pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 İSLAMDAN SEÇMELER : TEK
TEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2024 Salı

TEK AYAKKABI

TEK AYAKKABI
Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle...
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan dışarı fırlayıp:
- "Küçüüük!" diye seslendi." Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir hârika!"
Çocuk, ona dönerek:
- "Gerçekten çok güzeller!" diye tebessüm etti, "Ama benim bir bacağım doğuştan eksik".
- "Bence önemli değil!" diye atıldı adam. "Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de akli veya vicdanı."
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
- "Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi."
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
- "Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?"
- "Çok basit!" dedi, adam. "Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler..."
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:
- "Baktığın ayakkabı, sana yakışır!" dedi. "Denemek ister misin?"
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
- "Üzerinde 30 lira yazıyor" dedi, "Almam mümkün değil ki!"
- "İndirim sezonunu senin için biraz öne alırım!" dedi adam, "Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder."
Çocuk biraz düşünüp:
- "Ayakkabının diğer teki ise yaramaz!" dedi, "Onu kim alacak ki?"
- "Amma yaptın ha!" diye güldü adam. "Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım."
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
- "Üstelik de öğrencisin değil mi?" diye sordu.
- "İkiye gidiyorum!" diye atıldı çocuk, "Üçe geçtim sayılır."
- "Tamam işte!" dedi adam. "5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zâten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!"
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek
- "Benim satış işlemim bitti!" dedi, "Sen de bana, bunu satsan memnun olurum."
- "Saka mı yapıyorsunuz?" diye kekeledi çocuk, "Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?"
- "Sen çok cahil kalmışsın be arkadaş..." dedi adam, "Antika eşyalardan haberin yok her hâlde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder."
Küçük çocuk, art arda yasadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
- "Bana göre 20 lira yeterli." dedi. "İndirim mevsimini başlattınız ya!"
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
- "Babam hakliymiş!" dedi. "Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek yok! demişti."
Her rüzgar savuracak bir toz bulur,
Her hayat yaşanacak bir can bulur,
Her umut gerçekleşecek bir düş bulur
Bulunmayacak tek şey senin benzerindir

15 Eylül 2022 Perşembe

KAFİRLER TEK MİLLETTİR (FARKLI GÖRÜNSELERDE)




KAFİRLER TEK MİLLETTİR (FARKLI GÖRÜNSELERDE)
Dün Yahudilerle müşriklerin ittifakı, bu gün Haçlı zihniyetle, Siyonist zihniyetin İslâm’a karşı saldırıları, bu saldırılarda harp ahlâkını ve ahkâmını hiçe sayışları, her türlü silahı kullanmaktan çekinmeyişleri, satın aldıkları hainlerle, içten ve dıştan tarifi zor hücumlar tazeleyişleri tarihin kaydettiği ve kaydetmeye devam ettiği bir gerçektir.
Bir savaş, küfür önderleri göz önünde tutularak sürdürülür (bknz:Tevbe,9/12). Eğer küfür önderleri ihmal edilir ve küfrün tek millet olduğu gerçeği unutulursa mücadele arzulanan neticeyi vermeyecek, bataklık tehlike üretmeye devam edecektir.
Yahudiler ile Hristiyan dünya arasında İsa (as)’nın gönderilişinden bu güne kadar süren mücadeleyi, zulüm ve kıtalleri gözden geçiriniz. Küfrün ve zulmün, hakikati örten zifiri bir karanlık olduğunu unutmayınız. Karanlıklar arasında koyuluk farkı olsa da hepsinin karanlık olduğunu aklınızdan çıkartmayınız. İman nûru için hamdediniz. İnsanlığın nûra kavuşması için gayret ediniz.
