pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 İSLAMDAN SEÇMELER : Nisan 2024

24 Nisan 2024 Çarşamba

İSLAMIN FARZLARI



İSLAMIN FARZLARI
71-ADET HALİNDE KADINLARA YAKLAŞMAMALI
Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever. BAKARA; 222

70-YETİMİN MALINA YAKLAŞMAMALI ,
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. ENAM 152


69-AKRABALIK BAĞLARINI KESMEMELİ
Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. NİSA 1

68-EŞLER VE ÇOCUKLAR HOŞ GÖRÜLMELİ.
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. TEĞABUN 14
67-MALLAR ve EVLATLAR ALLAH’I ZİKİRDEN ALIKOYMAMALI
Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. MÜNAFİKUN 9

66-YAPMADIĞIN ŞEYLERİ SÖYLEMEMELİ
Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? SAFF 2

65-MÜŞRİKLERDEN UZAK DURULMALI
Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. TEVBE 28

64-SUİ ZANDAN SAKINMALI,GIYBET YAPMAMALI, MAHREMİYETİ ARAŞTIRMAMALI
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. HUCURAT 12

63-İNSANLARI ALAYA ALMAMALI VE LAKAPLA ÇAĞIRMAMALI.
Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. HUCURAT 11

62-FASIKIN HABERİNİN DOĞRU OLUP OLMADIĞINI ARAŞTIRMALI
Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. HUCURAT 6

61-YALAN YERE YEMİN ETMEMELİ
Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. ALİ İMRAN 77

60-ZİNA YAPMAMALI
Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. İSRA 32

59- KİBİRLENMEMELİ
Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. NİSA 36

58-ALLAH’IN AZABINDAN KORKMALI
Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. ALİ İMRAN 91

57-SİHİR YAPMAMALI
Düğümlere üfleyen kadınların ( sihirbazların) şerrinden,(Allah’a sığınmak) FELAK 4

57-SİHİR YAPMAMALI
Düğümlere üfleyen kadınların ( sihirbazların) şerrinden,(Allah’a sığınmak) FELAK 4

56-AZGINLIĞI TERKETMELİ
Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır. ŞUARA 9

55-İLİM ÖĞRENMEYE ÇALIŞMALI
İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. FATİR 28

53-ALLAH’IN VERDİĞİNE KANAAT ETMELİ
De ki: Rabbim dilediği kimsenin rızkını, nasibini bollaştırır. Dilediğinin nasibini de kısar. Siz hayır yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerini doldurur. O rızk verenlerin en hayırlısıdır. SEBE: 39

52-ELBİSEYİ TEMİZ TUTMALI
Elbiseni de (daima) temiz tut. MÜDDESİR 4

51-PEYGAMBERE SALATU SELAM GETİRMELİ
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin. AHZAB 56

EBEVEYN ODALARINA İZİNSİZ GİRİLMEMELİ
Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. NUR 58



50-İZİNSİZ VE SELAM VERMEDEN BAŞKALARININ EVLERİNE GİRMEMELİ
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor. NUR 27


49-TOPLUMDA GİZLİ KONUŞMAMALI
O gizli konuşmalar sırf Şeytandandır.(Onu o tezyin eder). Tâ ki mü'minlere hüzün versin. Halbuki o, Allah Te¬âlâ'nın izni olmadıkça, mü'minlere bir şey zarar etmez. Artık (mü'minler Allah Teâlâ'ya tevekkül etsinler. Mücadele 10

48-İÇKİ, KUMAR, FAL OKLARINDAN UZAK DURULMALI
Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. MAİDE 90



47-HELALİ HARAM SAYMAMALI
Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez. MAİDE 87
Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helâl, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının. MAİDE 88


46-MAL İLE CAN İLE CİHAD ETMELİ
Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size?
Allah’a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.
Bunu yapınız ki) Allah, günahlarınızı bağışlasın, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koysun. İşte bu büyük başarıdır. SAFF 10-11-12
45-ALLAH’A YAKLAŞMAYA İBADETLERLE VE CİHATLA VESİLE ARAMALI
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. MAİDE 35
44-SARHOŞ İKEN, CÜNÜP İKEN NAMAZA YAKLAŞMAMALI
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. NİSA 43
43-HELAL KILINAN ŞEYLERİ HELAL BİLMELİ
Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır. MAİDE 5
42-HARAMA BAKMAMALI, HARAMA GÖRÜNMEMELİ
AYET: Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. NUR 30
AYET: Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! NUR 31
41-HARAM KILINAN ŞEYLERDEN KAÇINMALI.
AYET: Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmek-ten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. MAİDE 3
AYET: Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” ENAM 151
40-KADINLARA ZORLA MİRASÇI OLMAYA KALKIŞMAMALI
Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur. NİSA 19
9-BORÇ VERMEDE SENET YAPILMALI VE ŞAHİT TUTULMALI
Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’-tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. BAKARA 282
38-KISAS YAPMANIN FARZ OLDUĞUNU BİLMELİ
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır. BAKAR 178


37-İYİLİK VE TAKVADA YARİŞ ETMELİ, GÜNAH VE DÜŞMANLIKTA YARDIMLAŞMAMALI
Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardım-laşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. MAİDE 2

36-YAKINLARINIZIN ALEYHİNE OLSA DA ALLAH İÇİN DOSDOĞRU ŞAHİTLİK YAPMALI
Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. NİSA 135
Adaletle şahitlik etmeli
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. MAİDE 8

