halebi, Dürr-ül-muhtar)
RESULULLAH (SAV) BUYURDU HASTANIN ŞİFA İÇİN KURAN OKUMASI VEYA KAĞIDA YAZIP MUSKA OLARAK TAŞIMASI YAHUT OKUNMUŞ SU İÇİLMESİ SUYU AĞRIYAN YERE SÜRMESİ CAİZDİR
HADİS:- Hastanın ve hayvan sokanın, şifa için Kuran-ı kerim okuması veya kâğıda yazıp muska olarak taşıması yahut tas içinde ıslatıp bu suyu içmesi, bu suyla ağrıyan yeri yıkaması caizdir. Meşru olan meşhur dualarla muska yapmak ve üzerinde taşımak caizdir. (Hindiyye)
MUSKA YAZMAK VE TAŞIMAK SUYA VE KİŞİYE OKUYUP ÜFLEMEK CAİZDİR
RESULULLAH (SAV) A BİR KÖYLÜ GELDİ CİN ÇARPMASINDAN AĞIR HASTA İDİ RESULULLAH AYATİ HIRZ DENİLEN AYETLERİ OKUYUP HASTAYA ÜFLEDİ HASTA HEMEN İYİ OLUP KALKTI
HADİS: Eshab-ı kiramdan Übeyyübni Ka’b radıyallahü anh diyor ki:
Resulullahın yanında oturuyordum. Bir köylü geldi. Kardeşinin ağır hasta olduğunu söyledi. (Hastalığı nedir?) diye sorulunca, cin çarpması dedi. Resulullah, (Kardeşini buraya getir) buyurdu. Kardeşi gelip oturdu. Resulullah [âyât-ı hırz olarak bilinen] âyetleri okuyup hastaya üfledi. Hemen iyi olup, kalktı. (Beyheki, Hakim)
RESULULLAH (SAV) OKUDUĞU VE TAVSİYE ETTİĞİ HIRZ AYETLERİ
HIRZ CİN VE ŞEYTANIN ŞERRİNDEN KORUNMAK HASTALIK VE MUSİBET GİBİ RAHATSIZLIKLARDAN KURTULMAK DEMEKTİR BU AYETLEREDE HIRZ AYETLERİ DENİR HIRZ AYETLERİ ŞUNLARDIR
Hırz ayetleri Kur'an-ı Kerim'deki sırasıyla şunlardır:
- Fâtiha suresi,
- Bakara suresi: 1-5; 163,164; 255-257 ve 285, 286. ayetler,
- Âl-i İmrân suresi: 18,19. âyetten sadece: "İnneddîne indellâh-il-islâm" kısmı, 26, 27, 154. ayetler,
- En'âm suresi: 17. ayet,
- A'râf suresi: 54-56. ayetler,
- Tevbe suresi: 51,128 ve 129. ayetler,
- Yunûs suresi: 107. ayet,
- Hûd suresi: 56. ayet,
- İbrahim suresi: 12. ayet,
- İsrâ suresi: 43, 110 ve 111. ayetler,
- Mü'minûn suresi: 116-118. ayetler,
- Ankebût suresi: 60. ayet,
- Rûm suresi: 17 ve 18. ayetler,
- Fâtır suresi: 2. ayet,
- Yasin suresi: 83. ayet,
- Saffât suresi: 1-11 (ilk on bir ayet), 180-182. ayetler,
- Feth suresi: 27-29. ayetler,
- Rahmân suresi: 33-36. ayetler,
- Hadîd suresi: 1-5 (ilk beş) ayetler,
- Haşr suresi: 21-24. ayetler,
- Cin suresi: 1-6 (ilk altı) ayetler,
- Burûc suresi: 20-22. ayetler,
- İhlâs suresi,
- Felak ve Nâs sûreleri.
Bu ayetler cin ve şeytan şerrinden kurtulmak için ve sara hastalığına ve sihre, büyüye karşı korunmak için yedi gün okunur ve bu âyetleri kişi üzerinde taşıyabilir.

PEYGAMBERİMİZ NUSKA YAPILMASINA İZİN VERMİŞTİR
RESULULLAH (SAV) HZ ENES ANLATIYOR ZEHİRE KARŞI GÖZ DEĞMESİNE KARŞI NEMLE KURDUNA KARŞI RUKYE YAPMAMIZA MÜSAADE ETTİ
HADİS: 3993 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize, zehire karşı, göz değmesine karşı, nemle kurduna karşı rukye yapmamıza ruhsat tanıdı."
Müslim, Selam 58, (2196); Ebu Davud, Tıbb 18, (3889); Tirmizi, Tıbb 15, (2057).
RESULULLAH (SAV) BUYURDU RUKYE GÖZ DEĞMESİNE VEYA ZEHİRE VEYA KESİLMEYEN KANA KARŞI YAPILIR
HADİS3994 - Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde: "Rukye göz değmesine veya zehire veya kesilmeyen kana karşı yapılır" denmiştir.
Ebu Davud, 18, (3889).
RESULULLAH (SAV) BUYURDU RUKYE NAZARA KARŞI VEYA ZEHİRE SOKMAYA KARŞI VARDIR
HADİS3995 - Yine Ebu Davud'un Sehl İbnu Huneyf'ten yaptığı bir diğer rivayetinde: "Rukye nefse (insana değen gözden), veya zehire veya sokmaya karşı vardır."
Ebu Davud, Tıbb 18, (3888).
PEYGAMBERİMİZİN AĞRISI OLANLARIN OKUYACAĞI DUAYI ÖĞRETMESİ
RESULULLAH (SAV) BUYURDU RESULULLAH HUMMAYA VE BÜTÜN AĞRILARA KARŞI ULU ALLAHIN ADIYLA KANLA KABARAN HER BİR DAMARDAN VE ATEŞ HARARETİNİN ŞERRİNDEN BÜYÜK ALLAHA SIĞINIRIM
HADİS3996 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, hummâ'ya ve bütün ağrılara karşı şu duayı okumamızı öğretmişti: "Bismillahi'l-Kebiri eûzü billâhi'l-Azimi min külli ırkın na'arın ve min şerri harri'n nâr." "Ulu Allah'ın adıyla, kanla kabaran her bir damardan ve ateş harâretinin şerrinden büyük Allah'a sığınırım."
Tirmizi, Tıbb 26, (2076).
PEYGAMBERMİZİN HASTAYA OKUDUĞU DUA
RESULULLAH (SAV) KENDİNE HASTA GELDİĞİ ZAMAN EY İNSANLARIN RABBİ ACIYI GİDER ŞİFA VER SEN ŞAFİSİN SENİN ŞİFANDAN BAŞKA ŞİFA YOKTUR SENDEN HİÇBİR HASTALIĞI HARİÇ TUTMAYAN ŞİFA İSTİYORUM DİYE DUA EDERDİ
HADİS3997 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir hastaya geldiği veya kendisine bir hasta getirildiği zaman şu duayı okurdu: "Ey insanların Rabbi, acıyı gider, şifa ver, sen Şafisin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Senden hiçbir hastalığı hariç tutmayan şifa istiyoruz."
Tirmizi, Da'avat 122, (3560). Rivayet Buhari'de Hz. Aişe'den gelmiştir. Marda 20, Tıbb 39.
RESULULLAH (SAV) SABİT İBNÜ KAYS HASTALANINCA BANA ŞU DUAYI OKUDU EY İNSANLARIN RABBİ SABİTİTEN ACIYI KALDIR DEDİ SONRA TOPRAK ALARAK BARDAĞA KOYDU ÜZERİNE SU KOYUP NEFES ETTİ SONRA SU İLE KARIŞAN TOPRAĞI ÜZERİME SERPTİ
HADİS3998 - Sabit İbnu Kays İbni Şemmâs radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm, ben hasta iken yanıma gelip şu duayı okudu: "Ey insanların Rabbi! Sabit İbni Kays İbni Şemmas'tan acıyı kaldır." Sonra (Medine'nin) Buthan (nam vadi)den toprak alarak bir kadehe koydu, üzerine su döküp nefes etti, sonra (su ile karışan bu toprağı) üstüme serpti."
Ebu Davud, Tıbb 18, (3885).
RESULULLAH (SAV) CİNLERDEN VE NAZARDAN KORUNMAK İÇİN MUAVEZETAYN SURELERİNİ OKURDU
HADİS3999 - Ebu Sâ'idi'l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm cinlerden ve insanın göz (değmes)inden (çeşitli dualar okuyarak) Allah'a sığınırdı. Muavvizeteyn (Nas ve Felak sureleri) nazil olunca bu iki sureyi esas aldı, diğerlerini terketti."
Tirmizi, Tıbb 16, (2059); İbnu Mace, Tıbb 33, (3511).
CEBRAİLİN PEYGAMBERMİZİN HASTALIĞINDA ONA OKUDUĞU DUA
RESULULLAH (SAV) HASTA İKEN CEBRAİL(AS) GELDİ VE SENİ ALLAHIN ADIYLA SANA EZA VEREN BÜTÜN HASTALIKLARA KARŞI BÜTÜN KÖTÜ NEFİS VE HASETCİ GÖZLERE KARŞI SANA OKUYORUM
HADİS4000 - Yine Ebu Sa'idi'l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: "Cibril aleyhisselam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına geldi ve: "Ey Muhammed, hasta mısın? diye sordu. "Evet!" cevabını alınca, Cibril aleyhisselam şu duayı okudu: "Bismillahi erkîke, min külli dâin yü'zîke ve min şerri külli nefsin ev aynin hâdisin. Allahu yeşfike, bismillahi erkîke. (Seni Allah'ın adıyla, sana eza veren bütün hastalıklara karşı, bütün kötü nefis ve hasedci gözlere karşı sana okuyorum. Allah sana şifa versin, ben Allah'ın adıyla sana dua ediyorum)."
