pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 İSLAMDAN SEÇMELER : DİLİNİ ÖĞRENMEK
DİLİNİ ÖĞRENMEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DİLİNİ ÖĞRENMEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2024 Çarşamba

HAYVANLARIN DİLİNİ ÖĞRENMEK

HAYVANLARIN DİLİNİ ÖĞRENMEK

Herşeyi Bilmek İyi mi?

Adamın biri Musa Aleyhisselâm’a:

-Ya Musa, ben bütün hayvanların dilinden anlamak istiyorum. Tur’u Sina’ya gittiğin zaman Allah’tan iste de benim duamı kabul etsin, diyordu.

Musa Peygamber:

-Her şeyi bilmek iyi olmaz. Senin hayvanların dilinden anlamaman daha iyidir. Bu sevdadan vazgeç, dediyse de, adam illâ öğrenmek istiyordu.

Bir gün Musa Aleyhisselâm Tur’a çıktığı zaman Cenab-ı Allah Musa Aleyhisselâm’a:

"-Ya Musa! O kulumun duasını kabul ettim, bundan sonra bütün hayvanların dilinden anlayacak. Yalnız her şeye ehemmiyet vermesin, sonra onun için iyi olmaz." buyurmuştu.

Musa Aleyhisselâm, Tur’u Sina’dan geldikten sonra durumu bildirip her şeyle fazla ilgilenmemesini söyledi. Kendisine selâhiyet verilen adam, akşam ahıra hayvanlarını yemlemeye girmişti. Orada eşekle öküzün konuşmalarına şâhid oldu.

Onlar aralarında şöyle konuşuyorlardı, öküz:

-Yahu eşek kardeş, senin işin ne iyi, bana yazın rahat yok, kışın rahat yok. Sabah olacak çifte koşacaklar, ama sense akşama kadar rahat gezeceksin, diyordu.

Eşeğin öküze nasihati şöyle oldu:

-Bunlar hep senin ahmaklığından… Sen sabah olunca hasta numarası yaparsın, akşamdan sahibimizin döktüğü yemi bile yemezsin. O da sabahleyin seni bu haliyle görünce çifte koşmaktan vazgeçer ve birkaç gün olsun istirahat etmiş olursun, dedi.

Bu sözler öküzün hoşuna gitmişti. Hakikaten yem yemedi ve öyle aç karnına sabaha kadar yattı. Eşek ise öküzün yemlerini bile kendisi yemişti. Tabii bunların bu konuşmalarını sahibi duymuş ve gülerek ahırdan çıkmıştı.

Sabah oldu, adam ahıra girdi ki, öküz aç. Kalkması için birkaç tekme vurdu ise de öküz hastalanmıştı. Adam:

- Bu sefer de onun yerine eşeği koşalım, diyerek aldı tarlaya götürdü

Akşama kadar eşekle çift sürdü. Eşeğin emdiği süt burnundan gelmişti. Akşam eve geldiği zaman öküz rahat rahat geviş getiriyor kendi kendine hakikaten bu iyi bir numara oldu diyordu. Eşek bu işin çekilemeyecek gibi olduğunu görünce öküze başka yoldan akıl verip kurtulmak istedi:

-Öküz kardeş, sen böyle yatarsan sahibimiz seni satacak. Bu gün tarlada beni gören köylüler sordular. O da, zaten tembel bir öküzdü, şimdi de hasta oldu. Yarın kasaba vereceğim, dedi. Eğer yarın’ da böyle yaparsan kendini bıçağın altında bil, diyerek sabahleyen çifte gitmekten kurtuldu.

Adam bunların bu konuşmalarını dinledikçe kendi kendine gülüyor ve:

- Gördün mü ne kadar iyi bir şeymiş hayvanların dilinden anlamak, diyordu.

Ertesi sabah horozla köpeğin konuşmalarına şahit oldu. Horoz:

-Yarın efendinin, öküzü ölecek. Sana müjdem var. İyi bir ziyafet olacak senin için, diyordu.

Adam bunu duyar duymaz hemen pazara götürüp öküzünü sattı ve zarardan kurtuldu.

İkinci gün oldu, köpek horoza:

- Niye yalan söyledin? Hani ziyafet? Adam öküzü sattı kurtuldu, dediğinde, bu sefer horoz:

-Hiç merak etme! Öküzü sattı ama, yarın kölesi ölecek ve onun hayrına mutlaka bir yemek yedirirler. Sen de artıklarından istifade etsen yeter, dedi.

Adam bunu da duymuştu. Hemen pazara çıkarıp kölesini de sattı. Köpek gene ziyafete erişememişti. Horoza:

-Beni ne kandırıp duruyorsun? diye çıkıştı. Horoz:

-Ben yalan söylemem… Ziyafet var dediysem vardır. Efendimiz öküz ve köleyi satarak zarardan kurtuldu ama, yarın kendisi ölecek, işte o zaman ziyafetin büyüğü olacak, dedi.