35- KENDİNİZDEN OLMAYANLARI SIRDAŞ EDİNMEMELİ
Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. ALİ İMRAN 118

34- AHİRETTEN ÜMİT KESENLERİ DOST ETMEMELİ
Ey iman edenler! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği, kabirlerdeki kâfirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin. MÜMTEHİNE 13

33-KÜFRÜ İMANA TERCİH EDENLERİ DOST EDİNMEMELİ
Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse , işte onlar, zalimlerin ta kendileridir. TEVBE 23

32-HIRİSTİYAN VE YAHUDİLERE UYULMAMALI
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. ALİ İMRAN 100

YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARI DOST EDİNMEMELİ
Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez. MAİDE 51
30-MALLARI BATIL YOLLA YEMEMELİ
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir. NİSA 29

29- EMANETE İHANET ETMEMELİ
Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. ENFAL 27


28-FAİZİ TERKETMELİ
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın. BAKARA 278

Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. ALİ İMRAN 130

27-RİYA VE GÖSTERİŞTEN KAÇINMALI
Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. BAKARA 264











2 Nisan 2024 Salı

SİZ NASILSANIZ YÖNETİCİLERİNİZDE ÖYLEDİR


SİZ NASILSANIZ YÖNETİCİLERİNİZDE ÖYLEDİR
AMELLERİNİZ YÖNETİCİLERİNİZDİR ONLAR SİZİN ESERİNİZDİR
İnsanlar her zaman layık oldukları yönetim tarzıyla yönetilirler, kendileri iyi olurlarsa yöneticileri de iyi olur, kötü olurlarsa yöneticiler de kötü olur. Zira yöneticiler halkın içinden çıkarlar ve onların bir parçasıdırlar. Tikel tümelin niteliklerini taşır. Bunun için
“Kemâ tekûnû yuvella aleyküm” (Siz nasıl olursanız yöneticileriniz de öyle olurlar).
“A’malüküm ummalükum” (amalleriniz yönetcilerinizdir, onlar sizlerin eseridir) (bk. Acluni, I, 146, II, 127) denilmiştir.
Yüce Allah:
“Davranışları sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer kısmına yönetici yaparız.” (En’am, 6/129)
buyuruyor. Kötü toplumun yöneticisi kötü olur.

Ahirette Cehenneme gönderilecek olan zalim ve kafir halk liderlerini, liderler de onları suçlayıp birbirlerini lanetleyeceklerdir. (bk. A’raf, 7/39; Şuara, 26/99; Ahzab, 33/67)
Haccac’a lanet olsun diyen birine Hasan Basri: “Böyle yapmayın. Çünkü o sizden biri olarak iş başına geldi. Eğer o azledilirse korkarım başınıza daha kötüsü gelir” demişti.

Beyhaki, Ka’b’ın şöyle dediğini nakleder: “Allah her dönemin hükümdarını halkın kalbine göre gönderir. Onları düzeltmek isterse salih birini, helak etmek isterse kötü birini hükümdar olarak gönderir." (bk. İsra, 17/16)
HALKIN KÖTÜ YÖNETİCİLERİ İŞ BAŞINA GETİRMELERİ ONLARDAN RAZI OLDUKLARI İŞARETİDİR
Halkın kötü yöneticileri iş başına getirmeleri Allah’ın onlara gazab etmekte olduğunun, iyi yöneticileri iş başına getirmeleri ise onlardan razı olduğunun işaretidir.

Hz. Peygamber (asm)’in duası:


“Allah’ım, merhametsizleri bize musallat etme.” (Tirmizi, Daâvât, 79).

Müslümanın görevi toplumları ayakta tutan değerleri, özellikle ahlak kurallarını ve Allah korkusunu, hak ve hukuka saygıyı tabana yaymaktır. Toplumu düzlüğe çıkarmanın yolu budur. Düzelen bir toplumda ister istemez, yöneticiler de düzelir.

Toplumdaki kötülüklerin, haksızlıkların ve yolsuzlukların sorumlusu olarak sadece yöneticileri ve aydınları görmek yanlıştır. Kötü gidişattan herkes sorumludur. Zira bunda genel olarak herkesin az ya da çok payı vardır. İyileşmenin ve düzelmenin şerefi de hem yönetenlere, hem de yönetilenlere aittir. Zira toplum yöneteni ve yönetileni ile bir bütündür.

Mü’min toplum ve onun durumu konusunda iyimser olur. Geleceğin hayırlara vesile olacağını düşünür. Din bâkidir, diye inanır. Din düşmanları ne kadar çok, ne kadar zalim ve gaddar olurlarsa olsunlar zorbalıkla dini yok edemezler. Çünkü dinin sahibi ve koruyucusu Hak Teâlâ’dır. Mü’min en kötü şartlarda bile Allah’tan ümit kesmez, karamsarlığa düşmez.

İster dünya ölçeğinde, ister İslam âlemi ölçeğinde, ister millet ölçeğinde düşünün, her şeyin az ve yavaş da olsa iyiye doğru gittiğini görürsünüz. Eğer bunu göremiyorsanız düşünüş biçiminiz ve bakış tarzınız yanlıştır. Toplumu ve yönetici sınıfını değiştirmeden evvel hatalı olan bakış açınızı değiştiriniz. Bu da bilgi ve kültürle, tarihten ibret almakla ve daha önemlisi bunlara ilaveten Hak Teâlâ’ya güvenmekle olur.