Müslim, Selam 40, (2186); Tirmizi, Cenaiz 4, (972)
PEYGAMBERİMİZİN TAVSİYE ETTİĞİ BAŞKA DUA.
RESULULLAH (SAV) BUYURDU SİZDEN KİM HASTALANIRSA ŞU DUAYI OKUSUN EY HUZURU SENAVATİ DOLDURAN RABBİM SENİN İSMİN MUKADDESTİR SENİN EMRİN ARZ VE SEMADADIR TIPKI RAHMETİN SEMADA OLDUĞU GİBİ ARZADA RAHMETİNDEN GÖNDER VE BİZZİM GÜNAHLARIMIZI VE HATALARIMIZ AFFET SEN BÜTÜN İYİ KİMSELERİN RABBİSİN BU AĞRIYI RAHMETİNDEN BİR RAHMET ŞİFANDAN BİR ŞİFA İNDİR İYİLEŞTİR
HADİS4001 - Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh'ın anlattığına göre, kendisine bir adam gelerek idrar tutukluğuna yakalandığını söyledi. O da adama: "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan şöyle söylediğini işittim" dedi: "Sizden kim hastalanırsa şu duayı okusun: "Rabbunâ'llahu'llezi fi's-semâî tekaddese ismüke, emrüke fi's-semâî ve'l-ardı kema rahmetike fi's-semâî fec'al rahmeteke fi'l-ardı. Vegfir lenâ hûbenâ ve hatâyânâ. Ente Rabbu't-tayyıbîn. Enzil rahmeten min rahmetike ve şifâen min şifâike ala hâza'l vec'i fe yebreu. (Ey huzuru semavatı dolduran Rabbim! Senin ismin mukaddestir. Senin emrin arz ve semadadır, tıpkı Rahmetin semada olduğu gibi. Arza da rahmetinden gönder ve bizim günahlarımızı ve hatalarımızı affet. Sen (kötü söz ve fiillerden kaçınan) bütün iyi kimselerin Rabbisin. Bu ağrıya, Rahmetinden bir rahmet, şifandan bir şifa indir, iyileşsin."
(Ebu'd-Derda radıyallahu anh, adama) bu duayı okumasını emretti. O da okudu ve iyileşti."
Ebu Davud, Tıbb 19, (3892).
RESULULLAH (SAV) HASTA SAHABİYE ELİNİ ARIYAN YERİNE KOY VE ŞU DUAYI OKU DEDİ 3 KERE Üç kere: "Bismillah" tan sonra yedi kere,( "Eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru )BESMELEDEN SONRA YEDİ KERE BEDENİMDE ÇEKMEKTE OLDUĞUM ŞU HASTALIĞIN ŞERRİNDEN ALLAHA SIĞINIRIM DİYECEKSİN
HADİS: 4002 - Osman İbnu Ebi'l-As radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a müslüman olduğum günden beri bedenimde çekmekte olduğum bir ağrımı söyledim. Bana: "Elini, vücudunda ağrıyan yerin üzerine koy ve şu duayı oku!" buyurdu. Dua şu idi: Üç kere: "Bismillah" tan sonra yedi kere, "Eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru." "Bedenimde çekmekte olduğum şu hastalığın şerrinden Allah'ın izzet ve kudretine sığınıyorum" diyecektim.
Bunu birçok kereler yaptım. Allah Teâla hazretleri benden hastalığı giderdi. Bunu ehlime ve başkalarına söylemekten hiç geri kalmadım."
Müslim, Selam 67-(2202); Muvatta, Ayn 9, (2, 942); Ebu Davud, Tıbb 19, (389); Tirmizi, Tıbb 29, (2081)
MUSKA YAZMAK YAZDRMAK ÜZERİNDE TAŞIMAK CAİZDİR HARAM OLAN BUNUN TİCARETİNİ YAPMAKTIR PAZARLIK OLMADAN EL EMEĞİ KARŞILIĞINDA HEDİYE VERMEK CAİZDİR
Sonuç olarak Muska yazmak, yazdırmak, taşımak caizdir. Haram olan bunun ticaretini yapmaktır. Muska yazan asla para muhabbeti yapmaz ancak nuskayı yazdıran gönlünden geçtiği kadar el emeği ve hediye olarak vermesinde sakınca yoktur. Çünkü hediye alıp vermek sünnettir.
Abdullah b. Amr b. el-As (radıyallahu anh) diyor ki: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kendilerine korkuya karşı şu sözleri öğretirdi:
RESULULLAH (SAV) BUYURDU BELANIN İNMESİNDEN ÖNCEDE SONRADA MUSKANIN TAKILMASINDA MAHZUR YOKTUR
“HADİS: Belanın inmesinden önce de sonra da Kur’an’dan olan muskanın takılmasında bir mahzur yoktur.”
(Deylemi, el-Firdevs, V, 202, Hadis no: 7950
Atâ’ın, boynuna muska veya Kur’an takılı olan adetli hanım için şunu söylediği rivayet edilmiştir:
RESULULLAH (SAV) BUYURDU EĞER NUSKADA AYET VE DUA VARSA ONU ASABİLİRSİN
HADİS:“Eğer muska Allah’ın kitabından veya Rasûlullah’tan (sallallahu aleyhi ve sellem) gelen bir şeyden ise, gücün yettiği kadar onu as ve onunla şifa dile” dedi.
Bunun üzerine ben de dedim ki: “Şu duayı dördüncü günde geri dönen sıtma hastalığına karşı yazayım mı?”
O da: “Evet” dedi.
DUA ŞUDUR
“Bismillahirrahmanirrahim. Allah’ın adıyla, Allah’ın yardımıyla Muhammed de Allah’ın peygamberidir.
Ey Cebrâîl’in, Mikail’in ve İsrafil’in Rabbi, Sen bu yazının sahibine kendi çârenle, kuvvetinle, azametinle şifa ver. Sen hak olan ilahsın. Âmin.”
(İbnu’l-Kayyim, “Zadu’l-Mead”, II, 166)
RESULULLAH (SAV) BUYURDU SAHABE NUSKAYI TAVSİYE EDERDİ
HADİS: İbnu’l-Kayyim diyor ki: “Ahmed b. Hanbel, Aişe’den (radıyallahu anha) ve başkalarından muska hakkında kolaylık tanıdıklarını söylemiştir.
AHMET BİN HANBEL MUSKA TAKMAKTA MAHZUR YOK DEMİŞTİR
HADİS: Ahmed b. Hanbel’e, bela geldikten sonra muska takılması sorulmuş: “Umarım ki bunda bir mahzur olmasın” demiştir.
SAHABEDEN ABDULLAH BİN AHMETİN BABASI KORKMUŞ VE SITMAYA YAKALANMIŞ OLANLARA MUSKA YAZARDI
HADİS: Hallâl demiştir ki: Abdullah b. Ahmed bize anlatarak dedi ki: “Ben babamın korkmuş ve sıtmaya yakalanmış kimse için muska yazdığını gördüm.”
SAHABEDEN EBU ABDULLAH NUSKA YAZIP ARKADAŞINA GÖNDERMİŞTİR
HADİS: Mervezi diyor ki: “Ebû Abdullah’a, benim sıtmaya yakalandığım haberi ulaşmış. O da benim için sıtmaya karşı Muhammed b. Bakır’ın yukarıda izin verdiği duayı bir kâğıt parçasına yazıp gönderdi.” (İbnu’l-Kayyim, “Zadu’l-Mead”, II, 166)
RESULULLAH (SAV) BUYURDU EY TÜM İNSANLARIN RABBİ BU SIKINTIYI GİDER SENİN ŞİFANDAN BAŞKA ŞİFA YOKTUR DİYE DUA ETMEN SANA YETER
HADİS: "Ey tüm insanların Rabb'i (olan Allah'ım. Benden) bu sıkıntıyı gider, (yegâne) şifa verici sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. (Bana) hiç hastalık bırakmayacak bir şifa ver" diyerek dua etmen sana yeter.
(Buhari, Merzâ, 20, 38, 40; Muslim, Selâm 46-49; Ebu Davud, Tıb, Bab 17, Hadis no : 3883; Tirmizî, Da'avât 111; İbn Mâce, Cenâiz 46, tıb 19, 36, 39; Ahmed b. Hanbel, IV, 259, VI, 44, 45, 50, 108, 109, 114, 120, 125, 126, 127, 131, 208, 261, 278, 280)
İbn Hacer el-Askalanî, alimlerin şu üç şartın bulunmasıyla rukyenin caiz olacağı üzerinde görüş birliği içerisinde olduklarını bildirmektedir:
ŞU 3 ŞART OLURSA RUKYE CAİZDİR
a) Allah Teala'nın kelamıyla (âyetlerle), isimleri veya sıfatlarıyla olması;
b) Arap diliyle veya başka bir dille, anlaşılır olacak şekilde yapılması;
c) Yapılan rukyenin bizzat faydasının dokunduğuna değil, umulan faydanın Allah Teâlâ tarafından gönderildiğine inanılması (Fethul-Barî, X, 206).