Küfür ehli, çığırtkanları, dalâlet yolcuları ve saldırganları, fitne, fesat yayıcıları ve temsilcileri ile mücadelenin en temel yollarından biri; onların güçleri, dirençleri, zaaf noktaları, düşünceleri, planları, hamleleri hakkında bilgi toplamak, toplanan bilgileri değerlendirerek mücadele veya harp planı hazırlamak, onların karşı istihbarat çalışmalarını önlemek dirençlerini kırmak, onları yanıltmak ve planlarını boşa çıkartmak, iradelerini çökertmektir.
Zikr-i hakîm tedebbürle okunduğunda her âyetin yeni bir ibret ve bilgi pınarı, yeni bir ufuk penceresi olduğu görülecektir. Âyet-i kerimeler zaman zaman bize İslâm düşmanlarının iç dünyalarında yaşadıklarını, düşündüklerini, arzuladıklarını, nasıl bir hırsa, duyguya sahip olduklarını, içlerinde neler beslediklerini, kendi adamlarıyla baş başa kaldıkları zaman nasıl bir üslûpla konuştuklarını, taşıdıkları duyguları zapt edemeyip kin ve nefretlerini zaman zaman nasıl dışa vurduklarını, içlerinde sakladıklarının çok daha büyük olduğunu, ruh hâllerini ve fırsatı ele geçirince nasıl harekete geçtiklerini dile getirir.
Bir âyet-i kerime var ki üzerinde uzun uzun durup düşünülmesi gerekir. Âyet; bütün hırs, hedef ve çalışmalarının sanki özetini dile getirip bizi tehlikelere karşı ikaz etmekte, zalimleri tehdit etmektedir. Şimdi âyet-i kerimeyi dikkatle okuyoruz:
“Onlar, dünya hayatını (ve geçici zevklerini, hırslarını) âhirete tercih ederler, bütün planlarını dünya hayatına göre yaparlar, Allâh yoluna sırt çevirirler, Allâh yoluna set çekmeye, insanları bu yoldan alıkoymaya çalışırlar ve hak dininin eğriliğini isterler, onu çarpıtıp çirkin göstermeye çalışırlar; işte onlar, derin bir sapıklık içindedirler” (İbrâhim, 14/1-3).
Bu âyet-i kerime İslâm düşmanlarının üç temel tavrına dikkat çekiyor:
1 – Onlar dünya hayatını seçmişlerdir. Âhireti yok sayarlar ve bütün planlarını dünya hayatına göre yaparlar.
Onun için dünya malına, zevkine, makam ve mevkiine düşkündürler, hırslıdırlar, hırslarının önüne geçen her şeye karşı saldırgandırlar. Hayatları, arzuları, emelleri, hayâlleri dünya hayatıyla sınırlıdır.
Ancak üzerinde düşünmedikleri, düşünmeyi de istemedikleri bir başka bakış açısı var: Eğer gerçekler böyle olsaydı, insanlık çığırından çıkardı. Özetle söylemek gerekirse zâlim zulmünde, hırsız hırsızlığında, arsız arsızlığında, ahlâksız ahlâksızlığında, iffetsiz iffetsizliğinde, devlet ve millet malını hortumlayanlar hortumculuğunda, çeteler, katiller, şâkîler işledikleri suçlarda, hainler hıyanetinde, reziller rezaletinde hiç de haksız olmazlardı… Eğer âhiret muhasebesi yoksa, ceza ve mükâfat hak değilse, dünyada yapılan dünyada kalacaksa, yapılan zulüm ve işkencelerin, gasp ve soygunların cezası olmayacaksa, çaresizlerin çaresizlikleri, insanların acıları, kan ve gözyaşları üzerine zevk ve safâ çarkı kuranların, yeryüzünü fesada boğmak için gayret gösterenlerin yaptıkları yanlarına kâr kalacaksa hayat ne kadar mânâsız ve çekilmez hâle gelirdi. İnsanlık ne kadar değerini yitirir, Allâh’ın mükerrem kıldığı insan ne kadar büyük bir rezalet bataklığında sürünürdü…
2 – Onlar, Allâh yoluna set çekmeye çalışırlar. İnsanları hak yoldan alıkoymak için gayret ederler, ellerindeki imkânları bunun için seferber ederler.