Toplumda bir hayli yolsuzluğun, kötülüklerin ve haksızlıkların olduğu doğrudur. Bunları azımsamak veya hafife almak da doğru değildir. Ama iyilerin ve iyiliklerin daha fazla olduğu da bir gerçektir.

Vitir namazı kılarken okuduğu duâda bir mü’min Allah Teâlâ’ya şöyle duâ eder:


“... Allah’ım Sana güveniyoruz, seni en mükemmel şekilde övüyoruz, Sana şükrediyor, nankörlük etmiyoruz. Sana karşı günah işleyenleri terkediyor ve mevkilerinden alaşağı ediyoruz!”


Bir Müslüman, yönetilenler kadar yöneticilerin de düzelmeleri için Allah’a duâ eder. Allah samimi duâları kabul buyurur.

“Allah’ım bize merhamet etmeyenleri bize musallat kılma!”

1 Nisan 2024 Pazartesi

Dinde sabun gibidir, sabunu kullanmazsan temizlenemezsin, dini yaşamazsan, düzen gelmez

 


Dinde sabun gibidir


Dine pek inanmayan bir sabun imalatçısı bir gün konuşmakta olduğu bir hocaya, “sizin anlattığınız dinin dünyaya bir faydası olsaydı, insanlara bir iyilik getirseydi, aradan geçen bunca zamana rağmen hala kötülük ve kötü insanlar kalır mıydı?”der.

Hoca efendi adamın yüzüne şöyle bir baktıktan sonra:
“ – Senin yaptığın sabunlar da bir işe yaramıyor anlaşılan. Zira bir işe yarasaydı, ortalıkta hâlâ kir ve pislik kalır mıydı? der.

Sabuncu itiraz eder: “ Adamlar sabun kullanmıyorlarsa benim suçum ne?”
Hoca efendi hemen taşı gediğine koyuverir: “ Peki insanlar dinin getirdiklerine uymuyorlarsa dinin suçu ne? Eğer dinin kuralları uygulanırsa ve her alanda dine uygun yaşanırsa tüm dünyaya iyilik ve düzen gelir

BİR MUCAHİDİN AJAN OLMA KISSASI​

BİR MUCAHİDİN AJAN OLMA KISSASI​

Hikayemiz genç bir mucahidin livanın birinde Allah rızası için mesul olarak görev yapmasıyla başlıyor.

Bu genç bekardı ve kendisini ribata ve makarına adamış, kendisinden bekleneni yerine getirmiş ve hiçbir sorun yaşamamıştı.

Bir gün bu mucahid, cephelerinde önemli ve hassas görevlerden birine atandı ve kendisinden yeni işinin ayrıntılarını kimseye anlatmaması istendi.

Ancak bu genç kardeşin mucahidlerle takılan (güvenilir) yakın bir arkadaşı vardı ve ona tüm sırlarını anlatırdı ve bir gün onunla buluşup geceyi birlikte geçirdiler, sonra ona yeni işinin ayrıntılarını anlattı ve kimsenin bilmemesi gerektiğini rica etti. Arkadaşıda cevap olarak endişelenmemesini ve aramızda kalacağını söyledi.

Birkaç gün sonra arkadaşı (güvenilir olan) bir grup arkadaşıyla buluştu ve konu konuyu açarken "falan falan kişi nerede göremiyoruz, ne yapıyor?" dediler.
Güvenilir arkadaş cevap vererek: "Falanca kişi işleri çok büyümüş, falanca komutayı devralmış ama kimseye söyleme dedi." Siz benim yakın arkadaşlarımsınız ve ben kimseye konuşmayacağınızı biliyorum. İnşaallah bu konu buradan çıkmasın dedi.

Nitekim gençler (güvenilir olanlar) ihmal etmemişler ve çevrelerindeki tüm güvenilir insanlarla konuşmuşlar ve güvenilir kişiden diğerine güvenilir kişiden diğerine konu mucahid kisvesi altında saklanan ajanlardan birine ulaştı.

Bunun üzerine ajan, dış devletlerle (koalisyon) temasa geçerek falanca kişi üzerinde falanca bir konu üzerinde çalıştığını söyledi ve konu hakkında tam bilgi topladıktan sonra koalisyona tüm bilgileri verdi.

Bunun üzerine istihbarat, elemanından ona yaklaşmasını ve onu işe almasını istedi ve ona tüm planı verdi. Böylece ajan, kurnaz yöntemlerle o mucahitle yakınlaşmaya ve onunla dostane bir ilişki kurmaya çalıştı.

Ta ki ajan ile hedeflenen mucahid arasındaki ilişki sıklaşana kadar, ajan mucahid hakkında bir çalışma yürütüyordu ve onun parayla baştan çıkarılması zor bir kişi olduğunu anlamıştı, ancak hala bekar olması ve (maddi imkansızlık nedeniyle) evlenememesini fark etti ve bunu bir fırsat olarak gördü.

Bir gece onu kendisiyle bir akşam geçirmek üzere davet etmiş ve konu konuyu açarken, “Neden evlenmiyorsun?” diye sordu. “Param yok, o işler biraz zor.” diye cevap verdi. Ajan "merak etme, benim bir tane akrabamın kızı var, nasip olursa mehirsiz evlenirsin" dedi.

Daha sonra kızın ailesinin öldüğünü, akrabalarının ise çok uzakta olduğunu söyleyerek, birbirini anlamak ve daha fazla tanımak için kız ile internet üzerinden görüşmesini önerdi.

Genç mucahid ilk baş reddetti, ardından ajan birkaç hafta boyunca kızla iletişim kurması için genç mucahidin fikirlerini değiştirmeye çalıştı.