.Hz. Aişe (r.anh)'dan rivâyet edilen bir hadis-i şerifte şöyle denilmektedir:
RESULULLAH (SAV) YATAĞA DÜŞTÜĞÜ ZAMAN İHLAS FELAK VE NAS SURELERİNİ OKUYARAK AVUCUNA ÜFLEDİ VE SONRA ELLERİYLE YÜZÜNÜ VE VUCUDUNUN ELİNİN YETİŞTİĞİ HER TARAFINI MESHETTİ
HADİS:"Rasûlüllah (s.a.s) son hastalığında muavvizeteyni okuyup kendisine üflüyordu. Hastalığı ağırlaştığı zaman onları okuyarak üzerine üflüyor ve onların bereketi için elini meshediyordum." (Buharî, Tıb, 32; Müslim, Selâm, 51-52)
Yine Hz. Aişe (r.anh) Rasûlüllah (s.a.s)'ın hastalığından bahsederken şunları söylemektedir:
RESULULLAH (SAV) YATAĞA DÜŞTÜĞÜ ZAMAN İHLAS FELAK VE NAS SURELERİNİ OKUYARAK AVUCUNA ÜFLEDİ VE SONRA ELLERİYLE YÜZÜNÜ VE VUCUDUNUN ELİNİN YETİŞTİĞİ HER TARAFINI MESHETTİ
HADİS: "Rasûlüllah (s.a.s) yatağa düştüğü zaman, İhlas süresi ve Mu'avvizeteyn'in tamamını okuyarak avucuna üfledi ve sonra elleriyle yüzünü ve vücudunun elinin yetiştiği her tarafını meshetti." (Buharî, Tıb, 39).
RESULULLAH (SAV) BUYURDU ALLAHIM HASTALIĞI GİDER ŞİFA VER ŞİFA VEREN SENSİN
HADİS. Rasûlüllah (s.a.s)'ın hastalanan bazı kimselere, Mu'avvizeteyn okuyup, onları sağ eliyle meshettiği ve peşinden de şöyle söylediği rivâyet edilmektedir:
"Ey insanların Rabbi olan Allah'ım hastalığı gider; buna şifa ver. Şifa veren yalnız sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Hastalık bırakmayan şifa ver." (Buhari, Tıb, 37).

RESULULLAH (SAV) BUYURDU SİZDEN HER KİM KARDEŞİNE FAYDA VERMEYE GÜÇ GETİRİRSE ONA FAYDALI OLSUN
HADİS: Ya Rasûlüllah! Biz bir tür rukye yapardık ve onunla akrep sokmalarına karşı korunurduk.
" Rasûlüllah; "Ona dönün onda bir kötülük görmüyorum. Sizden her kim kardeşine fayda vermeye güç yetirirse ona faydalı olsun." (Müslim, Selam, 63)

EN BÜYÜK NİMET AKIL

 



EN BÜYÜK NİMET AKIL
AKIL: İdrak, muhakeme kabiliyeti, kavrayış, zeka, insanların tehlikeye düşmesine engel olan şey, düşünme, kavrama, ve bilgi elde etme gücü anlamına gelir. Akıl eşyanın, güzellik, kemal ve noksanıyla ilgili, sıfatını idrak eden, özelliktir. Akıl insanoğluna verilmiş manevi bir kuvvettir. İnsan bu güç ile gerekli bilgileri elde eder. Bilgiyi elde eden güç insanı mükellef akıl gücüdür. Bu güç insanda ana rahminde cenin ile oluşan güçtür. Bu güç ergenlik çağına gelinceye kadar gelişir ve gittikçe olgunlaşır. Peygamberimiz(sav) buyuruyor ki.
HADİS:” Allah akıldan daha yüce mahluk yaratmamıştır.(Ragıp el isfahani-342) Böylece peygamberimiz(sav) aklın insana verilen en büyük nimet olduğunu bize bildirmiştir. Başka bir hadis-i şerifte ise.
HADİS: ”Akıllı nefsini kontrol altına alıp, ölümünden sonraki ebedi hayat için hazırlanan kimsedir.(İbni mace-züht-31, riyazüssalihin-1017) Bu hadisi şerifte bize aklın veriliş sebebi izah edilmektedir. Allah(cc) de aklın bize veriliş sebebini bize çok açık şekilde izah ediyor. İşte Kuran-ı Kerimdeki ayeti kerime.
AYET: ”Ve şayet kulak vermiş olsaydık veya aklımızı kullanmış olsaydık, Şu alevli cehennemin mahkumları arasında olmazdık. Diye ilave ederler.(Mülk-10)
Akıl insanın en üstün vasfıdır. Çünkü Allah’ın emanetleri akıl sayesinde kabul edilir. Ve yine akıl sayesindedir ki İnsan Allah’ın rızasını elde edebilir. İlmin kaynağı ve kökü akıldır. Aklı nispetle ilim; ağaca nispetle meyve; Güneşe nispetle nur; Göze nispetle görme gibidir. Allah(cc) akla nur adını vermiştir.(Nur -35) İmamı gazalinin ihya ulumiddin adlı eserine Peygamberimizin şöyle buyurduğu bildirilmiştir.
HADİS:” Her şeyin bir aleti, bir hazırlık ve istidadı vardır. Müminin aleti akıldır. Her şeyin bir biniti vardır. Kişinin biniti akıldır. Her şeyin bir direği vardır. Dinin direği akıldır. Her kavmin bir dayanağı vardır. İbadetin dayanağı akıldır. Her kavmin bir çağıranı vardır. Müslümanı ibadete çağıran akıldır. Her tacirin bir sermayesi vardır. Müslümanın sermayesi akıldır. Her ailenin bir idarecisi vardır. Müslümanın idarecisi akıldır. Herkesin kendini andıracak arkadan geleni vardır. Müslümanı andıracak olan akıldır. Her yolcunun bir çadırı vardır. Müminin çadırı akıldır. Her harabenin bir tamircisi vardır. Ahiretin tamircisi akıldır.” Buyurarak aklın ne kadar önemli olduğunu bize açıkça bildiriyor.
Sayın okurlarım İnsanı canlı cansız diğer varlıklardan ayıran ve ona üstünlük sağlayan en önemli özellik akıl. Aklı olmayanı bir takım sorumluluk ve yasaklardan korumak mümkün değildir. Nitekim peygamberimiz(sav) buyurdu ki.
HADİS: ”Aklı olmayanın dini yoktur.(Buhari- Müslim) işte bu hadisi şerif bize aklın önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Dinin ve dünyanın insanları ilgilendiren bütün emir ve yasakları ancak akıllı insanlar için geçerlidir. Akli dengesini kaybetmiş insanlara bu sorumluluk yüklenmez. Böylece emir ve yasaklara uyma ve uymamanın ceza ve mükafatı aklı olanlar için geçerlidir. Din akla hitap eder. Allah’ın birliğini ve varlığını bilmek ancak akılla olur. Ne var ki akıl her şeyi kavrayabilecek güçte değildir. İnsandan bir cüz olduğu için, insanın diğer uzuv ve kuvvetleri gibi sınırlı ve kusurdur. Akıl fizik ötesi birçok hakikati kavrayamaz. Dini birçok gerçeklerini bilemez. Bu hakikatler ise ancak akıl yoluyla değil vahiy yoluyla bilinebilir. Gerçekler akıl ile bağdaştığı halde gerçek olmayanlar ise daima akıl ile çelişkilidir. Bu nedenle akıl hak ve gerçek din olan İslam ile birlik ve dayanışma halindedir.
Sayın okurlarım. Bir insanda aklın bulunması yetmez. Önemli olan aklı kullanmaktır. Nitekim Allah(cc)yüzlerce ayetin sonunda hala akıl etmeyecek misiniz? Niçin düşünmüyorsunuz? Gibi sözlerle aklımızı çalıştırmamız harekete geçirmemizi istemektedir. Aklını çalıştıran kişi Hz. İbrahim’in putları reddettiği gibi Allah’ı, ahireti ve birçok şeyi öğrenir. Ancak akıl iman ile desteklenmelidir. İman ile desteklenmeyen akıl topaldır, kördür. Akıllı insan hem dünyasını hem de ahiretini kazanır. Hani bir atasözü vardır. Aklı olan neylesin malı, aklı olmayan neylesin malı diye gerçekten güzel bir atasözüdür. Aklı olan aklını kullanarak mal kazanır zaten malı olmasa da malı kazanmanın yolunu bulur. Ama aklı olmayan elindeki hazır malı da kaybeder.
Sayın okurlarım şehvet, hayvani istekler, dünya ve mal sevgisi, Allah’ın yasakladıklarını yapmak, Allah’ın emrettiklerinden kaçınmak, kibir, ucub, haset, hırs, bencillik, cimrilik, gibi nefsi Emmarenin ve şeytanın istek ve arzularını yerine getirmek aklı zayıflatır. Kör topal eder, idrak, izan, gibi vasıfları yok eder. Halbuki rahmani vasıflar. Vicdan, merhamet, sevap, sevgi, cömertlik, güzel ahlak, iyilik, gibi vasıflar aklı güçlendirir Kuvvetlendirir. İman ve ibadetle akıl en üst seviyeye gelir. Peygamberlerin en akıllı insanlardan seçilmesinin nedeni budur.
Sayın okurlarım. İslam ile akıl asla çelişmez aksine İslam dini aklın geliştiricisi destekleyicisidir. Aklın ermediği konularda ona destek olur. yardımcı olur.

HADİS-İ ŞERİFİN TANIMI

  


76 - HADİS-İ ŞERİFİN TANIMI
Sayın okurlarım. Peygamberimiz(sav) in hayatı hakkında kısaca bilgi verdikten sonra, Peygamberimizin sözleri ve fiillerinin yazı ile ifade edilmesi olan Kuran-ı Kerimden sonra Müslümanın müracaat etmesi gereken 2. kaynak olan hadis konusunu ele aldık. Hadis kelimesi söz ve haber anlamına gelir. Hadis Kuran- Kerim karşısında ki durumu ve getirdiği hükümler açısından şu çeşitlere ayrılır.
1- Bazı hadisler Kuran-ı kerimin getirdiği hükümleri teyit eder. Ana babaya itaat, yalancı şahitlik, cana kıyma, gibi hadisler bu nevidendir. Yani ayetlerin tekrarıdır.