Adam horozdan bunları duyunca etekleri tutuştu. Ne yapacağını şaşırdı ve doğru Hazreti Musa’nın huzuruna çıkıp durumu anlattı:

-Hakikaten ben yarın ölecek miyim? Bunun bir çaresi yok mu? diye yalvarmaya başladı. Musa Aleyhisselâm:

-Ben sana demedim mi? Her şeye ehemmiyet vermeyeceksin diye… Eğer sen öküzü satmasaydın, o ölecek ve belâ atlatılmış olacaktı. Ama sen onları satmakla başkalarının zarar etmesini istedin. Kendi menfaatini düşünüp başkalarını kendisi gibi hesap etmeyenin hali budur, dedi.

KALP VE DİL İNSANIN HEM EN İYİ VE HEM EN KÖTÜ AZALARIDIR

Hazreti Lokman (Lokman Hekim), yanında yardımcısı ile ava çıkmıştı. Avdan dönerken bir kabile reisi Lokman Hekim’e bir gece misafir kalması için ısrar etti. Lokman Hazretleri de kabul ederek o gece misafir kaldı. Kabile reisi Hazreti Lokman için bir koyun kestirdi. Hazreti Lokman çömezine:

— Kesilen hayvanın en temiz iki azasını kes bana getir, dedi. Çömezi gidip koyunun kalbini ve dilini kesti getirdi. Hazreti Lokman:

— Aferin bildin, dedi.
İkinci gün başka bir kabile reisi, Hazreti Lokman’a bir gece de kendisinde misafir kalması ve evini şereflendirmesi için ısrar edince, Lokman Hazretleri onu da kırmayıp bir gece de onun evinde kaldı.

Orada da ziyafet olarak bir koyun kestiler. Hazreti Lokman gene çömezine bu sefer:

— Hayvanın bana en pis yerinden ikisini kes getir, dedi. Yardımcısı yine hayvanın dilini ve kalbini kesip önüne koydu. Lokman Hazretleri çömezine: — Aferin bunu da bildin. Hakikaten insanın ve hayvanın en pis ve temiz yeri, kalbi ve lisanıdır, buyurdu.
EVLİYANIN KERAMETİ İLE İÇKİNİN ŞERBETE DÖNÜŞMESİ
Bir gün içkiye mübtelâ olan bâzı gençler, torbalarına içki şişeleri koyarak, kıra içki içmeye gidiyorlardı. Giderken, Hasan Sezâî’nin dergâhının önünden geçmeleri îcâbetti. Sezâî Efendi onları görerek;
“Evlâtlar, nereye gidiyorsunuz. Torbaların içindeki şişelerde ne var?” diye sordu.
Gençler, mûziplik olsun diye ve hâllerini gizlemek için gülerek;
“Efendi baba! Kıra gezmeye gidiyoruz. Şişelerimizde de şerbet var.” dediler.
Hasan Sezâî tebessüm edip;
“Peki öyle olsun.” buyurdu.
Gençler ayrılıp gittiler. Kıra vardıklarında sofralarını kurdular. Şişelerindeki içkiyi içmeye başladıklarında hepsi birden çok şaşırdı. Çünkü şişelerin içindeki içkilerin hepsi şerbet olmuştu. Sonra yolda Sezaî Efendi ile karşılaştıklarını ve konuşmalarını hatırladılar. Bu hâlin, o büyük zâtın bir kerâmeti olduğunu anlayıp, tövbe ettiler, artık bir daha içki içmediler.


KİM DAHA KÖTÜ?

KİM DAHA KÖTÜ MÜSLÜMANLARI ÖLDÜRENMİ YARDIM EDENMİ YOKSA SESSİZ KALAN MÜSLÜMANLARMI
Üç Arkadaş oturmuş aralarında hangisinin en kötü olduğunu tartışıyorlarmış.
BİRİ demiş ki en kötü benim,
DİĞERİ demiş ki hayır en kötü benim,
ÖTEKİ demiş hayır hayır en kötü benim.
–..DERKEN oradan bir çocuk geçiyormuş BİRİSİ çocuğa çelme takip düşürmüş ve demiş ki bakın ben kötüyüm..
–..DİĞERİ de çocuğu alıp yere vurmuş ve ağzının yüzünün kanamasına sebep olmuş ve demiş ki hayır ben daha kötüyüm.
–HİÇBİR ŞEY YAPMAYAN demiş ki hayır ben hepinizden daha kötüyüm!
–Neden demişler!
–biz çocuğa çelme taktik, ağzını burnunu kırdık, Sen nasıl en kötü oluyorsun!?
–Siz demiş, bu zulmü yaparken ben sessiz Kaldım ve dövdüğünüz benim öz kardeşim! BEN SİZDEN DAHA KÖTÜYÜM..!
Yıllardır iyilikten başka bir şeylerini görmediği Dostlarını Arkadaşlarını kardeşlerini çocuklarını diri diri mezara gömer gibi onlara yapılan zulümleri seyreden hatta destekleyen bir toplumun hazin hikayesidir bu yani bizim Toplumun hikayesi..