Sonunda zavallı genç ne yazık ki tuzağa düştü ve numarayı alıp kızla (koalisyon ajanı) iletişim kurmaya başladı, böylece konuşma 'birbirimizi tanıma ve nezaket ve saygı' çerçevesinde başladı.

Zavallı genç, kendisini kötü niyetli bir şekilde kandıran o kıza gün geçtikçe aşık olmuş ve bu kibar konuşma, şeytanın dokunuşlarıyla aşk sözlerine ve tatlı flörtlere dönüşmüştü.

Aşama, yazılı görüşme aşamasından sesli görüşme aşamasına, sesli görüşme aşamasından da görüntülü görüşme aşamasına geçti.

Bir gece o kız, o genci aradı, onu şeytani bir şekilde ayarttı, evine davet etti ve onunla birlikteyken bir (gizlice) video kaydetti.

Bunları ertesi sabah yabancı bir numaradan gelen mesajlar takip ediyor ve ona kayıtlar ve konuşmalar gönderiyor, bunun "İttifak" olduğunu söylüyor ve ondan ya koalisyon için çalışmasını ya da görüntülerinin ifşa olacağını söylüyor.

Bu zavallı genç korktu ve ne yapacağını bilemedi ve onlara 'geçici' olarak onay verdi.

iki gün sonra ajan arkadaşı onu ziyaret ederek, kendisininde koalisyonla çalıştığını, endişelenmemesi gerektiğini, aylık maaşının olacağını, işlerinin yoluna gireceğini ve bunu kimseye açıklamayacağını söyledi.

Gerçekten de, o zavallı genç koalisyonla ittifak yapıp mucahidler hakkında düzenli olarak haber ve bilgi göndermeye başladı. Ta ki casus soruşturmasında yakalanıp tutuklanıncaya kadar...

Hikâyeden alınacak derse gelince;

1- Sırrınızı kimseye vermeyin.
2- Diliniz, afetiniz olabilir.
3- Şeytanın tuzaklarından sakının ve onun adımlarına uymayın. Çünkü küçük bir günah, büyük bir günaha yol açar.
4- Kötü arkadaşlıklardan sakının.
5- Günahınız ne kadar büyük olursa olsun geri dönüp tövbe edebilirsiniz.
6- Tevbe ettikten sonra kendinizi düzeltebilirsiniz.

İSLAMDA GÖRGÜ KURALLARI(ADAB-I MUAŞERET)