2-Bir kısım hadisler Kuran-ı kerimin ayetlerini tefsir eder, açıklar, tafsilat verir, izah eder. Namaz, hac, zekat, gibi emirler kuranda emredilmiş ancak bunların nasıl yerine getirilmesi gerektiği hadislerden anlaşılmıştır.
3-Bazı hadislerde kuran- kerimin hiç temas etmediği ve peygamberimizin Kuranın bütünlüğünü göz önüne alarak ayetlere aykırı ve ters olamayacak şekilde temas edilen konulardır. Mesela ehli merkep, yırtıcı kuşlar v.b birçok konu da hadisi şerif vardır. Hadisler yakından incelendiğinde birbirinden farklı iki ana kısımdan oluştuğu görülür.1-senet 2- metin
SENET: Güvenmek, dayanmak anlamına gelen senet kelimesi bir hadis terimi olarak metnin başında yer alan ve biri diğerinden almak ve nakletmek suretiyle hadisi rivayet eden kişilerin. Resulullah’a varıncaya kadar sayıldığı kısımdır. Başka bir deyişle raviler, zincirinin adı olup bu zincir hadisin Hz Peygamberden kimler aracılığı ile ve hangi yollarla bize ulaştığını gösterir. Mesela haddesena(Bize nakletti rivayet etti.)An(ondan)ale(dedi) eklenerek rivayet edenler sıralanır. Senedi yani raviler zincirini zikretmeye isnad denir. Ravilerin hadisleri nakletmesine ”rivayet” Rivayet ettikleri hadisede ”Mervi” denir. Senede Tarık ta denilir. Senet daha çok hadis uzmanları için, hadisin sıhhatini yani hadisin Peygamberimize ait olup olmadığını kontrol edebilmek için önem taşır.
METİN: Senedin ya da raviler zincirinin, kendinde son bulduğu rivayet edilen asıl hadis kısmına metin denir. Mesela ”Enesten, ebitteyyah, ondan Şu’be, ondan Yahya, ondanda Muhammet ibni Beşşar naklederek Nebi(sav) in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir. ”Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.
HADİSLERİN SINIFLANDIRILMASI.: Sağlamlık yönünden hadisler 3 kısma ayrılır. 1-Sahih 2- Hasen 3- Zayıf. Hadislerin çeşitli yönlerden değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu değerlendirmelerde doğruluğu(sıhhati) araştırılan hadisin Hz. Peygambere ait olup olmadığı metin kısmı değil metnin Peygamberimize ait olup olmadığını gösteren senet kısmıdır. Bu durumda değerlendirme sonunda Bir hadise sahih veya zayıf denildiğinde, Bu metnin zayıf veya sahih olduğu değil bu sözün peygambere ait olup olmadığıdır. Daha açık ifadeyle metnin sağlamlığı değil ravilerin sağlamlığı söz konusudur. Metnin sağlamlığı konusu ayrı bir tasniftir ilerde gelecektir. Daha anlaşılır olarak açıklarsak yukarıda verdiğimiz örneği tekrar edelim.
HADİS: ”Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz” Hadisi kurana ve peygamberin yaşantısına ve öteki sözlerine uyup uymadığı ayrı bir tasniftir ilerde gelecektir. Burada araştırılan şey. Bu sözü söyleyen kişilerin dürüst doğru sözlü olup olmadıkları, sözü birbirlerinden bizzat duyup duymadıkları Konusudur.Yani bu hadisi rivayet eden Enes, Ebitteyyah, Yahya, Şu’be, Muhammet ibni beşşar dır söz konusu olan Eğer bu ravilerin tamamı birbirlerinden duyduysa ve eğer bu kişilerin tamamı yalan konuşmayan dürüst insanlar oldukları bilinirse ve eğer başka ravilerde onların sözlerini destekliyor ise o zaman bu hadis sahihtir ilerde gelecektir.
SAHİH HADİS: Adalet ve zabt sahibi ravilerin yine aynı durumda olan raviler vasıtasıyla Bizzat peygamberin ağzından duyan veya bizzat gören ve kesintisiz bir şekilde şaz ve illeti olmayan hadistir. Bir hadisin sahih sayılması için bazı şartlar gerekir. 1-Hadisi nakleden raviler adil olmalıdır. Burada sözü edilen adalet zulmün zıt anlamlısı değil şirk, fısk ve bidat gibi bütün büyük ve küçük günahlardan sakınmak takva sahibi, samimi bir Müslüman olmak anlamındadır. Böyle kişilerin rivayet ettiği hadislere sahih denir.2- Raviler rivayet edecekleri hadisi doğru bir şekilde öğrenme aradan uzun bir zaman geçse bile aynen hatırlayabilecek ölçüde öğrendiğini koruma(zabt) sahibi olmalıdır. Öğrenme ve öğrendiğini koruma yeteneğine sahip olmayan ravilerin naklettikleri hadisler sahih kabul edilmez.3- Hadis rivayet eden ravilerin kendilerinden hadis rivayet ettikleri kişilerde bizzat görüşerek hadis almış veya en azından görüşme imkan ve ihtimaline sahip çağdaş kişiler olmalıdır. Raviler arasında açık veya gizli bir kopukluğun olması halinde hadis sahih olmaktan çıkar.
HASEN VE KUTSİ HADİS
4- Güvenilir (sıka) bir ravi tarafından rivayet edilen hadis daha güvenilir veya daha fazla ravinin rivayetine ters düşerek (şazz) tek kalmamalıdır. Çünkü bu durum hadisin sıhhatine engeldir.
5-Hadisin metin veya senedinde onu zaafa düşüren herhangi bir kusur bulunmamalıdır. İlletli(maalel)kabul edilen bu tür hadisler. Sahihlik vasfını kaybeder. İşte bu 5 şartın hepsini taşıyan hadisler sahihtir.
HASEN HADİS: Sözlükte güzel anlamına gelen hasen kelimesi hadis istilahında sahih hadisle zayıf hadis arasında yer alan fakat sahih hadise daha yakın olan hadis tütüne verilen addır. Daha açık ifade ile sahih hadisle hasen hadis arasındaki fark hasen hadislerin ravilerinin durumu bilinmemekle birlikte yalancılıkla suçlanmamış dürüst ve güvenilir. Olmalarına rağmen titizlikleri ve hafızalarının sağlamlığı (zabt) açısından sahih hadis ravilerinin daha aşağı derecede bulunmasıdır. Hasen hadis bu iki özellik dışında sahih hadislerin bütün özelliklerini taşır. Bir de hasen hadislerin başka raviler vasıtasıyla da rivayet edilmesidir. Hasen hadis ilk defa yaygın şekilde Tirmizi tarafından kullanılmıştır. Ebu Davud’un süneni de Hasen hadislerin çokça bulunduğu eserler arsındadır.
ZAYIF HADİS: Sahih veya hasen hadisin taşıdığı şartların birini veya birkaçını taşımayan hadistir. Bu şartların bulunup bulunmadığı hadisin çeşitli yönlerden tenkit ve tetkik e tabi tutulmasıyla anlaşılır. Söz gelimi hadisin ravisi adaletindeki kusur sebebiyle zaptının zayıflığı senetteki kopukluk, ravinin kendisinden daha sika bir ravi olması sebebiyle zayıf hadisle amel edilmez.
KUTSİ VE NEBEVİ HADİS: Manası Allaha, lafızları Peygambere ait olan hadislere kutsi hadis; Mana ve lafzı Peygambere ait olan hadislere de nebevi hadis denir.
KUTSİ HADİS: Hz Peygamberin Allah(cc) den rivayet ettiği hadise kutsi hadis denir. Hazreti peygamberin istediği ibare ile ifade etmek üzere bazen Cebrail (as)vasıtasıyla bazen de vahiy ilham ve rüya yoluyla Allahu Tealadan rivayet ettiği hadislerdir. Kutsi hadislerin bir taraftan ilk kaynak olarak Allaha izafe edilmesi, diğer taraftan Peygamberin hadisleri arasında zikredilmesi bunların hadislere benzerliğini ortaya koyar. Zira Kuran-ı kerim Allah’ın kelamı olup Hz Peygambere vahyolunmuştur. Kudsi hadislerinde ilk kaynağı Allah olduğuna ve Peygamber tarafından ondan vahyedildiğine göre bunlarda vahiydir. Bununla beraber kutsi hadisler Kurandan sayılmazlar. Her ikisiniz de kendine has özellikleri vardır. Kudsi hadis Kuran-ı kerimin özelliklerine sahip değildir. zira mana ve lafız yönünden Kuran-ı kerimdeki icaz kutsi hadislerde yoktur. Kuran-ı kerim tevatür yoluyla ,Kutsi hadisler ahad yoluyla nakledilmişlerdir. Kuran ayetlerinin mana ile rivayeti caiz değildir. Kuran ayetleri namazda okunur., cünüp iken okunmaz ve abdestsiz dokunulmaz. Kudsi hadisler böyle değildir. Kutsi hadisin manası Allaha, lafzı Peygambere aittir. Kudsi hadisler. Allahın kudret ve azametinden, rahmetinin genişliğinden ihsanın bolluğundan, söz ederler. Helal ve haram şeklinde ahkama taallük etmezler. Bu hadisler 100 tanedir. Bazı alimler bunları ayrı eserlerde toplamıştır Bunlardan Abdurrauf El müsavi(1031-1102)El-ithafatusseniyye bil ehadisil Kudsiyye isimli eserinde alfabetik sırayla tasnif etmiştir.