Bu yapıları da üzerinde çok düşünülmesi, değerlendirilmesi gereken bir husustur. Tarihte nice örneklerinin görüldüğü, günümüzde de görülmeye devam edildiği bir gerçektir. İleriye doğru da görülmeye devam edeceği her basiret ehlinin kabul etmesi gereken bir başka hakikattir.
Üzerinde düşündükçe nice yaşanan misaller gözlerde canlanacaktır…
3 - Allâh yolunun, hak yolun, doğru yolun eğriliğini isterler.
Günümüzde bu ayrıca dikkat çekilmesi, üzerinde durulması, düşünülmesi, iyi teşhisler konulması, karşı tedbirler alınması için gayretlerin sarf edilmesi, düşüncelerin yoğunlaştırılması gereken bir husustur.
Allâh yolu, Zikr-i hakîm’de, hidayet yolu, sırat-ı müstakîm olarak isimlendirir. Dalalet ehli, bataklık çığırtkanları dosdoğru olan bu yolu eğri ve çarpık, doğru bilgileri yanlış, güzellikleri çirkin göstermek için gayret eder, hayret uyandıracak yol ve üslûplar denerler. Bilgileri bulandırır, bakış açılarını değiştirir, adam satın alır, basın ve yayını yanıltıcı bilgiler için kullanırlar. İlmî çalışmaların, araştırmaların neticeleriyle oynar, boş ve mânâsız sözlere ilmî araştırma süsü verir, yanlışı doğru diye adlandırır, yanlışları koruyan ve kollayan deyimler üretir hatta kanunlar çıkartır, var olanları istediği istikâmete sündürürler. Doğruları küçümser, hor görür, doğruyu dile getirenlere söz hakkı vermez, yanlışları da kabul edilmiş gerçekler olarak sunarlar…
Âyet ve hadislerin asıl dile getirdiği mânâyı örtmek için zikzaklar çizer, şer’î esasları sarsmak için eline geçen fırsatları kullanır, gerçek değerlerle alay eder, onları küçümseyici ifadelerle dile getirir ve doğruluğunu savunma yollarını keser, savunulamayan saldırır, savunulamadığı için haklıyı haksız ilan ederler.
Hak düşmanlarının, dünyayı fitne ve fesada boğmak isteyenlerin hedeflerini bilmek, en çok kullandıkları üslûplar hakkında bilgi toplamak, planlarından, niyetlerinden, ne tarafa, nasıl bir hamle yapacaklarından haberdar olmak, güçlerini, kabiliyetlerini, bir sonraki niyetlerini, eksiklerini, açıklarını ve zaaflarını tespit etmek, ona göre tedbirler almak, üslûplar geliştirmek, en uygun zamanda veya onlar harekete geçmeden zayıf noktalarından vurmak, çalışmalarını akamete uğratmak, morallerini bozmak, mü’min gönüllerin saflarını sıklaştırmak, dirençlerini artırmak onlara karşı yürütülen mücadelenin vazgeçilmez başarı yollarından olmalıdır. Bu yol asla ihmal edilmemesi gereken bir yoldur. Ülkesini seven, İslâm âleminin, bütün dünyanın güzel günlere yelken açmasını isteyen basiret sahiplerinin başkalarından önde olması fitne ve fesatlara fırsat bırakmayacaktır.
Bu gün devletler bünyesinde istihbarat çalışması yürütecek birimler kurulmuş, dünya çapında iyi veya kötü yönde amansız bir istihbarat savaşı cereyan etmeye başlamıştır. Bu sadece bir bilgi toplama savaşı da değildir. Yönlendirme, organize etme, zemin hazırlama, kundaklama, bölüp parçalama, adam kazanma ve kullanma, şekillendirme ve daha neler neler… CIA’nın ve MOSSAD’ın, OGPU, KGB, İngiliz Entelijans Servis, Çeka, Ohrana ve diğer istihbarat servislerinin yaptıkları dehşet uyandıracak boyutlardadır. İstihbarat örgütleri ve çalışmaları üzerine yapılacak bir araştırma ortaya akıllara durgunluk verecek bilgiler çıkaracaktır.