75 -İSLAMDA GÖRGÜ KURALLARI(ADAB-I MUAŞERET)
Sayın okurlarım bu konu çok önemsediğim bir konu tamamını okuyun lütfen pişman olmayacaksınız.
İslam her konuda olduğu gibi adab-ı muaşeret konusunda da Müslümanlara yol gösterir. Oturma, kalkma, selamlaşma, ziyaret v.b bütün sosyal faaliyetlerimizde nasıl davranmamız gerektiği konusunda bize yol gösterir ışık tutar. Sizlerle birkaç tanesini paylaşarak İslam’ın nasıl insan yaşantısının her evresinde, her döneminde, her anında, her hareketinde, her işinde, sosyal, siyasal, ekonomik, bilimsel, tarihsel v. b her alanda sürekli canlı olduğunu sürekli güncel olduğunu, hayatın tam içinde olduğunu göstermek istedim. İşte size birkaç örnek.
1-SELAM VERMEK: Dinimiz İslam iki Müslüman karşı karşıya geldiğinde birbirlerine selam vermek gerektiğini bize bildirir. (Esselamü ğaleyküm verahmetullah) ” Allah’ın selamı ve rahmeti üzerine olsun” Görüldüğü gibi Müslüman Müslümanla karşılaştığı zaman , ilk işi ona dua etmektir. Ne güzel bir uygulama sana dua eden birisinin hakkında kötü düşünmek mümkün müdür? O kişiye karşı bir sevgi ve dostluk beslemez misiniz? Nitekim Peygamberimiz(sav)
HADİS: ”Selam toplumda sevgi ve muhabbetin artmasına sebep olur.”(Buhari.cenaiz.2)
Buyurmaktadır. Selamı alan kişide duaya karşılık dua ile cevap verir.(ve aleykümselam ve rahmetullah)”Allah’ın selamı ve rahmeti senin ve hepimizin üzerine olsun. Diye onun duasına dua ile karşılık vermektedir. Aslında daha güzeli ile cevap vermek daha güzeldir bunu kim söylüyor Kuran-ı kerim
2- SELAM ALMAK FARZDIR
AYET: (Nisa-86)” Siz bir selam ile selamlandığınız zaman sizde ondan daha güzeli ile karşılık verin. Veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah(cc) her şeyin hesabını gereği gibi yapandır” Görüldüğü gibi Allah(cc) selamın daha iyisi ile karşılık vermemizi ama en azından aynı ile cevap vermemizi bizden istiyor. Daha iyi cevap şudur.(Aleykümselam ve rahmetullahi ve berakatüh.)” Allahın selamı, rahmeti ve bereketi senin ve hepimizin üzerine olsun.
Selam konusunda Kuran-ı kerimde birçok ayet mevcuttur. Merak eden okuyucularım için birkaç tanesinin ayet numarasını veriyorum. Bakınız(Nisa.94,Enam.54,Araf.46,Yunus.10,Hud.48,Hud.69,Rad.24,İbrahim.23,Hicr.52,Nahl.32,Meryem.15,Meryem.33,Meryem.47,
Meryem.62,Taha.47,Nur.27,Nur.61,Furkan.63,Furkan.75,Neml.59,Kasas.55,Ahzab.44,Ahzab.56,Yasin.58,Saffat.109,Saffat.120,
Saffat.130,Saffat.181, Zümer.73, Zuhruf.89,Zariyat.25,Vakıa.26,Vakıa.91,Mücadele.8,
Sayın okurlarım görüldüğü gibi
Allah(cc) selam konusuna büyük önem vermiştir.
3-KUSURLARI GİZLEMEK
Sayın okurlarım bir şahsın hakkında hoşuna gitmeyecek yazı yazmak, televizyon, radyo, gazete, internet, dergi ve gazete gibi; Topluma yayın yapan basın, yayın yoluyla duyurmak çok daha korkunç bir günahtır. Bugün sabahtan akşama kadar televizyonlarda kadın programları yapılmakta bu programda dinimizin yasakladığı dedikodu milyonların gözü önünde yapılmaktadır. Sadece dedikoduda değil, bunun yanında dinimizin yasakladığı iftira, zan, mahremiyet ve günahların ilanı v.b birçok günah işlenmektedir. Dedikoduyu yapanla onu dinleyenin günahı aynıdır. Gıybeti dinlememeli, veya gıybeti yapılan kişi savunulmalı, veya oradan uzaklaşılmalıdır. Bakın peygamberimiz(sav) ne buyuruyor.
4- GIYBET ETMEMEK
HADİS:” Bir kimse, yanında gıybeti yapılan bir mümini gücü
yettiğince savunmazsa; Allah o kimseyi kıyamet gününde insanların içinde rezil eder.(Taberani)
HADİS: ”Her kim gıyabında mümin kardeşinin kusurlarının söylenmesine mani olur, örterse Kıyamet gününde Allah’ta onun kusurlarını örter.(İbni ebud dünya)
Sayın okurlarım dirilerin gıybetini yapmak günah olduğu gibi, ölülerin gıybetini yapmakta günahtır.
HADİS: ”Ölülerinizin güzel hallerini zikredin; Kötülüklerini söylemekten çekinin.”
HADİS: ”Bir kişi Allah’ın rızasına muvafık olan bir kelimeyi konuşur. O kelime ile Allah’ın rızasına kavuşacağını zannetmez. Halbuki o kelime sebebiyle kıyamete kadar, o kimseyi rızasını kazanmaya muvafık kılar. Bir kimsede Allah’ın gazabını tahrik edecek bir kelime konuşur da o kelimeyle Allah’ın gazabına uğrayacağını zannetmez. Halbuki yüce Allah(cc) o kelime sebebiyle ona gazab eder.(Tirmizi)
HADİS: ” Miraca çıkarıldığım zaman bakırdan tırnakları bulunan bir kavme rastladım. O tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırnaklıyorlardı. Ey Cebrail bunlar kimlerdir dedim. Bunlar gıybet ederek insanların ölülerinin etlerini yiyen ve onların vakar ve haysiyetine dokunanlardır dedi.”(Ebu Davut)
5- BOŞ SÖZ KONUŞMAMAK
Sayın okurlarım Müslüman kişi yaramaz bir söz işittiği zaman ondan yüz çevirmelidir. İşte
AYET:(Kasas-55) ”Bunlar(müminler) yaramaz bir lakırdı işittikleri zaman bundan yüz çevirirler.”