CİBRİL-MAKLUB-MERFU-METRUK HADİS
CİBRİL HADİS: Cebrail(as); Hz Peygamberinde aralarında bulunduğu bir sahabe topluluğuna insan suretinde gelmiş iman, islam, ihsan ve kıyamet alametleri gibi bazı soruları Allah Resulüne sorarak cevaplarını almıştır. İşte Cebrail (as) bizzat soru sorarak ve cevapları tasdik ederek telkin ettiği hadise cibril hadis denir. Misal
Cibril hadis :”Abdullah b.Ömerin babası Hz. Ömer’den naklettiğine göre Bir gün Resulullah’ın yanında bulunduğumuz sırada aniden yanımıza elbisesi bembeyaz saçı simsiyah, bir zat çıkageldi. Bizden kendisini tanıyan yoktu. Doğru gidip Peygamberimizin yanına oturdu. Ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ve Ya Muhammet Bana İslamın ne olduğunu söyle? dedi. Resulullah(sav) İslam Allahtan başka ilah olmadığına Muhammedin de Onun Resulu olduğuna şehadet etmen namazı dosdoğru kılman, zekatını vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse hac etmendir buyurdu. O zat doğru söyledin dedi. Biz buna hayret ettik zira hem soruyor hem de tasdik ediyordu. Bana imandan haber ver? dedi. Resulullah(sav) Allaha, meleklere, kitaplara, peygamberlere ve ahiret gününe inanman birde hayra ve şerre ve kadere inanmandır dedi. O zat yine doğru söyledin dedi. Bu sefer bana ihsandan bahset dedi. Resulullah (sav) Allaha onu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da o seni görüyor buyurdu. O zat yine doğru söyledin dedi. Bana kıyametten haber ver dedi. Resulullah(sav) Bu meselede kendisinden sorulan sorandan bilgili değildir buyurdu. O halde bana Kıyametin Alametlerinden bahset dedi. Resulullah(sav)ın Cariyenin kendi sahibini doğurması ve yalın ayak çıplak yoksul koyun çobanlarının bina yapmakta birbirleriyle yarış ettiklerini görmendir buyurdu. O zat doğru söyledin dedi gitti. Peygamberimiz(sav) yanında bulunan Hz. Ömer’e ya Ömer bu zat kimdi bilir misin? diye sordu. Hayır dedi. O Cebraildi. Size dininizi öğretmeye gelmişti. Buyurdu.(buhari-müslim.iman)
MAKLUB HADİS: İsnatta veya metinde İsim ve ibarelerin yerlerinin değiştirilmesi ile ortaya çıkan hadis türüdür. Maklub: Lugatta tersine çevrilmiş, altı üstüne getirilmiş, içi dışına döndürülmüş, başka şekle sokulmuş manasına gelir. Maklub hadis zayıf hadistir.
MERFU HADİS: Kaynağı Hz. Peygamber olan hadis terimi Peygambere nispet olunan söz, fiil, takrir ve sıfatlara Merfu hadis denir. Merfu hadis sahih, hasen, zayıf hatta mevzu hadis olabilir.
METRUK HADİS: Vazgeçilmiş, terkedilmiş, kullanılmaz, yalancılıkla itham edilen ravilerin bilinen kurallara muhalif olarak, rivayet ettikleri ve bu rivayetlerinde yalnız kaldıkları hadislere denir. Örnek ”Ne bir hilekar ne bir cimri cennete giremez’’ bu hadis metruktür yani uydurmadır.
MEVZU UYDURMA HADİS
MEVZU HADİS: Mevzu iftira etmek, icad etmek. Hz Peygamberin söylemediği bir sözü yalan ve iftira ile ona nispet etmek. Çeşitli sebeplerle uydurulmuş sözlerdir. Bu kesinlikle haramdır. Çünkü
HADİS: Her kim ki benim adıma yalan söylerse cehennemdeki yerini hazırlasın”(Buhari. ilm.38-müslüm. zühd.72-Ebu davut.ilim.4-tirmizi fiten.70 HADİS: ”Her kim benden yalan olduğu …bilinen bir hadis rivayet ederse o kimse yalancıdır.(müslim.1-9)
HADİS: ”İlerde birtakım yalancılar çıkacak. Sizlere kimsenin duymadığı hadisler getireceklerdir. Onlardan şiddetle sakının.(müslim.12) Görüldüğü gibi birçok sahih hadisle sabittir ki hadis uyduranları peygamberimiz(sav) şiddetle kınamaktadır. Fakat ne yazık ki binlerce kişi çeşitli sebeplerle binlerce hadis uydurmuşlardır. Bu sebeplerden birkaç tanesi şunlardır.
1- Fırka, Mezhep ve kabilesini savunmak, yüceltmek için hadisler uydurulmuştur. Hz Osman’ın şehit olmasından sonra İnsanlar birçok fırka, mezhep ve kabileye ayrılmışlardır. Ve her gurup kendilerini haklı ve üstün göstermek için binlerce hadis uydurmuşlardır. Bununla da yetinmeyip işlerine gelmeyen hadisleri uydurma diyerek kabul etmemişlerdir.
2-İslam düşmanları da İslam’ı yıkmak için binlerce hadis uydurmuşlardır ve bunları çeşitli yollarla elde ettikleri İslam alimleri vasıtasıyla(kimini parayla, kimini makamla, kimini şöhretle, kimini kadınla, kimini korkutarak, kimini baskı ve şantajla)İslam’a sokmuşlardır.
3-İslama hizmet etmek maksadıyla ruhbanlık yaparak, Müslümanları, iyi amele teşvik etmek, kötülüklerden sakındırmak maksadıyla, binlerce hadis uydurulmuştur. İlk bakışta iyin niyetli gibi görünen amellerin faziletine dair hadisler özellikle çoğunluktadır. Fakat bu hadisler son derece tehlikelidir.
4-Şahsi çıkar sağlamak maksadıyla binlerce hadis uydurulmuştur.
OKUDUĞUMUZ HADİSİN UYDURMA OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLARIZ.:
1-Uyduran kimsenin itirafı. Önce Kaderiye mezhebinde iken tövbe eden ”Eb Reca” ağlayarak şu itirafta bulunmuştur. ”Kadercilerin hiçbirinden hadis rivayet etmeyiniz. Vallahi biz kader hakkında hadis uydurur insanlar arasında yayardık. Demiştir. Zındıklığı sebebi ile Basra valisi Muhammet bin. Süleyman tarafından idam ettirilen Abdülkerim .b. Ebil. Avca asılmadan önce şu itirafta bulunmuştur. Sizin aranızda 4 bin hadis uydurdum. Bunlarda helali haram, haramı helal gibi gösterdim.
2-Haberin lafzında ve manasında bozukluk bulunması. Bu daha ziyade fesahat ve belagatta çok üstün olan Hz. Peygamberin gerçek hadisleriyle karşılaştırıldığı anda hemen anlaşılır.
3-Birçok kişinin görmesi gereken bir olayı bir kişinin gördüğünü iddia etmesi ile hadisin uydurma olduğu anlaşılır. Mesela Hz. Ömer’in hutbede recm vardır, demesi buna örnektir. Bu sözü hiç kimse teyit etmemiştir.
4-Akla his ve müşahedeye aykırı olması. buna örnek vermek gerekirse Nuhun gemisinin Kabeyi 7 defa tavaf ettiği 2 rekat namaz kıldığı iddiasında bulunmaktır. Halbuki bu akla ve mantığa aykırıdır.
5-Tarihi vukuata aykırı olması
6- Sözün Kurana ve sünnete aykırı olması. Eğer hadis diye bildirilen söz kuran ayetlerine ve sahih hadislere ters ise hadisin uydurma olduğu hemen anlaşılır. Mesela (lokman.34)”Kıyametin ne zaman kopacağını bilmek Allaha mahsustur” Buyrulduğu halde ve bunun gibi birçok ayet ve hadis olduğu halde. Kıyametin kopacağı zamanı bildiren binlerce uydurma hadis vardır.
Sayın okurlarım görüldüğü gibi çeşitli sebeplerle binlerce söz; hadis diye bize yutturulmuştur. Bilhassa Emeviler ve Abbasiler zamanında kendi çıkar ve menfaatlerini korumak için binlerce sahih hadis uydurma hadis olarak ilan edilmiş; binlerce uydurma hadiste sahih hadis olarak kabul edilmiştir. Bununla da yetinilmemiş daha önce defalarca değindiğimiz gibi ayetlerin yorumlarıyla, tevilleriyle, tefsirleriyle de oynanmıştır. O halde biz Müslümanlar her duyduğumuz sözü hadis olarak kabul etmeyip yukarıda maddeler halinde yazdığım 6 maddeyle kıyaslamalıyız En önemlisi de 6. maddedir. Yani bir söz Kurana ve sahih hadise aykırı ise senedi ve ravisi ne olursa olsun. Bu uydurma hadistir.
SÜNNET: Yol, gidiş, tabiat, şeriat, alışılmış yol anlamına gelen sünnet. Hz Peygamberin söz, fiil ve takrirlerinin bütününü ifade eden terimdir. Çoğulu ”sünendir. Sünnet Kuran-ı kerimden sonra ikinci ana kaynaktır. Fıkıh usulunde delil olarak kullanılan sünnet. Hz. Peygamberden geliş şekline göre söz, fiil, takrirdir.
1-KAVLİ SÜNNET: Hz Peygamber(sav) in çeşitli vesilelerle söylemiş olduğu sözlerdir. Mesela
HADİS: ’Ameller niyetlere göredir. Ve herkese niyetinin karşılığı vardır. Kim Allah ve Resulu için hicret etmiş ise, Onun hicreti Allah ve Resulunedir. Kim elde edeceği bir dünyalık veya evlenmek istediği bir kadın için hicret ederse, onun hicreti de kendisi için hicret ettiği kimseyedir.(Buhari bedül Vahy 1. iman)
2-TAKRİRİ SÜNNET: Hz. Peygamberin görüp işittiği bir işe karşı çıkmaması ve onu kabul etmesine denir. Hz. Peygamber (sav) bir işin yapıldığını gördüğü veya işittiği halde onu reddetmemiş ve susmuşsa; bu durum onun bu işi tasvip ettiği anlamına gelir. Mesela: Hz. peygamber kabirde bir kadın gördüğü halde kadına bir şey dememesi, kadınların kabir ziyaretine karşı çıkmadığı anlamına gelir.