Son bir buçuk asır içinde istihbarat servislerinin petrol kaynaklarını ele geçirme, pay koparma üzerinde yürüttükleri savaşlarla, işledikleri ve işlettikleri cinayetlerle ilgili bilgiler ciltler doldurur. Satın aldıkları veya çeşitli menfaatler karşılığı kullandıkları adamlar ve bu adamların hıyanetleri insanlık adına tiksinilecek bir yekûn tutar. Petrol kaynaklarının çoğunun üzerinde oturan İslâm âlemini parçalamak, dağıtmak, dağıtılan parçaları birbirine düşman etmek ve bir araya geliş yollarını bütünüyle kapamak uğruna yapılanlar yürekleri yakacak, içleri dağlayacak, akıllara durgunluk verecek derecededir…
Günümüzde hızla ilerleyen teknik dinleme, gözetleme ve takip etme alanlarında yeni ufuklar açmış, müthiş imkânlar sunmuş, uzaya yerleştirilen uydular da devreye girince neredeyse bütün dünya dinlenir ve gözetlenir hâle gelmiştir.
Biz bütün bunların acaba neresindeyiz? İslâm düşmanlarının niyet, plan ve dirençleri hakkında neler biliyoruz? Ne kadar biliyoruz? Bizim elimizdeki imkânlar nedir? Onları nasıl değerlendirebiliriz? Yarınlar için neler hazırlıyoruz? Uzun vadeli büyük planlar ve hamleler için neler yapılmalı; dar zamanlı, ufku, çerçevesi, hedefi belli hamleler için neler yapılmalı? Küfür önderlerinin kirli dünyasını gözler önüne sermek için neler yapılmalı, fitne ve fesat çalışmaları nasıl durdurulmalı? Yapılan propagandaların tesiri altında kalarak zihinlerini toparlayamayanlara, gözleri kamaşıp gerçekleri göremeyenlere, yanlış bilgilerle zihinleri bulandırılıp iyiyi kötüden ayırt edemeyenlere, basireti kıt olup anlara onların iç yüzleri nasıl gösterilmeli? Bunun için neler yapılmalı? Toplanan bilgiler nasıl değerlendirilmeli?
Bunlar hep üzerinde çalışılması gereken hususlardır. Ancak önce lüzumuna inanmak, üzerinde düşünmek, mü’min gönüller olarak bütünleşip kaynaşmak, sarsılmaz kaleler hâline gelmek zorundayız. Bu alanda mütehassıslar yetişmeli, prensipler konulmalı, imkânlar birleştirilmelidir. İçimizden istihbarat örgütlerinin oyuncakları veya maşaları olacak insanlar çıkmamalı, küçük emeller uğruna iki cihan saadeti heba edilmemeli, mevki ve makam hırsına kurbanlar verilmemelidir.