AYET:(Müminun.3)”Öyle müminler ki onlar boş lakırtılardan ve faidesiz şeylerden yüz çeviricidirler’’.
AYET:”(İsra-36)” Çünkü kulak, göz, kalp bunların her biri bundan mesuldur.”
HADİS: Hz Peygamber(sav) namaz kılmak için kalktığında Malik .B.Duhşum nerededir ? diye sordu. Ashaptan bir şahıs O münafık Allah’ı ve resulu’nu sevmeyen bir adamdır. Dedi. Resulu Ekrem ona sus bir daha bunu söyleme Onu Allahın rızasını dileyerek Lailahe illallah Muhammedur resulullah derken görmüyor, duymuyor musun buyurdu.”
HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki Ey diliyle iman edip, imanları kalplerine inmeyen topluluk. Sakın Müslümanları çekiştirmeyin. Onların gizli hallerini araştırmayın. Zira kim Müslümanların gizli kusurlarını araştırırsa Allah’ta onun gizli kusurlarını açığa çıkarır. Kiminde Allah(cc) gizli kusurlarını açığa çıkarırsa Allah(CC) onu evinin içinde rezil eder.”(Ebu Davut, Tirmizi) Sayın okurlarım Peygamberimizin(sav) Kul hakkı yiyenler müflistir. Ne kadar ibadet ederlerse etsinler. Eğer yaptıkları kul hakkı ibadetlerinden azsa hakkını yediği kişiler haklarını alınca elinde sevap kalmaz ve başkalarının günahını yüklenerek cehenneme girer. Buyrulmuştur. En büyük kul haklarının başında da gıybet gelir. Gıybetini ettiği kişi hakkını helal etmedikçe Allah(cc) gıybet edeni bağışlamaz.
HADİS: Gıybet eden kişiler sevaplarının gıybetlerini ettikleri kimseye verileceğinin bilseler ve gıybetlerini yaptıkları kişilerin günahlarının da onların sırtına yükleneceğini bilseler. Pek çok ağlar ve nedamet duyarlar. ve tövbe istiğfar ederler.
HZ ÖMER(ra) Buyurdu ki ”Allah’ı zikredin, çünkü Allah’ı zikir şifadır. Gıybet etmeyin çünkü gıybet derttir. Buyurmuştur. Peygamberimiz(sav) Buyurdu.
HADİS:” Gıybet zinadan daha büyük bir suçtur. Sahabeler nasıl olur ya Resululllah diye şaşarak sorarlar. Buyurdu ki Kişi zina edikten sonra günahına tövbe edipte Allaha yönelirse Allah(cc) bu kişinin tövbesini kabul eder. Fakat gıybet eden kimsenin tövbesini kabul edip günahını bağışlamaz. Ta ki gıybetini ettiği kimse kendi hakkını helal edinceye kadar. (ibni Hıbben)
HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki. Kıyamet günü kişiye amel defteri verilip te okuduğunda bakacak ki orada Dünyada iken işlemediği bir takım iyilikler yazılı, kişi ben bunları işlemedim. Diye itiraz edecek. Allah(cc) ey kulum o iyilikler senin gıybetini yapanların iyilikleridir. Aynı şekilde işlemediği günahların da defterde olduğunu görecek yarabbi ben bu günahları işlemedim diyecek. Allah(cc) O günahlar gıybetini yaptığın kişilerin günahlarındır denilecek(Buhari-Müslim)
HASAN BASRİ: (ra) Birisinin kendisi hakkında gıybet ettiğini duysa hemen o adama bir adet altın gönderirdi. Ve derdi ki söyleyin ona bu para benden aldığı günahların ve bana bağışladığı sevapların karşılığıdır. Derdi. Anlayana sivrisinek saz. Anlamayana davul zurna az. Müslüman kardeşini alaya alan ve gıybetini yapan kişiye azap olduğunu Kuran-ı kerim şu ayette de bildiriyor.
6- ALAY ETMEMEK:
AYET:(Hümeze-1)”Kardeşini gıybet ve alaya alan kişiye azap vardır.”
Müslüman söylenen her söze inanmamalı doğruluğunu araştırmalıdır. Acaba gerçekten bu söz söylenmiştir. Yoksa sözü getiren yanlış mı getirmiştir.
7- HER DUYDUĞUNA İNANMAMAK:
Nitekim Kuran-ı kerimde
AYET:(Huccurat-6)”Ey iman edenler. Bir fasık gelip size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın ki yanlışlıkla bir cemaate fenalık yaparsınız da yaptığınız işe sonradan pişman olursunuz.”
O nedenle birisi size gelip falanca şöyle dedi senin için dedi derse hemen inanmayıp araştırma yapmalıdır.
8- İFTİRA ETMEMEK:
Nûr / 23. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ
Kötülüğü aklından geçirmeyen iffetli mü’min kadınlara zinâ isnâdında bulunanlar, dünya ve âhirette lânetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.
Nûr / 4. Ayet
وَالَّذ۪ينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِاَرْبَعَةِ شُهَدَٓاءَ فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَان۪ينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً اَبَدًاۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَۙ
İffetli kadınlara zinâ suçu isnat edip de sonra dört şâhit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Böylelerinin şâhitliğini ebediyen kabul etmeyin. Çünkü onlar fâsıkların tâ kendileridir.
Sayın okurlarım görüldüğü gibi sadece iftirayı atan değil bu iftirayı yayanlarda büyük günah işlemiş oluyorlar. O halde bir iftira duyduğumuzda şöyle hareket etmeliyiz.
A- İftirayı atan kişi derhal susturulmalıdır.
B-Hemen o kişiyi o toplumdan uzaklaştırmalı
C- Bunu başaramadıysak yani iftira atıldı ise suçlanan kişi savunulmalıdır.