3-FİİLİ SÜNNET: Hz. Peygamberin 3e ayrılır.
1-SÜNNETİ ZEVAİT: Hz Peygamberin bir beşer bir insan olarak yaptığı işlerdir. Yeme, içme, giyinme, uyuma, yatıp kalkma gibi Bu fiiller genel olarak ümmeti bağlamaz. Çünkü bunlar peygamber sıfatının değil; insan sıfatının özellikleridir. Hz Peygamberin dünyalık işleri ticaret, ziraat, savaş taktikleri, hastalık tedavisi gibi dünyevi işler. Bu guruba girer. Ümmet bunun aynısı yapmak zorunda değildir. Mesela Peygamberimizin yediği yemekleri yemek; giydiği elbiseleri giymek zorunda değildir Müslümanlar. Sayın okurlarım giyinmek deyince Yakında yaşanmış bir olayı anlatmak istiyorum. 1982 idi sanırım. Tüm İslam ülkelerinin alimleri Erzurum da bir toplantı yaptılar. Bu toplantıya Mekke’nin ünlü alimlerinden Kabe imamı da davetliydi. Onu Erzurum’a getirmekle sorumlu Türk kendisine Erzurum’un soğuk memleket olduğunu orada üşüyebileceğini ve üzerine palto alması gerektiğini söyler. Kabe imamı olmaz öyle şey Peygamberin giymediği paltoyu ben giymem diye karşı çıkar. Tabi Erzurum’a gelip soğuğu görünce Aman hemen bana palto verin donuyorum der. Ona sözü hatırlatılınca da Vallahi Hz Peygamber buraya gelse eminim ki oda giyerdi der. Bu olay gerçekten çok güzel örnektir. Bizim toplumumuzda sakal bırakmayanlara iyi gözle bakılmaz. Sünneti terk ettin diye kınanır. Ancak saçı uzun erkeklere de iyi gözle bakılmaz. Onlarda kadına benziyorsun diye kınanır. halbuki Peygamberimiz(sav) hem sakallı idi. Hem de saçları uzun idi. O kadarki saçlarını arkadan bağlardı. ve üstten saçlarını ikiye ayırırdı. Şimdi ne yapacağız sünnetse ikisi de sünnet değilse ikisi de değil. Bilmem anlatabildi mmi?
PEYGAMBERİMİZE FARZ OLANLAR
Sayın okurlarım Hiçbir Müslüman peygamber(sav) saçını uzattı diye saçını uzatmaya, misvak kullandı diye misvak kullanmaya, sakal bıraktı diye sakal bırakmaya, etek giydi diye etek giymeye, başına sarık bağladı diye sarık bağlamaya,13 sefer evlendi diye 13 hanım almaya, hasırda yattı diye hasırda yatmaya, Hurma liflerinden döşekte yattı diye hurma lifli döşekte yatmaya, velhasıl şahsına münhasır hiçbir şeyi yapmaya mecbur ve mahkum değildir. Ve hiçbir Müslümanı da bunları yapmıyor diye kınamak doğru değildir. Kendin yapmak istiyorsan yap kimse bir şey diyemez ama lütfen sende ben yapıyorum herkes yapsın diye dayatma ne olur.
2-SÜNNETİ HÜDA: İbadet ve ahirete ait amellerde ki Peygamberimizin yaptığı işler. Bu işler Peygamber sıfatının gereği dinin gereği olduğu için ümmet buna uymak zorundadır. Namaz, oruç, hac v.b
3-PEYGAMBERİMİZİN ŞAHSINA AİT EMİRLER:
Allah(cc) tarafından yalnız peygamberimize mahsus olan emirler vardır. Bu emirleri yerine getirmek Peygamberimize farzdır. Ama ümmetine farz değildir. Mesela. Teheccüt namazı, visal orucu 4 ten fazla kadın alması, gibi fiillerde ümmet sorumlu değildir. Fakat maalesef sünneti Hüdaya pek önem vermeyen Müslümanlar. Kendilerine emredileni değil emredilmeyeni yapma alışkanlıklarından dolayı sünneti Zevaide önem vermektedirler. Cahilliğin en büyük özelliği olan öze değil şekle önem vereme hastalığından dolayı Peygamberimizin ahlakla ilgili yüzlerce hadisi olduğu halde onun ahlakını değil giyim kuşamını örnek almaktadırlar. Halbuki iman şekilde değil kalptedir. İman görünüşte değil ahlaktadır. İman sakalda, bıyıkta, şalvarda, cübbede sarıkta değil. Salih ameldedir. Eğer öyle olsaydı göbeklerine kadar bembeyaz sakal bırakan papazların hepsinin cennete girmesi gerekirdi.
Sayın okurlarım dert o kadar büyük ki, yara o kadar derin ki anlatamam nereye el atsanız dökülüyor. Nereye tutsanız elinizde kalıyor. Değil iki kitap ömrüm olursa bu konuda yüzlerce kitap yazmam gerekecek galiba.
RAVİ: Hadis rivayet edenlere denir. Rivayet olunmuş hadislerin sıhhati her şeyden önce hadisleri nakleden ravilerin güvenilir. (sıka) olmalarına bağlıdır. Çünkü sıka olan ravi kendisi gibi güvenilir sahih hadisler nakledecektir. Sıka olmayanlarda zayıf hadis nakledecektir. Hadis rivayet edenlerin hadisi kabul edilenlerden olması şarttır. Buda bazı şartları gerektirir. Bu şartlardan birisi eksik olursa bu hadisi rivayet edenlerin hadisi alınmaz.
ZAYIF HADİS ÇEŞİTLERİ
RAVİ: Ravide bulunması gereken şartlar şunlardır.1- Müslüman olma 2- Mükellef olma 3-Adalet 4- Zabt
1-Müslüman olma: Ravinin içiyle dışıyla tam bir Müslüman olması gerekir. Kafir ve münafığın rivayet ettiği hadis geçersizdir.
2-Mükellef olma: Çocuk ve delinin rivayet ettiğihadis geçersizdir.
3-Adalet: Hadisi rivayet edenin günahlardan kaçınan takva sahibi dürüst, doğru sözlü, sevilen, sayılan kişi olması gerekir.
4-Zabt: Hadisi rivayet eden kişi unutkan olmamalı, bilgiyi saklayan ve unutmayan kişi olması gerekir. Unutkan birinin rivayet ettiği hadise güvenilmez.
MÜDELLES HADİS: Zayıf hadistir. Bu ismi almasının sebebi ravilerden biri duymadığı halde konuşmadığı halde falanca kişiden bu hadisi duydum diye yalan söylemesinden dolayıdır. Ravisi sıka olmadığı için bu hadis zayıf hadistir.
MÜDREC HADİS: Zayıf hadis çeşitlerinden biri Müdrec kelimesi bir şeyi bir şeye eklemek veya içine sokup yerleştirmek manasına gelir. Hadis ilminde ise Ravisi tarafından isnadına veya senedine, metnine hadisin aslında olmayan bazı sözler sokulmuş olan sözler demektir. Bu hadis zayıf hadistir.
MÜNKER HADİS: Zayıf hadis gurubundandır. Zayıf bir ravinin güvenilir sika ravilere muhalif olarak rivayet ettiği ve bu rivayetinde tek kaldığı hadistir. Mesela ”Müslüman kafire kafir, Müslümana varis olamaz. ” bu hadis münkerdir. Çünkü bunu rivayet (zuhri) güvenilir olmadığı gibi başka hiç kimse buna benzer söz söylememiştir.
MÜRSEL HADİS: Zayıf hadis kısmından biridir. Tabiinden birinin senedinde sahabeyi zikretmeksizin doğrudan doğruya peygamberimizin adını anarak naklettiği hadislerdir. Mürsel hadisler dinde delil(hüccet) olamaz Ancak bu hadislerin sahabe sözü olması dolayasıyla değeri vardır. Eğer söz kurana ve sünnete ters değil ise bu hadislerle amel edilebilir. Nitekim Buhari ve müslimde bir çok mürsel hadis mevcuttur.
MEVKUF HADİS: Zayıf hadislerden Bu hadislerde söylenen söz Resulullaha ait olmayıp sahabilere aittir. Sahabelerin sözleri, fiilleri ve takrirlerinin toplandığı hadislerdir. Bu hadislerle amel etme zorunluluğu yoktur. Ancak Kurana ve hadise ters düşmeyen sahabe sözüyle amel edilebilir.
MÜNKATI HADİS: Lugatta kesilmiş kopmuş demektir. Hadis ilminde ise ravilerden biri veya her ikisi atlanan veya ravinin kim olduğu bilinmeyen hadislerdir. Bu hadislerle amel etmek caiz değildir.
MU’DAL HADİS: Senet zincirinde peş peşe iki veya daha fazla ravinin olmadığı bu nedenle zayıf olan hadis. Munkatı hadisin bir şekli olan bu hadis zayıflık bakımından Munkatı dan daha zayıftır.
MUHALLEL HADİS: Dış görünüşü bakımından sağlam. sahih hadis gibi görünen. Halbuki uzman hadiscilerin anlayabileceği içinde gizli illet olan hadislerdir. Bu hadislerle amel edilip edilemeyeceğine hadisciler karar verir.