Düşmanın direncini kırmak da önemlidir, iç dünyasını öğrenmek de, emellerini boşa çıkartmak da…
İslâm âlemi, hak ve adâlet, şefkat ve rahmet güçlenmezse zulüm ve acılar güçlenecektir
KAFİRLERİN ÖZELLİKLERİ
1-İman Etmezler
Kâfirlere gelince onları uyarsan da uyarmasan da farketmez; onlar iman etmezler.2/Bakara-6
2-Hz.Peygamberin Peygamberliğini İnkar Ederler
İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kâfirler: Bu elbette apaçık bir sihirbazdır, dediler?.10/Yunus-2
3-Kafirlerin Dostları-Otoriteleri Şeytanlar ve Tagutlardır
Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin ise dostları tağuttur. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar cehennemliklerdir, onlar orada temelli kalacaklardır.2/Bakara-257
Ey Âdem oğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık.7/Araf-27
4-Kafirler Allah’ın Nurunu Söndürmek İsterler
Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.9/Tevbe-32
5-Kafirler Kur’an’ı İnkar Ederler
Sana Kitap'ı kağıtta yazılı olarak indirmiş olsak da, elleriyle ona dokunsalar, inkar edenler yine de, «Bu apaçık bir büyüdür» derlerdi.6/Enam-7
6-Kafirler,Peygamberden İnanmayacakları Mücizeler İsterler
O'na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! dediler. De ki: Şüphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.6/Enam-37
7-Kafirler Allah’ın Ayetlerini İnkar Ederler
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, «İşittik, işittik! İstesek biz de aynını söyleyebiliriz; bu sadece eskilerin masallarıdır» derlerdi.8/Enfal-31
Onlara ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman, inkar edenlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın. Nerdeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: «Size bundan daha fenasını haber vereyim mi? Allah'ın inkarcılara vadettiği ateş! Ne kötü bir dönüştür!22/Hacc-72
8-Kafirler Ahireti İnkar Ederler
Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve onu eğip bükmek isteyen zalimlerdir. Onlar ahireti de inkâr edenlerdir.7/Araf-45
9-Kafirler Öldükten Sonra Dirilmeyi İnkar Ederler
«Hayat ancak bu dünyadakinden ibarettir, biz dirilecek değiliz» dediler.6/Enam-29
10-Kafirler Fakirleri-Güçsüzleri Küçük Görürler
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: «Senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Daha başlangıçta, sana bizim ayak takımı dışında kimsenin uyduğunu görmüyoruz. Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur; biz sizi yalancı sanıyoruz» dediler.11/Hud-27
11-Kafirlerin Kalbleri Birbirine Benzer
Bilmeyenler: «Allah bizimle konuşmalı veya bize bir ayet gelmeli değil miydi?» dediler. Onlardan öncekiler de onların söylediklerinin tıpkısını söylemişlerdi. Kalbleri birbirine benzedi. Kesinlikle inanan kimseler için ayetleri açıklamışızdır.2/Bakara-118
12-Kafirler Mallarını,Allah Yolundan Çevirmek İçin Harcarlar
Şüphesiz ki inkâr edenler mallarını, (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acısı olacak ve en sonunda mağlûp olacaklardır. Kâfirlikte ısrar edenler ise cehenneme toplanacaklardır.8/Enfal-36
13-Kafirler Birbirlerinin Yardımcılarıdır
İnkar edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.8/Enfal-73
14-Kafirler Nankördürler
Bunu kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etmek için yaparlar. Şimdi eğlenin bakalım! Fakat yakında bileceksiniz.16/Nahl-55
15-Kafirler İnfak Etmezler
Onlara: «Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin» denince inkar edenler inananlara: «Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız» derler.36/Yasin-47
«Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?» Onlar derler ki: «Namaz kılanlardan değildik.Yoksulu doyurmuyorduk,batıla dalanlarla biz de dalardık.»74/Müddesir-42-43-44-45
16-Kur’an Ayetleri Kafirlerin Küfrünü Artırır