D- Israr ederse gözünle gördün mü? diye sorulmalıdır.
E-Gördüm derse 4 şahidin var mı? diye sorulmalıdır.
F- Var derse şahitlerin güvenilir midir? Diye sorulmalıdır.
G-Israra devam ederse susmalı ve bu iftirayı asla başkalarına anlatmamalıdır. Yayılması engellenmelidir.
9- MECLİSE GELENE YER AÇMAK: ” Mümin bulunduğu meclise biri geldiğinde ona yer açar ve kalkar. İşte
EY İMAN EDENLER MECLİSE BİRİ GELDİĞİ ZAMAN O KİŞİYE YER AÇIN SİZE YER AÇIN DENİLİNCE GÜCENMEDEN YER AÇIN MECLİSE BİRİ GELDİĞİNDE GÜCENMEDEN KALKINKİ DERECENİZ YÜKSELSİN
AYET:(Mücadele-11)”Ey iman edenler. Meclise biri geldiği zaman o kişiye yer açın size yer aç denilince gücenmeden yer açınki Allah(cc) size genişlik versin. Meclise biri geldiğinde kalkın denilince gücenmeden kalkın ki Allah(cc) Sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah(cc) yaptıklarınızdan haberdardır.”
Sayın okurlarım görüyorsunuz ki Kuran-ı kerimin bahsetmediği hiçbir konu yoktur. Üstelik açık açık ayet olduğu halde ne hikmetse bu ayete de uyulmamaktadır. Farkında iseniz bu ayette fakir, zengin, küçük ,büyük, genç, ihtiyar, kadın, erkek, çocuk, büyük ayırımı yoktur. Demek ki bir toplumda otururken dışardan birisi geldiğinde küçük, büyük, kadın, erkek kim olursa olsun. Ona yer açıp ayağa kalkmalıdır. Dalgınlıkla bunu yapmadıysak birisinin gelene yer aç demesine gücenmemelidir. Böyle yapanları Allah(cc) derecelerini arttırmakla müjdeliyor. O kişileri övüyor O halde Allah’ın övgüsüne mazhar olmak istiyorsak gurur kibir yapmadan gelen kim olursa olsun ayağa kalkmalı ve yer göstermeliyiz. Kuran-ı kerimin işimize gelenlerine değil tüm ayetlerine riayet etmek zorundayız.
10-AKRABA VE DOSTLARIN SOFRASINA OTURMALIDIR.:
Evet işte size çok ince, çok manidar, çok hoş bir ayet. İnsan gerçekten Kuran-ı okudukça ufku açılıyor. İnsanlığı, terbiyeyi, yaşamı, oturup kalkmayı akrabaya ve dostlara davranışı her şeyi ama her şeyi öğreniyor. İşte o güzel
AYET:(Nur-61)”Bütün akrabalarınızın ve dostlarınızın evlerinde yemek yemeniz ne güzeldir. Toplu halde veya ayrı ayrıda yiyebilirsiniz.”
Aman Allah’ım şu inceliğe bakar mısınız? Şu güzelliğe bakar mısınız? Buyuruyor ki Allah(cc) Bir dostunuzun bir arkadaşınızın evine gittiniz. Yemek hazır ve yemeğe davet ediliyorsunuz. Hemen nazlanmadan oturun ister beraber ister ayrı ev sahibi nasıl uygun görürse öyle oturup yiyin. Burada birçok mesaj var. En önemli mesaj dostunu sevindirmek onunla bir şeyleri paylaşmak. Akrabalık ve dostluğun pekişmesini sağlamak.
Sayın okurlarım az sonra yazacağım ayette daha da şaşıracaksınız.
11-EVLERE GİRERKEN SELAM VERİP İZİN İSTENMELİ:
Müminler başkalarının evine girerken izin istemeli, seslenmeli, selam vermeli, ev sahibi ses vermezse veya müsait değilim derse gücenmeden derhal dönmelidir. Kim diyor bunu çok şaşıracaksınız ama Kuran diyor Kuran işte
AYET:(Nur-27)”Ey iman edenler. Kendi evinizden başka evlere geldiğinizi fark ettirip (izin alıp seslenip)Ev halkına selam vermedikçe o eve girmeyin. Bu hayırlıdır sizin için.”
AYET:(Nur-28)”İçeriden ses verilmeden evlere girmeyin. Eğer size geri dön denilirse, gücenmeden hemen dönün. Çünkü bu sizin için daha güzel bir davranıştır.”
Sayın okurlarım heyecanımı bağışlayın nasıl heyecanlanmam bize sadece arapçasını ezberle namazda oku cenazede oku. Okuman bitince öpüp başına koy ve yüksek yere kaldır denilen Kur’an’ın nasılda hayat kitabı olduğunu nasılda başkasının evine girerken bile nasıl davranmamız gerektiğini bize bildiriyor. Doğrusu bende bu ayetleri ilk gördüğüm zaman şaşırmıştım olmaz demiştim. Bu kadar ayrıntı olamaz demek ki oluyormuş. Bizim kafamızda oluşan şey şuydu. Kuran-ı kerim kutsal bir kitap ve içinde cennet, cehennem, Ahiret, kıyamet, ibadet, böyle şeyler olur sanıyordum. Bu kitabın hayat kitabı olduğunu Yaş ve kuru olmamak üzere her arayanın aradığını bu kitapta bulabileceğini iyice kabul ettim kendimi inandırdım. Ondan sonra okuduğumda imanımın arttığını hissettim çok şükür.
Siz sayın okuyucularım arasında da benim kapıldığım hisse kapılan olabilir diye anlattım bunları. Hele şimdi mealini vereceğim ayet sizi gerçekten çok şaşırtacaksınız. Buyurun okuyun.
12-MÜMİN EŞİYLE YATAK ODASINDA İKEN KÜÇÜK ÇOCUKLARI İZİN ALMADAN ODAYA GİRMEMELİDİR: Gördünüz ya sizin, bizim en mahrem konularımıza nasıl açıklık getiriyor. Bizlere nasıl yol gösteriyor. Bu ayette öyle ibretler var ki şaşarsınız. İşte
AYET.(Nur-58)” Ey müminler içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olan çocuklarınız. Sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman)sizden 3 defa izin istesinler. Bu vakitler mahrem yerlerinizin açık olduğu zaman olan 3 vakittir. Bu vakitler dışında bir mahzur yoktur.”