MUZDARİB HADİS: Güvenirlikleri birbirine eşit olan ravilerin birbirinin zıddı hadisleri bildirmesine denir. Aralarında tercih yapılamadığı için böyle hadisler zayıf hadistir. mesela
HADİS: Fatma binti kaysın şu hadisi Hz peygamber zekat hakkında sorulduğu zaman O malda zekattan başka hak vardır. Dedi(tirmizi.zekat.27) aynı hadisi aynı kişi ibni macede ”malda zekattan başka bir hak yoktur” diye geçer(İbni mace. zekat
KURANLA HADİS ÇELİŞEBİLİR Mİ?
Sayın okurlarım görüyorsunuz değil mi? aynı kişiden rivayet edilen aynı hadisi birisi öbürünün tam tersi anlamış dolayısıyla biz ne yapacağız. İkisine de itibar etmeyeceğiz illa da birini tercih etmek gerekiyorsa Kurana ve sahih hadislere hangisi uygunsa onu tercih edeceğiz.
Sayın okurlarım görüyorsunuz değil mi? aynı kişiden rivayet edilen aynı hadisi birisi öbürünün tam tersi anlamış dolayısıyla biz ne yapacağız. İkisine de itibar etmeyeceğiz illa da birini tercih etmek gerekiyorsa Kurana ve sahih hadislere hangisi uygunsa onu tercih edeceğiz.
Sayın okurlarım hadis konusunu ayrıntılı olarak işlememim sebebi her okuduğunuz hadisi doğru olarak kabul etmeyiniz. Hadislerin nice çeşitleri var. Arkadaşlar sizi daha iyi aydınlatmak için şu örneği vereceğim. Hadisi şeriflerin yazılımına 300 yıl sonra başlandığına göre teşbihte hata olmaz. Şimdi 2010 yılındayız çık 300ü 1710 yılı olur değil mi? bugün 2010 yılında yaşayan birisinin sözlerini yazmak gerektiğini farz edelim. Mesela kanuniyi ele alalım şimdi yaşayan kişi kanuniyi tam olarak nasıl anlatır. Kanuninin söylediklerini bire bir bilmemiz mümkün olur mu? Kaldı ki bize anlatanlar kendi cephelerinden olayı ele almaz mı? Veya almıyor mu? Kimisi kahraman kimisi emperyalist kimisi gaddar, kimisi dindar, kimisi seks düşkünü, yani herkes istediği gibi değerlendirmiyor mu? Bırakın eskiye gitmeyi daha 50yıl önce idam edilen menderesi kimi vatan haini kimi kahraman olarak görmüyor mu? İşte Muaviye ve Yezit peygamberimiz(sav) tüm sülalesini yok ettikten sonra kendi saltanatı için kendi çıkarı için binlerce uydurma hadis üretmiştir. Her zaman söylediğim gibi tekrar söylüyorum. Hadisin başında hangi sıfat olursa olsun, sahih, Hasen, Mürsel v.b senedi ne kadar sağlam olursa olsun bizim için geçerli olan tek şey Kurana ters mi değil mi ? Tek dayanağımız tek garantimiz o çünkü o insan sözü değil Rabbimin sözü selam ve dua ile.
HADİSLERE GEREK YOK; KURAN-I KERİM BANA YETER DEMEK HEM ŞİRK HEM AKILSIZLIKTIR.
Kıymetli okurlarım. Bazıları çıkıyor diyor ki. Kuranda her şey vardır. Ki doğru ‘’KURAN-I KERİMDE HERŞEY MEVCUTTUR’’ adlı makalemde ayrıntılar vardır.
HADİSLERE GEREK YOK DİYEN ŞİRKE GİRMİŞTİR
Ben Kuranda olana uyarım. Olmayana uymam diyorsun. Sen yalan söylüyorsun. Kurana uysaydın. Şu ayetlere de uyardın.
AYET: (Al-i İmran-31) (Ey Muhammed! Onlara) Deki: “Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın”
AYET: (Al-i İmran -32) (Ve yine) de ki: “Allah’a ve Resule itaat edin; eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah Kafirleri sevmez.”
AYET: (Al-i İmran-132) “Allah’a ve Peygambere itaat edin ki rahmet olunasınız.”
AYET: (Nisa - 59)’’ Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin.”
AYET: (Nisa- 69) “Her kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse,”
AYET: (Nisa / 80) “Her kim o Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.”
AYET: (Enfal - 20) “Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne itaat ediniz.”
AYET: (Enfal - 46) “Allah’a ve Resulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin.”
AYET: (Nur- 51) “Oysa aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Peygamberine davet olunan Müminlerin sözü ise, “işittik ve itaat ettik” demeleridir.”
AYET: (Nur - 52) “Kim, Allah’a ve Peygamberine itaat eder ve O’ndan korkar, sakınırsa, işte kurtuluşa erenler de bunlardır.”
AYET:“ (Nur- 56) (Ey Müslümanlar!) Namazı dosdoğru kılın; zekatı verin ve Peygambere itaat edin ki rahmet olunasınız.”
AYET: (Ahzab - 31) “İçinizden kim Allah’a ve Resulüne itaat eder ve salih amel işlerse,”
AYET: (Ahzab - 71) “Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”
AYET: (Haşr - 7) “Peygamber size neyi verirse, onu alın; neden sizi nehy ederse, ondan da sakının.”
AYET: (Teğabun - 12) “Allah’a itaat edin; Resüle de itaat edin.”
Kıymetli okurlarım peygamberimizin söylediği Hadis-i şeriflere inanmayan, kabul etmeyen, yok sayan, ona itaat etmeyen kişi yukarıdaki ayetleri inkar etmiş dolayısıyla şirke girmiştir.
HADİSLERE GEREK YOK DİYEN YA KENDİ DELİDİR YA DA BİZİ DELİ YERİNE KOYMAKTADIR.
Kıymetli okurlarım. Bugün 3-4 tane Anayasa profösör’ünün hazırladığı yürürlükteki anayasayı anlamak ve uygulamak için yüzlerce mahkeme, binlerce hakim, binlerce savcı, binlerce avukat, binlerce katip v.s görev yapmaktadır. Bugün yüzlerce anayasa profösörü Anayasa mahkemesinde kanunların, yönetmeliklerin Anayasaya uygunluğunu kontrol etmektedirler.
Şimdi soruyorum bu kişilere; 3-5 insanın yazdığı Anayasa kitapcığını alsın okusunlar bakalım bir şey anlayacaklar mı? İnsanın yazdığı Anayasayı anlayamayan bu kişiler. Kıyamete kadar hüküm sürecek Allah’ın Anayasası olan Kuranı Kerimi Kuranın indirildiği kişi olan, Kuran-ı öğretmekle ve İslam’ı yaymakla görevli olan Peygamberimiz(sav)in yorumu olmadan, sözlerine bakmadan anlıyorum demek. Kendini dinleyenleri, okuyanları, izleyenleri aptal yerine koymak değil midir?
Bu kişilere şunu sormak lazım. Cenabı hak Kuran-ı kerimi niçin Peygamberimize Cebrail vasıtası ile. Vahyetti. Kuranı kitap halinde yeryüzüne gönderir. Okunur inanan inanır. İnanmayan inanmazdı. Veya Peygamberimize vahyettiği gibi her kuluna vahyederdi. Peygamber göndermesine gerek olmazdı. Niçin? vahyi 23 senede tamamladı. Hepsini bir anda gönderemez miydi.
Demek ki Kurandaki ayetleri anlayacak, izah edecek, yorumlayacak, yaşayacak ve yaşatacak ilahi bir elçiye gerek vardı. Eğer Peygamberimiz(sav) i yok sayıp atlarsak. Kuranda bize emredilen hiçbir ibadetin ayrıntısını bilemezdik, Namaz, Oruç, Zekat, Hac v.b bütün ibadetlerin nasıl yapılacağını bize öğreten ve gösteren Peygamberimiz(sav) dir. Bırakın bunu Kurana da inanmışız demektir. Çünkü kuranı bize bildirende Peygamberimizdir.
Bu o kadar büyük bir saçmalıktır ki bugün elimizde anayasa var. Ne gerek var. Bunca hakime, savcıya, mahkemeye demekten daha büyük bir saçmalıktır.
Kıymetli okuyucularım bu konuda çok şey yazılabilir. Ancak uzun yazıları sevmediğinizi bildiğimden kısa tuttum.
İnşallah en yakın zamanda 300 bin adet hadisin tamamının sahih hadis olduğunu yani peygamberimizin sözü olduğunu ve hepsine inanmak gerektiğini söyleyen dolayısıyla Peygamberimizin söylemediği, tasdik etmediği, Kuranın ruhuna aykırı sözleri o söyledi diyenlerin. Ona iftira attıklarını açıklayacağız.
HADİS-İ ŞERİFLER KURAN-I KERİMİN YA TEKRARIDIR YA AÇIKLAMASIDIR YA DA KUR’ANA TERS DÜŞMEYEN TALİ MESELELERİN İZAHIDIR.
Sayın okurlarım. Peygamberimiz(sav) in hayatı hakkında kısaca bilgi verdikten sonra, Peygamberimizin sözleri ve fiillerinin yazı ile ifade edilmesi olan Kuran-ı Kerimden sonra Müslümanın müracaat etmesi gereken 2. kaynak olan hadis konusunu ele aldık. Hadis kelimesi söz ve haber anlamına gelir. Hadis Kuran- Kerim karşısındaki durumu ve getirdiği hükümler açısından 3 çeşide ayrılır.
1- Bazı hadisler Kuran-ı kerimin getirdiği hükümleri TEYİT eder. Ana babaya itaat, yalancı şahitlik, cana kıyma, gibi hadisler bu nevidendir. Yani ayetlerin tekrarıdır.