Bir sure inince, aralarında «Bu, hanginizin imanını artırdı?» diyen ikiyüzlüler vardır. İnananların ise imanını artırmıştır; onlar birbirlerine bunu müjdelemek isterler. Kalblerinde hastalık olanların ise pisliklerine pislik katmıştır; onlar kafir olarak ölmüşlerdir.9/Tevbe-124-125
17-Kafirler Dünyalıkla Övünürler
Doğrusu uyarıcı göndermiş olduğumuz her kentin varlıklı kimseleri, «Biz sizinle gönderilen şeyleri inkar ediyoruz» dediler. Ve dediler ki: «Malları ve çocukları en çok olan bizleriz, azaba uğratılacak da değiliz»34/Sebe-34-35
18-Kafirler Dünya Hayatını Ahirete Üstün Tutarlar
Onlar dünya hayatını ahirete tercih ederler, Allah'ın yolundan alıkoyup onun eğriliğini isterler. İşte onlar uzak bir sapıklık içindedirler.14/İbarahim-3
19-Kafirler Zanla Hareket Ederler
Onların çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Allah, yaptıklarını şüphesiz bilir.10/Yunus-36
20-Kafirler Yaratıkların En Kötüleridir
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkar edenler, şüphesiz içinde temelli kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte bunlar, yaratıkların en kötüsüdürler.98/Beyyine-6
21-Kafirler Batılın Mücadelesini Yaparlar
Biz resulleri, sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kâfir olanlar ise, hakkı bâtıla dayanarak ortadan kaldırmak için bâtıl yolla mücadele verirler. Onlar âyetlerimizi ve uyarıldıkları şeyleri alaya almışlardır.18/Kehf-56
22-Kafirler Hayatın Dış Yüzüne Bakarlar
Onlar, dünya hayatının görülen kısmını bilirler. Onlar, ahiretten habersizdirler.30/Rum-7
23-Kafirlerin Yaptıkları İyi İşler Boşa Gider
….İçinizden dininden dönüp kafir olarak ölen olursa, bunların işleri dünya ve ahirette boşa gitmiş olur. İşte cehennemlikler onlardır, onlar orada temellidirler.2/Bakara-217
24-Kafirler Allah’ın Nimetinden Sadece Dünyada Yararlanırlar
Bırak onları, yesinler, içsinler, keyif sürsünler ve emel kendilerim oyalasın; sonra bilecekler!.15/Hicr-3
25-Kafirler Ahirette “Keşke Müslüman Olsaydık” Diye Hayıflanırlar
İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır.15/Hicr-2
26-Kafirlere Allah ve Melekler Lanet Ederler
İnkar edip de o halde ölenler var ya, işte, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onlaradır.2/Bakara-161
27-Kafirler Allah’a Zarar Veremezler
İmanı inkara değişenler, şüphesiz Allah'a bir zarar veremeyeceklerdir. Elem verici azab onlaradır.3-Ali İmran-177
28-Allah Kafirlere Mühlet Vermiştir
İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azap onlaradır.3/Ali İmran-178
29-Kafirlerin Ne Malları Ne de Evlatları Kendilerine Fayda Vermez
İnkar edenlerin malları ve çocukları, Allah'a karşı onlara bir şey sağlamaz. İşte onlar ateşin yakıtlarıdır.3/Ali İmran-10
30-Allah Kafirlere Hidayet Etmez
Ey İnananlar! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığında onu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez.2/Bakara-264
31-Kafirler Azabı Gördükleri Zaman Tekrar Dünyaya Dönmek İsteyeceklerdir
Orada; «Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim» diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: «Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mi? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız, zalimlerin yardımcısı olmaz.»35/Fatır-37
32-Kafirler Kurtuluşa Eremezler
Ve dünkü gün onun mekanını temenni edenler, ertesi sabah diyorlardı ki: «Vay sana! Şüphe yok ki, Allah kullarından dilediğine rızkı yayıyor ve daraltıyor. Eğer Allah bize lûtfetmese idi elbette bizi de batırmıştı. Ay! Muhakkak ki, kâfir olanlar felâha eremezler.»28/Kasas-82
33-Kafirler Müminleri Saptırmak İsterler
Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve onu eğip bükmek isteyen zalimlerdir. Onlar ahireti de inkâr edenlerdir.7/Araf-45
34-Kafirler Müminlerle Alay Ederler
İnkar edenlere, dünya hayatı güzel görünür, onlar, inananlarla alay ederler, oysa, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar kıyamet günü onların üstünde olacaklardır. Allah dilediğini hesabsız şekilde rızıklandırır.2/Bakara-212