Evet sayın okuyucularım pedagoklar, çocuk psikologları, çocuk sosyologları, bu ayeti okusalar veya anne babalar bu ayeti okusalar. Problem kalkar. Ergen çocukların yanında soyunmak zaten yasakta ergen olmayan çocukların yanında çıplak durmayı yasaklıyor Kuran Ah, ah yaralarımız ne kadar derin görüyor musunuz? Kurandan uzak olmamızın bedeli ne kadar ağır görüyor musunuz? Bırakın çocukların yanında çıplak olmayı günümüz insanı çocuklarıyla aynı yatak odasında hatta karı koca aralarına çocukları alıp yatıyor. Onların yanında halvet oluyor. Peki o çocukların ilerde sapık ve saplantılı olmasına kim sebep oluyor biz. Vallahi sadece şu ayeti psikologlar ve sosyologlar, çocuk bilimcileri incelese yüzlerce cilt kitap yapar ve sadece bu ayete uyulsa binlerce çocuğun homoseksüel, lezbiyen, sapık olmaları önlenmiş olur. Rabbim sen ne büyüksün sen bize Öyle bir kitap gönderdin ki her derde deva ama heyhat senin kitabını okuyan yok okuyan olsa bile anlayan yok anlayan olsa bile uygulayan yok. Ey din kardeşim lütfen eğilelim artık şu mübarek Kurana ayrılığımız bitsin Kuranın ve bizim hasretimiz bitsin. Buluşturun bizi artık Kuranla ne olur. Bakın biz kaybettik hiç değilse neslimiz kaybetmesin. Oğluna kızına ev araba alma kızına oğluna kuran ahlakı al.
13- ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLAR İZİN İSTEMELİDİR:
”Mümin eşiyle yatak odasında iken yanlarına gelecek olan ergenliğe ermiş genç çocuklar yabancı gibi izin istemlidir.
AYET:(Nur-59)” Çocuklarınız erginlik çağına erdikten sonra bu üç vakitte yabancıların izin istediği gibi izin istesinler.”
Sayın okurlarım şimdi sorarım size acaba kaç kişi bu ayetlerin gereğini yerine getiriyor. Çok az kişi olduğunu tahmin ediyorum. Dinimizde doğru bildiğimiz çok fazla yanlışlar var.
14-MÜMİN; MÜMİN KARDEŞİNE ALLAH RIZASI İÇİN FAİZSİZ BORÇ VERİR: İşte size uymadığımız bir ayet daha uymadığımız değil belki de duymadığımız bir ayet. Bir ayet değil yanlış söyledim birkaç ayet. Bugün evlerimizde, ceplerimizde bereket yoksa hepimiz ben dahil geçim sıkıntısı çekiyorsak. Kazandığımız para bize yetmiyorsa tek sebebi var faiz tek suçlu var faiz.
İnşaallah ilerde bu konuyu ayrıntısı ile inceleriz. Peki neden hepimiz faize bulaştık çünkü şimdi yazacağım ayetleri yapmıyoruz da ondan. Yardımlaşma birbirine iş görme bitti. Kardeş kardeşe bile iş görmez oldu. Ne yaptık bizde bankalardan faizli borç para aldık. Maaşımızı bankalara yatırır olduk. Yeni haberlerde dinledim şu an 41 milyon kişinin bankalara borcu var. Böyle bir millette bereket huzur olur mu? Böyle bir memleket kalkınır mı? Şu ayetlerin gereğini yerine getirseydik faiz belasına bulaşmazdık vah bize vah. İşte ayetler.
AYET:(Maide-12)”Allaha güzel borç verirseniz. İhtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz ve karşılıksız verirseniz. Andolsun ki günahlarınızı örterim ve sizi cennetime sokarım”
Duydunuz değil mi? Eğer ihtiyacı olan birine faizsiz ve karşılıksız borç verirseniz bana güzel bir borç vermiş olursunuz, bende günahlarınızı silerim ve sizi cennetime koyarım buyuruyor Rabbim. Aman Allah’ım ne büyük lütuf anlayabilene ikinci
AYET:(Hadid-18)”Allah rızası için faizsiz borç verenlere verdiklerinin karşılığı Allah(cc) tarafından kat kat verilir. Onlara büyük mükafat vardır.” Başka
AYET:(Tegabün-17)”Eğer Allah rızası uğruna borç verirseniz. Allah onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah(cc) çok mükafat verendir.”
Şimdi bu ayetleri okuyunca şöyle söyleneceksiniz. İyi ama adama borç veriyorum adam paramı vermiyor. Beni atlatıyor diyorsunuz biliyorum ama gene Kur’an’a uymadığınız için sıkıntı çekiyoruz. Kuranın en uzun ayeti
15-ALIŞVERİŞTE İMZA ALIN VE İKİ KEFİL BULUNDURUN
AYET:(Bakara-282)inci ayet diyor ki; Alışveriş yaptığınızda yaptığınız alışverişi mutlaka yazın ve yanınızda iki şahit bulundurun, sen ne yaptın senet almadan, şahit bulundurmadan adama borç verdin adamda şimdi vermiyor görüyor musunuz ayetleri uygulamamanın zararını; Kaldı ki diyelim ki senet aldınız ikide şahit imza attı kefil oldu. Ödeme günü geldi sana borcu olanın durumu yok iflas etti kefillerinde durumu bozuk ne yapacaksın şimdi bak Kuran ne diyor oku.
16- SİZE BORÇLU OLAN ÖDEYEMİYECEK DURUMDA İSE ALACAĞINIZI ALMAYIN ZEKAT VEYA SADAKAYA SAYIN
AYET:(Bakara -280) ”Eğer alacaklı olduğunuz kişi darlık içinde ise eli genişleyinceye kadar. Ona mühlet vermek gerekir. Eğer gerçekleri anlarsanız yani ödeyemeyecek durumda ise bunu zekata veya sadakaya saymanız sizin için daha hayırlıdır.”
Baştan beri ne diyoruz Kuran-ı kerimin çözemediği değinmediği problem yok sadece onu okuyup uygulamak bize yeter. Sayın okurlarım İslam’da adabı muaşeretin tamamını yazmam mümkün değil maksat hasıl oldu sanırım.