2-Bir kısım hadisler Kuran-ı kerimin ayetlerini TEFSİR eder, açıklar, tafsilat verir, izah eder. Namaz, hac, zekat, gibi emirler kuranda emredilmiş ancak bunların nasıl yerine getirilmesi gerektiği hadislerden anlaşılmıştır.
3-Bazı hadislerde Kuran- kerimin hiç temas etmediği ve peygamberimizin Kuranın bütünlüğünü göz önüne alarak ayetlere aykırı ve ters olamayacak şekilde temas edilen konulardır. Mesela ehli merkep, yırtıcı kuşlar v.b birçok konu da hadisi şerif vardır.
KUR’ANA VE SÜNNETE AYKIRI SÖZLERİ HADİS KABUL EDENLERE CEHENNEM AZABI VARDIR
Sayın okurlarım Kurana aykırı hadisleri benimseyenlere, yaşayanlara, hadis diye sunanlara büyük azap vardır. İşte ayet
AYET:(Lokman-6 ) “İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız hadisleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.”
OKUDUĞUMUZ HADİSİN UYDURMA OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLARIZ.:
1-Uyduran kimsenin itirafı . Önce Kaderiyye mezhebinde iken tövbe eden ”Eb Reca” ağlayarak şu itirafta bulunmuştur. ”Kadercilerin hiçbirinden hadis rivayet etmeyiniz. Vallahi biz kader hakkında hadis uydurur insanlar arasında yayardık demiştir. Zındıklığı sebebi ile Basra valisi Muhammet bin. Süleyman tarafından idam ettirilen Abdülkerim .b. Ebil. Avca asılmadan önce şu itirafta bulunmuştur. Sizin aranızda 4 bin hadis uydurdum. Bunlarda helali haram, haramı, helal ,gibi gösterdim.
2-Haberin lafzında ve manasında bozukluk bulunması. Bu daha ziyade fesahat ve belagat ta çok üstün olan Hz. Peygamberin gerçek hadisleriyle karşılaştırıldığında hemen anlaşılır.
3-Birçok kişinin görmesi gereken bir olayı bir kişinin gördüğünü iddia etmesi ile hadisin uydurma olduğu anlaşılır. Mesela Hz. Ömerin hutbede recm vardır. Demesi buna örnektir. Bu sözü hiçbir sahabe teyit etmemiştir.
4-Akla his ve müşahedeye aykırı olması. Buna örnek vermek gerekir se. Nuh’un gemisinin Kabe’yi 7 defa tavaf ettiği 2 rekat namaz kıldığı iddiasında bulunmaktır. Halbuki bu akla ve mantığa aykırıdır.
5-Tarihi vukuata aykırı olması
6- Sözün Kurana ve sünnete aykırı olması . Eğer hadis diye bildirilen söz kuran ayetlerine ve sünnete ters ise hadisin uydurma olduğu hemen anlaşılır.
PEYGAMBERİMİZ(sav)İN SÖZLERİ ASLA KURANA TERS OLAMAZ
Hz. Muhammed’(sav)in sözleri yanlış olacak olsa Allah(cc) müdahale eder ve yanlış olduğunu ayetleriyle ortaya koyardı. Eğer Allah’a rağmen bu sözlerinde ısrar ederse peygamberlik görevi sona ererdi. Oysa peygamberler insanların erdemli, onurlu, ahlaklı yaşamaları için tarihin akışını değiştiren en büyük önderlerdir. İşte ayet.
AYET:(Hakka-44-45)“Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık. Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik. Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.”
O halde biz Müslümanlar her duyduğumuz sözü hadis olarak kabul etmeyip yukarıda maddeler halinde yazdığım 6 maddeyle kıyaslamalıyız En önemlisi de 6. maddedir. Yani bir söz Kurana ve sahih hadise aykırı ise senedi ve ravisi ne olursa olsun. Bu uydurma hadistir.
Sayın okurlarım görüldüğü gibi çeşitli sebeplerle binlerce söz; hadis diye bize yutturulmuştur. Bilhassa Emeviler ve Abbasiler zamanında kendi çıkar ve menfaatlerini korumak için binlerce sahih hadis uydurma hadis olarak ilan edilmiş binlerce uydurma hadiste sahih hadis olarak kabul edilmiştir. Bununla da yetinilmemiş daha önce defalarca değindiğimiz gibi ayetlerin yorumlarıyla, tevilleriyle, tefsirleriyle de oynanmıştır. Bir örnek vermek gerekirse. Ayeti kerimelerde Kıyametin ne zan kopacağını ancak Allah(cc) bilir. Buyurulmasına rağmen kıyametin ne zaman kopacağına dair binlerce hadis uydurulmuştur.
AYET: (Lokman.34)”Kıyametin ne zaman kopacağını bilmek Allaha mahsustur”
Buyrulduğu halde ve bunun gibi birçok ayet ve hadis olduğu halde. Kıyametin kopacağı zamanı bildiren binlerce uydurma hadis vardır.
SÜNNET: Yol, gidiş, tabiat, şeriat, alışılmış yol anlamına gelen sünnet. Hz Peygamberin söz, fiil ve takrirlerinin bütününü ifade eden terimdir. Çoğulu ”sünen”dir. Sünnet Kuran-ı kerimden sonra ikinci ana kaynaktır. Fıkıh usulün de delil olarak kullanılan sünnet. Hz. Peygamberden geliş şekline göre söz, fiil, takrirdir.
PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETLERİ ÜÇE AYRILIR.
1-KAVLİ SÜNNET: Hz Peygamber(sav) in çeşitli vesilelerle söylemiş olduğu sözlerdir. mesela
HADİS:’ Ameller niyetlere göredir. Ve herkese niyetinin karşılığı vardır. Kim Allah ve resulu için hicret etmişse, Onun hicreti Allah ve Resulunedir. Kim elde edeceği bir dünyalık veya evlenmek istediği bir kadın için hicret ederse, onun hicreti de kendisi için hicret ettiği kimseyedir.(Buhari bedül Vahy 1. iman)
2-TAKRİRİ SÜNNET: Hz .Peygamberin görüp işittiği bir işe karşı çıkmaması ve onu kabul etmesine denir. Hz. Peygamber (sav) bir işin yapıldığını gördüğü veya işittiği halde onu reddetmemiş ve susmuşsa; bu durum onun bu işi tasvip ettiği anlamına gelir. Mesela: Hz. peygamber kabirde bir kadın gördüğü halde kadına bir şey dememesi ,kadınların kabir ziyaretine karşı çıkmadığı anlamına gelir.
3-FİİLİ SÜNNET: Hz. Peygamber (s.a.v)'in davranışları ve fiilî uygulamalarıyla oluşan sünnet.
FİİLİ SÜNNETLERDE ÜÇE AYRILIR
A-SÜNNETİ ZEVAİT: Hz Peygamberin bir beşer bir insan olarak yaptığı işlerdir. Yeme, içme, giyinme, uyuma, yatıp kalkma gibi: Bu fiiller genel olarak ümmeti bağlamaz. Çünkü bunlar peygamber sıfatının değil; insan sıfatının özellikleridir. Hz Peygamberin dünyalık işleri ticaret, ziraat, savaş taktikleri, hastalık tedavisi gibi dünyevi işler. bu guruba girer. Ümmet bunun aynısı yapmak zorunda değildir. Mesela Peygamberimizin yediği yemekleri yemek; giydiği elbiseleri giymek zorunda değildir Müslümanlar. Sayın okurlarım giyinmek deyince Yakında yaşanmış bir olayı anlatmak istiyorum. 1982 idi sanırım. Tüm İslam ülkelerinin alimleri Erzurumda bir toplantı yaptılar. Bu toplantıya Mekke’nin ünlü alimlerinden Kabe imamı da davetliydi. Onu Erzurum’a getirmekle sorumlu Türk kendisine Erzurum’un soğuk memleket olduğunu orada üşüyebileceğini ve üzerine palto alması gerektiğini söyler. Kabe imamı olmaz öyle şey Peygamberin giymediği paltoyu ben giymem diye karşı çıkar. Tabi Erzurum’a gelip soğuğu görünce Aman hemen bana palto verin donuyorum. der. Ona sözü hatırlatılınca da Vallahi Hz Peygamber buraya gelse eminim ki oda giyerdi der. Bu olay gerçekten çok güzel örnektir.
B-SÜNNETİ HÜDA: İbadet ve ahirete ait amellerdeki Peygamberimizin yaptığı işler. Bu işler Peygamber sıfatının gereği dinin gereği olduğu için ümmet buna uymak zorundadır. Namaz, oruç, hac, v.b
C-PEYGAMBERİMİZİN ŞAHSINA AİT EMİRLER: Allah(cc) tarafından yalnız peygamberimize mahsus olan emirler vardır. Bu emirleri yerine getirmek Peygamberimize farzdır. Ama ümmetine farz değildir. Mesela. Teheccüt namazı, visal orucu,4 ten fazla kadın alması, gibi fiillerde ümmet sorumlu değildir. Fakat maalesef sünneti Hüdaya pek önem vermeyen Müslümanlar. Kendilerine emredileni değil emredilmeyeni yapma alışkanlıklarından dolayı sünneti zevaide önem vermektedirler. Cahilliğin en büyük özelliği olan öze değil şekle önem verme hastalığından dolayı Peygamberimizin ahlakla ilgili yüzlerce hadisi olduğu halde onun ahlakını değil giyim kuşamını örnek almaktadırlar. Halbuki iman şekilde değil kalptedir. İman görünüşte değil ahlaktadır.
Sayın okurlarım dert o kadar büyük ki, yara o kadar derin ki anlatamam nereye el atsanız dökülüyor. Nereye tutsanız elinizde kalıyor. Hadis konusu çok merak edilip çok kafa karışıklığı olduğundan ilerde bu konuya devam edilecektir.